9. Kök Ortamı
 
Saksılı süs bitkilerinde 0 torf en çok kullanılan kök ortamıdır. Torfun kuruyunca nemlendirilmesi zor olduğundan içine polyetilen sorbiten yağ asidi esterleri katılır. Bunlardan 100-150 ml alınıp, 20L’lik suda çözündürüldükten sonra, 1 m3 torfa, torf karıştırıcı içindeyken, püskürtülerek uygulanır. Bu nemlendirici polimerler, su emici özelikleriyle torfun nemlendirilmesini sağlarlar.
0 torf yerine, u torf+% süper iri perlit (çapı 1-5 mm) kullanılması, torfun nemlendirilmesini kolaylaştıracağı gibi, su tutmasını azaltıp, havalanmasını arttırarak, ısınmasını da çabuklaştırır. Torfa kuru gübreler karıştırılacaksa, torf kuruyken karıştırılmaları, homojen dağılımı sağlar. Toz gübreler ıslak torfa katılırsa, dağılım düzensiz olur. Taneli gübreler ise, toz gübrelerden daha iyi karışır. En iyi nemlendirme yöntemi, karıştırıcı çalışırken, kuru torf üzerine sürekli su püskürtmektir.
Torf+perlit karışımı, yabani ot tohumu, hastalık zararlı ve toksik madde içermediği gibi, fiziksel özellikleri yönünden de çok uygun olup, iyi havalanan ve su tutma kapasitesi uygun olan bir ortamdır.
Genelde yetiştiriciler, kendi kök ortamlarını hazırlamakta, bir kısmı da hazır ticari ortamları kullanmaktadır.
Bu ortamlar, anaç bitki üretiminde ve çiçekli Atatürk çiçeği yetiştiriciliğinde, kullanıldığı gibi, çeliklerin köklendirilmesinde de kullanılmaktadır. Çeliklerin köklendirilmesinde en çok perlit, kalıp haline getirilmiş kaya yünü, oasis süngeri ve özel tarımsal sert lastik süngerleri, jiffy tabletleri (sıkıştırılmış torf tableti), torf, torf+perlit (P-P), torf+perlit(u-%) ve torf+vermikulit (P-P) kullanılır. Bu ortamlar temiz, kolayca kullanılan, fiziksel özellikleri yönünden, özellikle iyi havalanma ve su tutma kapasitesi bakımından, çeliklerin çabuk köklenmesini sağlayan ideal ortamlardır. Bölümümüzde çeliklerin köklendirilmesinde süper iri perlit kullanılmaktadır.
Köklü çeliğin dikileceği kök ortamı, uygun tuzlulukta, iyi havalanan, geçirgen ve organik maddece zengin bir ortam olmalıdır. En uygun ortamlar, pH’ı ayarlanmış yeterli seviyede besin elementleri, temel gübre katılarak, EC’si uygun duruma getirilmiş olan 0 torf veya daha uygun olarak u torf+% süper iri perlit içeren ortamlardır. Cocopeat kullanılacaksa besin element katkılı olanlar seçilmeli, temin edilemiyorsa, katkısız olanlar, hidroponik çözelti uygulamasına hemen başlamak koşuluyla, kullanılmalıdır. Diğer bir organik ortam ise u çürütülüp, öğütülmüş, besin element katkılı cibre ve % süper iri perlit karışımı olup, besin elementleri katılmamış ise hidroponik çözeltiye hemen başlanmalıdır.
Çapı 17cm olan 1,9L’lik açelya saksısında saksı kapasitesinde ve 15000cm su tansiyonunda, farklı kök ortamlarının, içerdiği
(H/H) katı madde, su ve hava yüzdeleri (Nelson,1998).
1Karışım formüllerinde kullanılan ortamlar : Killi toprak , sphagnum torf, iri kum , çürütülmüş çam kabuğu < 10mm> 2Saksı kapasitesi = Sulanıp drenaj olduktan sonra kök ortamının tutabildiği su hacmi.
315000cm = Daimi solma noktası, bitkinin alınabilir suyun tamamını tüketmesi.
4Alınabilir su =Saksı kapasitesi ile 15000cm arasında tutulan yüzde su hacmi .
5 Yüzde su hacmi, hava hacmi ve alınabilir su hesaplanması 15000cm toprak tansiyonu yerine
300 cm toprak tansiyonuna göre yapılmıştır çünkü bu beş kök ortamında 300 ve 15000cm su tansiyonundaki farklılıklar çok azdır. 
 
Yetiştiricilerin, satın alacağı temel gübre katkılı, katılan gübre ve besin elementi miktarları üzerinde yazılı olan ve nemlendirici içeren torfun, EC’sinin 1,5-2 mS/cm(saturasyon ekstraktı’na göre) ve pH’nın 5,8-6,3 olmasına dikkat etmesi gerekir. Tüm bilgiler torf paketinde yazılı olmalıdır. Torf kuruysa, saksılara doldurmadan önce, 45-90 L/m3 kadar suyla nemlendirilmesi gerekir. İdeal olarak su, saksılara doldurmadan bir gün önce torfa katılmalıdır (Ecke III ve ark., 2004).
 
*Koyu yeşil yapraklı Atatürk çiçeği çeşitleri bu seviyelerin alt sınırında,orta yeşil yapraklı çeşitler ise üst sınırında iyi gelişir.
 
Mobil ve İmmobil Besin Elementleri (Ecke III ve ark.,2004)
Kök ortamı pH’ı, ortamdaki besin elementlerinin çözünebilir ve alınabilir durumda olmasını etkiler. pH’dan fazla etkilenmeyen elementler, B, Cl, NO3, K, Na ve S’dir. pH yükseldikçe çözünebilirliği artan elementler, Ca, Mg ve Mo’dur. Al, Cu, Fe, Mn ve Zn ise pH düştükçe çözünebilirliği artan elementlerdir. Sonuç olarak yetiştirici, tüm elementlerin kolayca alınabildiği pH 6’yı sağlamalıdır.
 
Piyasada satılan birçok torf üzerinde pH, EC ve gübre miktarları yazılı değildir. Nemlendirici katılıp katılmadığı belirtilmediği gibi çoğunda da zaten katılmamıştır. Köklü çeliğin dikim aşamasında seçilen kök ortamının uygun olmaması, ürünün pazar değerinin yok olmasına neden olacağından, yetiştiricinin buna çok dikkat etmesi ve hatasız bir kök ortamı alması elzemdir. Bu nedenle, yetiştirici, torf torbasının üzerinde pH, EC, katılan gübre miktarları ve nemlendirici katıldığı yazılı olan kaliteli, bir torf almalı ve mümkünse u torf+% süper iri perlit içeren torfları yeğlemelidir. Perlitli torf bulunamıyorsa, yetiştirici, bir çimento harcı karıştırıcısı ile u torf+% süper iri perlit karışımını kendisi hazırlayabilir.
 
Farklı Yöntemlere göre, Aktif Şekilde Gelişen ve Orta Seviyede Besin İsteyen Bitkiler için EC Seviyeleri ( mS/cm):
1:2               Saturasyon    PourThru      Açıklama
0-0.25           0-0.75           0-1.0            Çok düşük: Hızlı büyüme için yetersiz seviyede besin içerir.
0.26-0.75      0.76-2.0        1.0-2.6         Düşük: Fideler, yazlık çiçekler ve tuza hassas bitkiler için uygun
0.76-1.25      2.0-3.5          2.6-4.6         Normal: Gelişmiş bitkilerin çoğu için uygun. Tuzluluğa hassas bitkiler içi                                                                                   yüksek.
1.26-1.75      3.5-5.0          4.6-6.5         Yüksek: Özellikle yüksek sıcaklıkta büyüme ve gelişme azalır.
1.76-2.25      5.0-6.0          6.6-7.8         Çok yüksek: Su alımını azalttığından tuzluluk zararı ortaya çıkar. Büyüme                                                                                       hızı azalır. Yaprak kenarlarında yanıklık ve bitkide solma                                                                                             görülür
>2.25             >6.0              >7.8            Aşırı: Birçok bitkide tuz zararı oluşur. Hemen yıkama gerekir.
 
10. SU KALİTESİ
Su kalitesi, suyun kimyasal içeriğini belirtir. Su kalitesine göre, kök ortamına katılacak maddeler ve optimum beslenme için gereken gübreler belirlenir. Elektriksel iletkenlik (EC) veya tuzluluk, suda çözünen tuz miktarını belirtir. Sudaki EC’nin 0,5 mS/cm veya daha az olması istenir. Bitkilere verilecek sulu gübrenin EC’sinin 3’den yukarı olması istenmez. Eğer suyun EC’si yüksekse, hazırlanan sulu gübrenin EC’sinin 3’den fazla olmasına yol açar. Düşük EC’li suyla istenen sulu gübrenin hazırlanması daha kolaydır. Suda EC’de, mS/cm olarak, maksimum kabul edilir seviyeler, fideler için 0,75, gelişmiş bitkiler için ise genelde 1,5’dur.İdeal EC ise 0,1-0,5’dir ( Nelson,1998 ; Whipper,2001).
pH, çözeltideki besin elementlerinin çözünebilirliği ve alınabilirliği bakımından önemlidir. Suyun pH’nın ayarlanmasında sudaki bikarbonat seviyesinin bilinmesi gerekir. Sudaki bikarbonat seviyesi, suyun alkalilik durumu olup, sulama suyunun asiti nötralize etme kapasitesini gösterir. Bu, aynı zamanda suyun aside karşı tamponluk kapasitesidir. Bir ortamın tamponluk kapasitesi, o ortamın pH ve besin element seviyelerindeki değişimlere karşı koyma gücünün bir ölçüsü olup, yüksek tamponluk kapasitesine sahip bir ortam, bu değişimlere uzun süre dayanır.
Örneğin perlit ve torfun tamponluk kapasiteleri çok düşük, toprağınki ise yüksektir. Suyun tamponluk kapasitesini oluşturan iyonlar içinde en önemlisi bikarbonat iyonları olduğundan, pH’ı ayarlamak için, bikarbonat derişiminin, 50 mg/L’ye, asitle düşürülmesi gerekir. Bu şekilde pH 5.5 civarına indirilmiş olur. İstenen pH seviyesine ulaşılamamışsa bile, bicarbonatın 50mg/L’nin altına çekilmesi tehlikelidir çünkü pH’ın aniden düşmesine neden olur. Özellikle NH4’lü gübrelerin kullanımı, bu suda, pH’ın aniden 3-4’ün altına düşmesine yol açabilir ki, bu da, bitkileri öldürür. Bu nedenle, tamponluk için, suda 50mg/L bikarbonat,muhafaza edilmelidir (Varış ve ark.,2012).
Sudaki bicarbonat, suyun sertliğinin de bir ölçüsü olup, gereken asit miktarını da belirtir. Örneğin 90mg/L HCO3 içeren su yumuşak, 350mg/L HCO3 içeren ise sert olarak kabul edilir. Bu suların her ikisi de aynı pH’a sahip olabilir fakat 350mg/L HCO3 içeren suyun yumuşatılması ya da tamponluğunun düşürülmesi için daha fazla asit gerekir.
Bikarbonat (HCO3) olarak, alkalilik, 92ppm’in altında olmalı,183 ppm olduğunda ise zarar vereceği bilinmelidir. Genel olarak istenen 50-120 ppm arasıdır. Sertlik 183 ppm HCO3 seviyesindeyse dikkatli olunmalı ve kalsiyum magnezyum dengesi kontrol edilmelidir. Her 1ppm Mg ‘a karşılık 3-5 ppm Ca olması kabul edilebilir seviyedir. Sudaki maksimum kabul edilebilir element seviyeleri ise (ppm olarak): 5 NH4, 5 NO3, 50 Na, 5 P,10 K, 100 Ca, 25 Mg, 250 SO4, 70 Cl, 4 Fe, 0.2 Mn, 2 Zn, 0.2 Cu, 0.5 B, 0.01 Mo, 5 Al, 0.5 F, 0.5 Li ve 480 toplam suda erir katı madde olmalıdır. SAR (sodyum absorbsiyon oranı) değerinin de 4’den küçük olması uygundur. Her su, zamanla kök ortamında birikecek tuzları içerir. Tuzlar, yapraklarda birikip, yaprak uç ve kenarlarında kahverengileşmeye yol açar.Ayrıca köklerde stres veya toksik etki oluşturup,bitkide bodurlaşma ve toprak kaynaklı hastalıklara  karşı dayanıksızlığa neden olur.Sulama suyunun pH aralığının ise 5-6 arası olması idealdir. pH’ın 6’dan yukarı olması, demir sülfat,insektisit, fungisit ve bitki büyüme düzenleyiciler için çözünebilirlik sorunu çıkarabilir (Nelson,1998 ;Dole ve Wilkins,1999 ; Ecke III ve ark.,2004).
Saksılı bitkilerde kullanılacak sulama suyu sıcaklığının da 18-26 0C olması uygundur.
Su kalitesi ve sisleme, çeliklerin köklenme performansını, kök ortamının pH ve EC’sini değiştirerek, yapraklar üzerinde mineral kalıntı bırakarak, etkiler. Kök ortamının optimum pH’ı 5,8-6,3‘dir. Sudaki bikarbonat alkalilik 240 ppm’den fazlaysa, kök ortamının pH’ını artırıp, çeliklerin köklenmesini yavaşlatabilirler. Yüksek EC’li su, köklenmeyi direkt etkileyerek, yavaşlatır. Suyun EC’sinin 1mS/cm’den fazla olması önerilmez. Yüksek miktarda çözünmüş mineral (Ca ve Mg) içeren su, sislemeyle yapraklarda istenmeyen kalıntılar bırakır. Bu suların kullanılmasından kaçınılmalıdır. Suyun asitle muamele edilmesi, sislemeyle yapraklarda kalan tortuları azaltmaz.
 
Sulama sularının kalitelerine göre sınıflandırılması (Bunt,1988)
 
Suyun fosforik asit(H3PO4) ile muamele edilmesi, kalsiyumla birleşerek, kalsiyum fosfat şeklinde çökelmeye ve yapraklarda kalıntıya neden olması ve yapraklarca alınan çözünebilir fosforun, iz elementlerle birleşerek çözünemeyen bileşiklerin oluşmasına yol açıp, noksanlık belirtilerine, yapraklarda şekil bozukluklarına, gövde uzamasına, bitki dokularının sertleşmesine yol açması nedeniyle, önerilmez. Mümkünse sisleme için en kaliteli su kullanılmalıdır. Yağmur suyunun biriktirilmesiyle veya ters osmozla temiz su sağlanması, sisleme için idealdir (Ecke III ve ark., 2004).
 
Mineral toprak(a) ve Torf (b) İçin  pH Çizelgeleri(Bunt, 1988)
 
 
11. Köklü çeliklerin yetiştirme saksılarına dikilmesinden sonraki gübreleme
 
Gübreleme, gerekli tüm besin elementlerini, dengeli oranlarda ve bitkinin büyüme ihtiyacına uygun miktarlarda sağlamalıdır.
Uygun gübre derişimi, su kalitesine (suda bikorbanat seviyesini düşürmek ve pH’ını ayarlamak için kullanılan asitin verdiği besin element miktarı, suyun içerdiği minerallerin miktarı ve suyun EC’si), kök ortamına temel gübre katılıp katılmamasına, kök ortamının (torf, cocopeat, ağaç kabuğu, cibre, perlit,vermikulit, ponza, zeolit ve kayayünü), pH ve EC içeriğine, sulama uygulamalarına, gübreleme sıklığına, bitkinin bulunduğu sıcaklık, ışık, oransal nem ve havalanma durumuna ve bitkinin gelişme safhasına bağlıdır.
Saksıya üstten verilen suyun ’dan fazlası alttan drene oluyorsa yeterli besin elementini sağlamak için daha fazla gübre derişimi gerekir. Kapalı (döngülü) sistem ve alttan sulama uygulamalarında kök ortamından drenaj olmadığından daha az gübre kullanılır. Ayrıca gübre derişimi, yetiştirmenin son haftalarında azaltılır çünkü bitkiler hızlı gelişme dönemini bitirmiş olup, Atatürk çiçeklerinin yetiştirme sonunda bulunacağı çevre şartlarındaki dayanım süresi, kök ortamı aşırı tuzlu olmadığında, daha fazladır (Ecke III ve ark., 2004)
Bu bölümde, köklü çeliklerin, yetiştirme saksılarındaki kök ortamına (0 torf veya utorf+% perlit) dikiminden sonraki, sulu gübrelemedeki besin elementi seviyeleri, verilecektir.Çeliklerin köklendirilmesi sırasında, kök ortamına(torf, jiffy tabletleri(sıkıştırılmış torf tableti), cocopeat, ağaç kabuğu, cibre, perlit,vermikulit, ponza, zeolit, oasis süngeri, özel tarımsal sert lastik süngerleri ve kayayünü) verilecek sulu gübrelerin besin element seviyeleri, köklü çelik üretimi bölümünde, açıklanacaktır.
Yetiştiriciler ticari gübre karışımlarını 
satın alabilirler veya tek gübrelerden kendi karışımlarını hazırlayabilirler. Atatürk çiçekleri için mükemmel bir gübre yoktur çünkü gübreleme programı su kaynağına ve kullanılan kök ortamına göre değişir.
Derişik çözeltide magnezyum sülfat ve kalsiyumlu gübreler karıştırılmaz aksi takdirde çözünemeyen kalsiyum sülfat oluşur. Benzer şekilde kalsiyumlu ve fosforlu gübreler karışımında da derişik çözeltide çözünemeyen kalsiyum fosfat oluştuğu için bu gübreler ayrı ayrı derişik çözelti tanklarında hazırlanır.

Amonyum azotu ve nitrat azotu

Amonyum azotu (NH4-N) kök ortamını asitleştirici etki yapar. Amonyum fosfat kullanan yetiştiriciler, amonyumun gövde uzunluğunu artırdığını sanmış fakat araştırmalar amonyumun değil, fosforun gövde uzunluğunu artırıcı etki yaptığını ortaya çıkarmıştır. Kök ortamında aşırı NH4-N olması, Atatürk çiçeği ve diğer saksılı süs bitkilerinin satışta dayanma süresini azaltır. Bu nedenle, Atatürk çiçeği yetiştiriciliğinin
son birkaç haftasında, sulu gübrede NH4-N’u, toplam azotun ’si veya daha azı olacak şekilde uygulanır. Ayrıca yüksek NH4-N’unun (% 40’dan fazla), bulutlu ve serin mevsimde uygulanması, NH4 zehirlenmesine neden olur. Bu nedenle,bu mevsimlerde, düşük NH4 içeren veya hiç NH4 içermeyen sulu gübreler (kapalı hava gübreleri) kullanılır. Üre gübresi (F N), üreaz enzimiyle hızlı bir şekilde parçalanıp, NH4-N’u verdiğinden Atatürk çiçeği için önerilmez çünkü zayıf kök gelişmesi, yaprak sararması ve dökülmesine  neden olur (Bunt, 1988; Ecke III ve ark., 2004).
Bitkilerin, NH4-N’u ve NO3-N’na tepkileri, şu faktörlere bağlıdır: bitki türü, kök ortamındaki NH4-N’nun NO3-N’na oranı, pH, diğer katyon, anyon ve bazı mikro elementlerin yararlanma oranı, bitkinin çevre şartları.
Genelde NO3’ün az veya hiç olmadığı şartlardaki yüksek NH4 konsantrasyonu aşağıdaki zararlı etkilere neden olur (Bunt, 1988):
a) Fotosentezde ve bitki büyümesinde azalma
b) Yapraklarda epinasty( aşağı
doğru sarkıp, solma) kloroz ve gövdede yaralar.Türlere göre yaprak kenarlarının, rulo halinde, aşağı veya yukarı doğru kıvrılması
c) Köklerde siyahlaşma, gelişmeme ve ölme
d) Köklerin su almasında azalma ve bitkide solma
e) Bitkinin diğer katyonları (Ca, Mg ve K) almasında azalma
f) Bitki dokularındaki pH’da düşme, düşük katyon ve yüksek anyon derişimiyle, katyon anyon farkında (K-A) azalma. Normalde bitkide katyonların (K, Na, Ca,  Mg) konsantrasyonu, anyonlarınkinden (NO3, H2PO4,SO4,Cl) fazladır. Fakat NH4 uygulanan bitkilerde katyonların (K, Ca ve  Mg) derişimi düşük olmasına karşın, anyonların derişimi (H2PO4, SO4 ve Cl) ise, NO3 uygulananlara göre, daha yüksektir.Ayrıca, NH4 alan bitkilerde, organik asit seviyesi, daha düşüktür.
Torfda NH4/K oranı düşükse NH4 zehirlenmesi daha azdır, çünkü yeterli miktarda K, NH4’dan daha iyi yararlanmayı sağlar. Özellikle kışın, fotosentez azaldığından, NH4-N’u yerine NO3-N’u yeğlenmelidir. NH4-N’u köklerdeki karbonhidratlarla hemen birleşerek karbonhidrat noksanlığı oluşturur, NO3-N’unun ise özümlenmeden önce,nitrat reduksiyonuyla NH3’a indirgenmesi gerekir.Karbonhidratça zengin yapraklara, NH4 tuzları verildiğinde, hemen proteinler yapılır; karbonhidrat azsa, asparajin üretilir; karbonhidrat yoksa NH3 yapraklarda birikerek zehirlenme yapar.Fideler ve küçük bitkiler,kışın düşük ışık şartlarında ,az karbonhidrat içerdiklerinden, NH4 zehirlenmesine,yaşlı bitkilerden daha hassastır.
NH4 zehirlenmesini azaltmak için, torfun temel gübrelenmesinde, NH4NO3’u ve KNO3 gübreleri birlikte kullanılarak NH4-N/NO3-N oranı 1/3 (% NH4-N, u NO3-N)-1/2(3 NH4-N, g NO3-N) arasında tutulmalıdır. NH4NO3 (3 N) eşit miktarda NH4-N ve NO3-N içerir. KNO3 ( N, 7 K)’da ise yalnızca NO3-N’u vardır.
 
Temel gübrelemede torfa verilecek en yüksek azot miktarı 200-250 g/m3’tür. Bundan fazlası, özel zehirlenme veya tuzluluk zararı yapar. Bu nedenle, temel gübrelemede azot miktarı düşük tutularak, dikimden sonra yapılan üst sulu gübrelemeyle, gereken azot bitkiye verilir.
Torfa şaşırtmadan sonra, sulu gübrelemeye erken başlamak, torfun hazırlanmasında, temel gübrelemeyle çok fazla azot vermekten, daha iyi ve emniyetlidir.
Bitkiler, NH4-N’u aldığında, H iyonu salgılarlar, bu da, kök ortamı pH’ını düşürür. Kök ortamının genel pH’ındaki düşmenin yanında, köklerin çevresinde olan ve kök aktivitesinden etkilenen bölgedeki (rhizosphere) pH, genel ortam pH’ından bir birim daha düşük olabilir. Bitkiler, NO3-N’u aldığında, OH iyonu salgılarlar, bu da, kök ortamı pH’ını yükseltir.
Torftaki geranium (sardunya) ve petunya bitkilerine, NH4-N/NO3-N’u 1/0; 3/1 ; 1/1 ;1/3 ve 0/1 olan beş farklı sulu gübre verildiğinde, bitki büyümesi, NH4-N/NO3-N’u oranı 1/1’den yüksek olduğunda azalmıştır (Bunt,1988)
Denemelere göre, NH4-N/NO3-N oranının torfda, 1/1 (P NH4-N, P NO3-N) oranını aşmaması ve kışın düşük ışık şartlarında yetiştirilen bitkiler için ise % NH4-N, u NO3-N oranının olması daha uygundur.
NH4 zehirlenmesine hassas olan süs bitkileri, antirrhinum (aslanağzı), chrysanthemum (kasımpatı), geranium (sardunya), impatiens (cam güzeli), petunia (petunya), poinsettia (Atatürk çiçeği), saintpaulia (Afrika menekşesi) ve viburnum (kartopu)’dur.
NH4-N’unu yeğleyen bitkiler calcifuge (kireç sevmeyen) bitkiler olup, açelya en iyi örnektir. NH4-N verilen açelyalar, NO3-N verilenlere göre, daha iyi gelişme ve daha az kloroz göstermiştir. Kloroz yaprak dokusunun pH’ıyla ilgili olup, NH4’la beslenme, diğer katyonların alımını azalttığından, doku pH’ını düşürür. Buna karşın NO3, katyon alımını arttırır, doku pH’ını yükseltir ve yapraktaki demirin aktif olmasını engeller. Mavi yemişlerden de benzer sonuçlar elde edilmiştir.
Kasımpatı bitkilerine verilen sulu gübrede bir miktar NH4 olması, tamamen NO3 içeren gübrelere göre daha iyi bir yaprak rengi oluşturur.
Atatürk çiçeği anaç bitkileri 250 ppm N içeren sulu gübrelemeyle, üç NH4-N/NO3-N oranıyla 0/1; 1/2 ve 2/1 gübrelenerek, yaprak kenar yanıklığı (YKY) ve çelik üretimine, azot yapısının etkileri araştırıldığında, NH4-N/NO3-N oranı 1/2 veya 2/1 olduğunda YKY gösteren yaprak sayısı 0 artmış fakat bitki başına üretilen çelik sayısı da @ artmıştır. Buna göre, sadece nitratlı sulu gübre, YKY’nı azaltmıştır fakat maksimum çelik üretimi için NH4-N ve NO3-N kombinasyonu içeren sulu gübre kullanılmalıdır. NH4-N/NO3-N oranı 0 /1 olduğunda ise, bitki boyu biraz azalmıştır.
Torftaki nitrifikasyon bakterilerinin populasyonu düşükse, verilen amonyumlu gübreler nedeniyle, NH4 birikimi artar. Torfun pH’ı arttıkça, biriken NH4’dan serbest NH3 gazı, çıkışı da artar. Serbest NH3, hücre zarlarından hemen içeri girdiğinden, bitkiler için, NH4 iyonlarından daha zehirlidir.
Hidroponik kültürde, örneğin, perlitte yapılan yetiştiricilikte, amonyum zehirlenmesini önlemek için hidroponik çözeltideki NH4-N’u toplam azotun %5’i kadar olmalı veya 10 mg NH4-N/L miktarını geçmemelidir (Varış ve Altay, 2011).
Torfda yapılan sulu gübrelemede, bitki türüne ve çevre şartlarına göre değişmekle birlikte genelde @ NH4-N, ` NO3-N’u (NH4-N/NO3-N oranı 1/1,5), özellikle kış döneminde NH4 zehirlenmesini önlemek için uygulanmalıdır (Nelson, 1998).
Sıcaklık, ışık, nem, sulama ve gübrelemenin kontrolü, viyolde fide büyümesini, kontrol eder. Fakat kök ve sürgünler benzer çevre şartlarından farklı şekilde yararlanır.
Viyolde Fide Yetiştiriciliğinde Kök veya Sürgün Gelişmesini Teşvik Eden Çevresel ve Kültürel Faktörler (Hamrick, 2003)
 
 

Atatürk çiçeğinde NH4-N ve NO3-N’na göre bitki gelişmesi farklılık gösterir(Hamrick, 2003)

Dikimden hemen sonra, sulu gübredeki NH4-N’u toplam N’un 0-35’i olduğunda dallanmayı, yaprak büyümesini ve brakte rengini arttırır.
Bitkiler Brakte geçiş safhasına (ilk brakte renginin görülmesine) ulaşınca NH4-N’u ’in altına düşürülüp, NO3-N’u yükseltilerek pişkinleştirme artırılmalı, üst yaprakların büyüklüğü azaltılmalı ve ürün sonu yaşam süresi uzatılmalıdır.
Atatürk çiçekleri büyüme sırasında değişik oranlarda besin alır. Dikimden hemen sonra, kökler saksı kenarına ulaşmadan önce, çok az besin alır. Bitkilerde uç alma yapılması besin alımını durdurur.
Bitkiler vejetatif safhadan generatif safhaya geçince (kısa günlerin başlaması veya doğal şartlarda 25 Eylül-5 Ekim arası) besin alımı tekrar azalır. Ayrıca, ilk geçiş braktesinin görülmesinden çiçek tozu dökülmesine kadar olan süre sırasında da, besin alımı, gittikçe azalan bir durum gösterir. Atatürk çiçeklerinin molibden gereksinimi yüksek olup, her sulamada 0,1 ppm Mo verilmelidir.
Azotun yapısı, kök ortamı pH’ını da etkiler. Amonyum ve üre asidik olup, pH’ı düşürür.Nitrat ise bazik olduğundan pH’ı yükseltir.
Amonyumlu ve nitratlı gübrelerin kök ortamı pH’ına etkilerinde aşağıdaki noktalar dikkate alınmalıdır (Hamrick, 2003):
1) NO3, kök ortamının pH’ını, kökler tarafından alındığında, artırır. Eğer bitkiler küçük, stres altında ve büyümüyorsa, NO3’ın, pH’a etkisi çok azdır.
2) NH4, bitki küçük ve büyümüyorsa bile pH’ı düşürür çünkü kök ortamındaki bakteriler nitrifikasyonla kök ortamını asitleştirir.
3) Soğuk ve suyla doymuş kök ortamında nitrifikasyon engellendiğinden, NH4’un pH’a etkisi de azdır. Ayrıca soğuk ve suyla doymuş kök ortamında bitkiler aşırı NH4 alacaklarından, bitkilerde NH4 zehirlenmesi görülebilir.
4) Suyun alkaliliği yüksekse, NH4, pH’ı düşüremez.
5) pH’ı düşürmek veya yükseltmek ya da suyun alkaliliğini dengelemek için NH4’lu gübreler kullanılabilirse de, yüksek NH4’un NH4 zehirlenmesine

ve aşırı büyümeye neden olabileceği bilinmelidir.
Büyüme ve çiçeklenmenin kontrolünde besin ve suyun kullanımı (nelson, 2001)
a) Büyüme ve Çiçeklenmenin Arttırılması
1.Yüksek karbon
b) Bodur Büyümenin Sağlanması
1. Düşük azot
2. Düşük fosfor, NO3-N ve NH4-N
3. Düşük potasyum
4. Düşük gübreleme
5. Fazla gübreleme (Yüksek EC)
6. Su stresi
c) Ürün Sonu Kalitenin Kontrolü
1.Ürünün sonunda düşük azot
d) Çiçeklenmenin Artırılması
1. Düşük azot
2. Yüksek fosfor
a) Büyüme ve Çiçeklenmenin Artırılması
1.Karbon
Karbon, büyümenin kontrolünde, diğer bitki besinlerine göre daha özeldir çünkü bitkiler atmosferdeki normal seviyeden daha yüksek dozlara tepki verir ve serada CO2 seviyesi hemen 
 
normalin altına düştüğünden sürekli karbon noksanlığı oluşur. Serada CO2 gübrelemesi, büyümeyi teşvik eder, daha büyük bitki, çok dallanma, daha çabuk yaprak ve çiçek üretimi, daha çok çiçek sayısı ve daha az çiçek dökümü sağlar. Yaklaşık 1000 vpm  (milyonda hacim)  CO2’in gündüzleri büyük yarar sağlar.
b)Bodur Büyümenin Sağlanması
1.Düşük azot
 
Normal olarak düşük azot, diğer bütün besin elementlerinden(fosfor dışında), büyümeyi en fazla engelleyen elementtir. Fosfor stresi genelde daha yavaş oluşur. Bodur bitki büyümesi için azot stresi oluşturulurken, bitkilerde kloroz başlangıcına kadar stres uygulanır, daha fazlası alt yaprakların dökülmesine ve yapraklarda ölü dokular(nekroz) oluşmasına neden olur. Düşük azot bitkilerin erken çiçeklenmesi teşvik eder. Düşük azot stresi genelde fideler ve ilkbahar-yaz çiçeklerinde boğum araları kısa, daha küçük yaprak ayası olan, bodur bitkiler oluşturmak için kullanılır. Bitkilerde kloroz görülebilir fakat normal 1-2 defa besin verilmesi bitkilerin normal yeşil hale gelmesini sağlar. Viyol fidelerinin gelişimi düşük azotla kontrol edilebilir, ilkbahar-yaz çiçekleri de çiçeklenmeyi geciktirmeden aynı şekilde kontrol edilebilir. Düşük azot stresi, düşük azotlu gübre formülü kullanılarak sağlanabilir örneğin, 20-10-20 yerine, 17-5-24, 20-5-30, 15-10-30 veya KNO3 ( N, E K2O) bile kullanılabilir. Her birinde potasyum miktarı önceden uygulanan 20-10-20 değerinde olmalıdır. Bitkinin
görünüşüne bakarak yeni gübrelerin kullanım süresi ayarlanabilir. Hedef, ölü doku ve çiçek dökümü oluşmadan yeterli bodurlaşmayı sağlamaktır. Düşük azot stresi kısa bir süre standart gübrelerin(20-10-20, 13-2-13, 15-0-15) derişimleri düşürülerek de sağlanabilir. Azot diğer bütün gübrelerden daha çabuk noksanlık oluşturur. İki hafta gibi kısa bir sürede azot noksanlığı oluşmasına karşın, fosfor ve potasyum noksanlığı görülmez.

2.Düşük fosfor, NO3-N ve NH4-N


Bodur bitki üretiminde, orta seviyede fosfor noksanlığı, azot stresine eşit derecede etki yapar. Fosfor stresinin avantajı koyu yeşil bitki oluşturmasıdır. Amaç, fosfor noksanlığının başlangıcı olan koyu yeşil rengi ve bodurlaşmanın başlangıç belirtisini yakalamaktır. Daha ileri seviyede noksanlık olan kloroz ve nekroz oluşmasından kaçınılmalıdır. Fosfor stresi ile kontrol edilen viyol fideleri 1-5 gün daha geç çiçek açar. Fakat alternatif olarak kullanılan kimyasal büyüme düzenleyiciler de bodurlaşma sağlarken, çiçeklenmeyi geciktirir. Fosfor kök ortamında azottan daha uzun süre kalır, bu nedenle dikim öncesi verilen fosforun kök ortamındaki etkisi geçtikten sonra fosfor stresi oluşturulmalıdır. Fide ve ilkbahar-yaz çiçekleri üreticileri, dikim öncesi fosfor uygulamasından kaçınmalıdır. Dikim öncesi verilen fosfor 4-8 hafta etkisini sürdürdüğü için fosfor stresi oluşturulmasını engeller. Düşük pH ve aşırı yıkama topraksız kök ortamlarında fosforun giderilmesini hızlandırır. Dikimden sonra istenen seviyeye ulaşmak için azot seviyesinin-15’i kadar P2O5 içeren gübreler kullanılmalıdır. Düşük fosfora büyümenin azaltılması istenildiği sürece devam edilir, eğer şiddetli nekroz ve kloroz alt yapraklarda oluşursa 1-2 defa yüksek fosfor içeren 20-10-20 gübresi kullanılarak belirtiler giderilebilir. Düşük fosfor uygulandığında, kök sistemi normalden daha büyüktür. Normal fosfor gübrelemesi yapıldığında, kök büyüklüğü normale döner ve sürgün büyüklüğüne uygun standart seviyeye gelir, bu şekilde büyük kök sisteminin avantajı da kaybedilmiş olur (Nelson, 2001). Azot fideyi vejetatif geliştirir.NH4--N, NO3-N’ den daha fazla uzama ve büyüme yapar. Fosfor uzamaya neden olur. NH4-N’u da fosfor alımını artırır (McMahon ve Pasian, 2004). Gübrede üre ve NH4 -N oranı ne kadar yüksekse sürgün ve yaprak gelişmesi de o kadar fazla olur. Bu gübreler,büyük,yeşil yaprak, hızlı sürgün oluşumu, yumuşak ve aşırı büyümeyi teşvik etmelerine karşın,kök gelişmesini ve çiçeklenmeyi teşvik etmezler.NO3-N oranı yüksek gübreler ise, daha güçlü büyüme,daha iyi kök  ve hızlı çiçeklenme sağlarlar.Gübrenin içerdiği toplam NH4-N veya üre yüzdesi,P miktarı ile Ca ve Mg miktarları, fide büyümesini en çok etkileyen faktörlerdir
P, fide uzamasında ana rol oynar. Alt yaprakları yeşil tutmak için bir miktar P gerekir fakat fide boyunun kontrolü için düşük P içeren gübreler kullanılmalıdır.Ca, kök gelişmesini teşvik etmek ve güçlü bitkiler oluşturmak için önemlidir.Mg ise,yeşil yaprak ve fotosentez için gereklidir.Fide gübrelemesinde  başlangıçta,(N,P2O5,K2O,Ca,Mg) olarak 15-5-15-3-1 veya 17-5-17-3-1(toplam N’un $ ‘ü NH4-N,v’sı NO3-N’u) gübreleri büyümenin kontrolü için kullanılabilir.Daha sonra 13-2-13 (toplam N’un ’i NH4-N,

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz