Tezyin, Arapça ziynet kelime-sinden türemiştir ve süs anlamına gelmektedir. Tezyini sanatlar terimi ise süsleme sanatlarını ifade etmektedir (Kabakcı, 2013). Ebru, hüsni hat, tezhip, katia, kitap kabı sanatları, taş ve ahşap üzeri bezemeler, dokuma, işlemeler, tezyini sanatların kapsamındadır.

Peyzaj mimarlığının temel elemanları olan süs bitkileri tezyin sanatları içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Örneğin, lale, sümbül vb. çiçeklerin tezyinde kullanıldığını tarihteki birçok mimari öğede görmekteyiz.

Tezyini sanat çeşitleri

Ebru sanatı: Bu sanatın ne zaman ve hangi ülkede ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte doğu ülkelerine has bir süsleme sanatı olduğu düşünülmektedir. Bazı kaynaklarda Hindistan’da çıktığı yazılmış, bazı kaynaklarda ise

Türkistan’da doğarak İran yoluyla Osmanlılar’a geçmiştir. Batıda ise ebru, Türk kağıdı ya da mermer kağıt olarak isimlendirilmektedir (Wikipedia, 2013) Ebru, geven otunun özsuyundan elde edilen kitre veya deniz kadayıfı bitkisi ile kıvamı arttırılmış suyun üzerine, içine öd katılarak suyun dibine çökmeyecek hale getirilerek boyaların serpilmesi ve suyun yüzeyinde meydana gelen şekillerin olduğu gibi ya da biz adı verilen metal uçlu bir aletle müdahale edilerek bir kağıda geçirilmesi yoluyla yapılmaktadır (Wikipedia, 2013).

Hat sanatı/Hüsn-ü hat/Kaligrafi: Bu sanatlar, yazı sistemleri ve yazı ögeleri kullanılarak geliştirilen, sıklıkla dekoratif amaçla kullanılan bir görsel sanat türüdür (Hatay Kültür Turizm, 2012)

 

Ahşap sanatı: Hem mimarı ögelerde hem de dekoratif amaçlı eşyalarda görülen hat sanatı, Teknik ve üslup açısından en güzel örneklerini Osmanlı döneminde vermiştir. Ahşap işçiliği islam sanatında diğer sanat kollarına paralel bir gelişme gösteren ve çeşitli dönemlerde birçok bölgesel etkileri de içine alarak zenginleşen bir çeşitlilik gösterir (MEGEP 2012). Bazen mimaride bir sütun başlığı, kiriş gibi taşıyıcı bir öge; bazen kapı ve pencere kanatları, mihrap, minber, tavan göbeği, balkon korkuluğu gibi dekoratif amaçlı yapı elemanlar ya da rahle Kur’an ve cüz muhafazası, çekmece, kavukluk, çeyiz sandığı, sehpa gibi mobilya ve ak-sesuar olarak karşımıza çıkmaktadır. (Güneş, 2013) 

Taş işleme sanatı: Genellikle kolay biçimlenen kalker taşı kullanılarak uygulanan bir sanattır. Üretilen ürünler iç ve dış mekanların süslemelerinde kullanılmaktadır.

Kapı, pencere çevreleri, sütunlar, kemerler taş işçiliğinin kullanım alanlarından sadece birkaçıdır (Algan, 2008)

Cam işçiliği: Cam islam mimarlığına ‘Revzen’ denilen alçı pencerelerle girmiş, kandil, bardak, sürahi ve tabak gibi günlük eşyalarda geniş ölçüde kullanılmıştır. Cam işleri XII. yy sonlarında Memluk ve Eyyubi dönemlerinde en parlak düzeye ulaşmıştır. Selçuklu ve Artuklu dönemlerinde ise, ‘şemsiye’denilen bombeli camlar üretilmiştir. Selçuklulardaki cam işlerinin son derece gelişmiş olduğu az sayıda da olsa kalan örneklerden anlaşılmaktadır. (MEGEP 2012).

 

Konya Beyşehir Gölü kıyısında I. Alaaddin Keykubatı’ın Kubadabad Sarayı kazılarında mavi, yeşil, kahverengi, mor, sari renkli yuvarlak veya bombeli pencere camları, renkli kadehler şişe ve tabaklar bulunmuştur. Bu örneklerden Selçukluların cam işlerini hem elde hem de çarkta yaptıkları anlaşılmaktadır. Oyma, kesme ve perdahlama teknikleriyle camlara desen vermişlerdir. Osmanlılar döneminde ise, yeni üsluplar geliştirilerek cam işçiliği büyük ilerleme göstermiştir. İstanbul Bostancı Ocağı’nın bir kolu olarak Camcılar Ocağı kurulmuştur. Camcı esnafı Osmanlılar döneminde sağlam bir örgütlenmeye sahipti. ‘Cam-geran’ denilen camcı ve şişeci esnafının diğer loncalardaki gibi nazır, kethüda, nakib, çavuş, yiğitbaşı, duacı ve sahib-i karhane denilen atölyeleri olan ustaları vardı. Bunlar üretim kalitesini ve fiyatları control ederler, belli koşullara uyma-yan üretimler nazır tarafından kırılarak işleyen ustalar cezalandırılırdı (MEGEP 2012). Cam takan, cam satan esnaf ise doğrudan mimarbaşıya bağlı bulu-nuyordu. Cam atölyeleri Eğrikapı’da

‘Tekfur Sarayı’ çevresinde toplanmıştı. Bakırköy ‘Baruthane-I Amire’ çevresin-de ise parlatma atölyeleri, camhane, güherçile kazan ve ocakları bulunu-yordu. Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Rodos Seferi sırasında Osmanlılar camdan yapılmış humbaralar kullanmıştır. III. Murat Han’ın oğlu Şehzade Mehmet’in sünnet düğününü anlatan Surnamei Hümayun’daki minyatürerde çeşitli sanat kollarını temsil eden loncaların Sultanahmet Meydanı’ndaki geçidinde camcı esnafına da yer verilmiştir (Güneş, 2013)

 

Türk mimarlığında camın geniş uygu-lama alanı bulduğu revzenler, hem alçı, hem cam sanatı açısından büyük önem taşırlar. Başta Tokapı Sarayı, Süleymaniye, Mihrimah, Rüstem Paşa ve Sultanahmet gibi büyük camilerde

XVIII. yy’da Mehmet Dede adında bir Mevlevi dervişi İtalya’ya giderek cam işçiliği üzerine çalıştıktan sonra, İstanbul Beykoz’da kurduğu cam atölyesinde ürettiği ‘Beykoz İşi’ diye adlandırılan ve ışığa tutulduğu zaman kırmızı rengi yansıtan billur kase, sahan, bardak, kupa, şişe, laledan ve gülabdanlar büyük ün salmıştır (Güneş, 2013).

1848’de Sultan Abdülmecit Han’ın emriyle Paşabahçe’de büyük bir atölye kurulmuştur. Çubuklu’da ‘Çeşm-i Bülbül’ denilen cam eşyalar üretilmiştir. Çeşm-i Bülbül’ler bir şerit cam, bir şerit seramik esaslı maddenin düşük sıcaklıktaki fırınlarda uzun süre bırakılarak kaynaştırılmasından elde edilmiştir. Geniş şeritleri, Türk zevkine uygun biçimleri ve kendine özgü özellikleriyle Avrupa’da üretilen benzerlerinden ayrılırlar (Güneş, 2013)

Dokumacılık: Düz dokuma yaygılar, düğümlü halılar kadar kalın ve daya-nıklı olmadıklarından, eski devirlere ait örnekler hemen hemen yok gibidir. Daha çok göçebelerin eşyaları olan bu yaygılar iyice eskimeden terk edilme-mekte, hatta kesilip parçalara bölünerek kullanılmaktadır. Kolayca çürüdüklerinden yeraltı buluntuları arasında fazla örnek bulunmamaktadır. Ayrıca yerleşik toplumların aristokrat sınıfları tarafından kullanılmadıklarından ve

ve nesilden nesile korunarak aktarılan değerli mallar arasında yer almadıklarından eskiye ait örnekler günümüze pek ulaşmamıştır (Deniz 2005).

Türk düz dokuma yaygıları içinde tarihlendirilen en eski örneklerden biri Washington Textile Museum’da bulunan küfi bordürlü ve ortada sekizgen madalyon, kenarlarda ufak sekizgen-ler bulunan kompozisyonu ile 15.-16. yy Avrupalı ressamların tablolarında görülen ve Holbein halıları olarak adlandırılan desenlere benzediği için 15.-16. yy olarak tarihlendirilen atkılı sumak tekniğinde dokunmuş bir yaygı en erken Anadolu yaygılarından biridir. Konya Mevlana Müzesi’ndeki gele-neksel Anadolu kilimlerinden tama-men farklı bir dokumaya sahip olan, tapestry tekniğindeki karanfile benzer büyük palmetli bitkisel desenli kilim. 16.-17. yy Osmanlı saray sanatı ile büyük benzerlik gösterdiğinden bu yüzyıllar olarak tarihlendirilmektedir. Daha çok göçebe topluluklara bağlı bir sanat türü olduğundan, hakkında pek fazla yazılı belge bulunmayan geleneksel kilim ve öteki dokuma yaygıların tarihi ise Osmanlı kilimlerine göre çok karanlıktır (Güneş, 2013).

Tezyini sanatlarda kullanılan motifler

İslam süsleme sanatlarında figür ve tasvirlere pek yer verilmediğinden, motifler geometrik düzenlemelerle beraber büyük önem kazanmıştır. Yüzyıllar içinde gelişerek çeşitlilik kazanan süsleme elemanı motifleri belli gruplar içinde toplayarak sınıflandırmak, bunları tanımaya kolaylık sağlayacaktır. Bu motifleri üç grupta inceleyebiliriz(Güneş, 2013)

Bitkisel motifler

•         Palmet-lotus

•         Penç

•         Çiçekler, yapraklar, ağaçlar, yemiş ve meyveler

  •  Soyut motifler

•         Rumi

•         Münhani

  • Sembolik motifler
  • •         Bulutlar
  • •         Çintemini ve üç benek

Bitkisel Motifler

Palmet-Lotus: Çoğunlukla beraber kullanılan bu iki motiften Lotus, nilüfer çiçeğinin sadeleştirilmiş şeklidir. Palmet ise, kaynağı Asurlular olarak bilinen bir motiftir. Çok zengin çeşitleri olan bu motifler İslam eserlerinde sade ve zarif görünümleriyle çizilmişlerdir (Güneş, 2013).

Hatai: Gül, gül goncası ve benzer çiçeklerin boyuna kesitinin anatomik hatların üsluplandırılmış görünümleriyle çizilmiş şekline denir. Bazı kitaplarda bu motifin Timur zamanında Çin Türkistanı’ndan getirtilerek kullanılmaya başlandığı anlatılırsa da dogru değildir. 11. yy başlarında Karahanlılar zamanın-da Çin Türkistanı’na ‘Hatay-Hıtay-Hu-ten’ diye adlandırılan ülke bir sanatçı gönderilip orada ‘Hitay sanatını’ öğrenen sanatçı ülkesine döndüğünde İslam süsleme sanatlarında hatai motifi ile hatai üslubunun temelini atmış olur (Güneş, 2013)

Penç: Gül, gül goncası, papatya ve benzer çiçeklerin kuş bakışı görünüşünün stilize edilerek çizilmiş şekilleridir. Çiçekler yapraklarına göre biçimlendirilirler (Mert, 2008).

Pençberk: Beşlik yaprak demektir. 13.-14. yy’larda sevilerek kullanılan hatai motifi ile 15. yy’da yavaş yavaş narçiçeği, nergis, sümbül gibi çiçeklerin de katılımıyla süsleme sanatında rumilerin ve geometrik düzenlemelerin yerini doğalcı düzenlemeler almaya başlar. Özellikle 16. yy’da lale çiçeğinin tezyini sanatlarda kullanılmaya başlamasıyla yepyeni bir dönemi başlatır (Mert, 2008)

Yapraklar: Avrupa rokoko, barok üslubu, diğer motiflerde olduğu gibi yaprak motiflerini de etkileyerek tezyinatı Türk karakterinden uzaklaştırarak bozmuştur. 18. yy sonlarına doğru ‘Türk Rokokosu’ adı ile bilinen üslupta defne, meşe, zeytin ve maydanoz yaprakları da süslemede kullanılmıştır (Güneş, 2013)

  •  Soyut motifler

•         Rumi

•         Münhani

  • Sembolik motifler
  • Bulutlar
  • • Çintemini ve üç benek

Bitkisel Motifler

Palmet-Lotus: Çoğunlukla beraber kullanılan bu iki motiften Lotus, nilüfer çiçeğinin sadeleştirilmiş şeklidir. Palmet ise, kaynağı Asurlular olarak bilinen bir motiftir. Çok zengin çeşitleri olan bu motifler İslam eserlerinde sade ve zarif görünümleriyle çizilmişlerdir (Güneş, 2013).

Hatai: Gül, gül goncası ve benzer çiçeklerin boyuna kesitinin anatomik hatların üsluplandırılmış görünümleriyle çizilmiş şekline denir. Bazı kitaplar-

da bu motifin Timur zamanında Çin Türkistanı’ndan getirtilerek kullanılmaya başlandığı anlatılırsa da dogru değildir. 11. yy başlarında Karahanlılar zamanında Çin Türkistanı’na -‘Hatay-Hıtay-Hu-ten’ diye adlandırılan ülke- bir sanatçı gönderilip orada ‘Hitay sanatını’ öğrenen sanatçı ülkesine döndüğünde İslam süsleme sanatlarında hatai motifi ile hatai üslubunun temelini atmış olur (Güneş, 2013)

Penç: Gül, gül goncası, papatya ve benzer çiçeklerin kuş bakışı görünüşü-nün stilize edilerek çizilmiş şekilleridir. Çiçekler yapraklarına göre biçimlendi-rilirler (Mert, 2008).

Pençberk: Beşlik yaprak demektir. 13.-14. yy’larda sevilerek kullanılan hatai motifi ile 15. yy’da yavaş yavaş narçi-çeği, nergis, sümbül gibi çiçeklerin de katılımıyla süsleme sanatında rumilerin ve geometrik düzenlemelerin yerini doğalcı düzenlemeler almaya başlar. Özellikle 16. yy’da lale çiçeğinin tezyini sanatlarda kullanılmaya başlamasıy-la yepyeni bir dönemi başlatır (Mert, 2008)

Yapraklar: Avrupa rokoko, barok üslubu, diğer motiflerde olduğu gibi yaprak motiflerini de etkileyerek tezyinatı Türk karakterinden uzaklaştırarak bozmuştur. 18. yy sonlarına doğru ‘Türk Rokokosu’ adı ile bilinen üslupta defne, meşe, zeytin ve maydanoz yaprakları da süslemede kullanılmıştır (Güneş, 2013)

Ağaçlar: Yapraklarda ve çiçeklerde olduğu gibi pek çok çeşitleri olan ağaç örneklerinin Türk süslemeciliğinde önemli bir yeri vardır. Özellikle beş çeşit ağaç süslemesine çok sık rastlanmakta-dır (Güneş, 2013).

•         Selvi (Cupressus sempervirens)

•         Hurma (Fructus dactylus)

•         Hayat ağacı (Lignum vitae)

•         Meyveleri belirtilen meyve ağaçları

•         Çiçek açmış ağaçlar

Yemiş ve meyveler; 15. yy’dan sonra yemiş ve meyve motifleri sıkça kulla-nılmıştır. Bu motiflerde nar ve üzüm benimsenmiş, sembolik bir anlam kazanmıştır. Nar ve üzüm Kur’anı Kerim’de geçmektedir. Bundan dolayıdır ki sanata da bu kadar yansımıştır (Güneş, 2013).

‘Gökten su indiren O’dur. Sonra biz onunka her çeşit bitkiyi çıkarırız. O bitkiden bir filiz, ondan da büyüyüp birbirinin üzerine binmiş taneler, başak-lar çıkarırız. Hurma tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm, zeytin ve nar bahçeleri yetiştiririz…’ (En’ m, 99)

Soyut Motifler

A) Rumi; sözlük anlamı Anadolu’ya ait demektir. 16. yy’da çok çeşitli yorumları çizilmiş olan bu motif (Şekil 12), şekline ve kompozisyonlarda kullanılış biçimine göre iki türlüdür (Yavuz, 2008).

1. Çizilişine göre:

•         Sade Rumi: Dini rumi de denir. En basit şekliyle çizilmiş rumi örneğidir.

•         Dendanlı Rumi: Sade rumi sınır çizgisinin iç kısmında münhani örneklerle süslenmiş rumi örneğidir.

•         Kanatlı Rumi: Rumi motifinin iki kola ayrılarak çizilmiş şeklidir.

•         Sarılma Rumi: Buna piçide rumi de denir. Kendi içinde sarılma ve bükülme anlamında Farsça bir terimdir. Rumi motifinin üzerine çıkma yaparak sarıl-mış rumi örneğidir.

•         Sencide Rumi: Ölçülü iki taraflı çizilen Rumi çeşidi anlamında Farsça bir terimdir. Sanki iki rumi sırt kısmında birleştirilmiş gibidir.

•         İşlemeli Rumi: Büyük bir rumi motifinin iç kısmında hatai grubu motifler yer alır (Yavuz, 2008).

2. Kompozizyondaki kullanımına göre

•         Ayrılma Rumi: Bir kompozisyonda deseni paftalara ayırarak, kompozisyonda daha uygun bir görünüm sağlamaya, ayrılma rumi denir. Bu bö-lümde zemin uygun şekilde farklı renkte boyanır. Bu görevi hemen her çeşit rumi motifi yapar.

•         Tepelik Rumi: Kompozisyonlarda son-landırıcı veya sınırlayıcı görev yaparlar. Bazen tığ şeklinde de kullanılırlar. Simetrik düzenleme uygulanır.

•         Ortabağ Rumi: Rumi kompozisyonunun çiziminde rumilerin saplarının bir noktada birleşip tekrar o noktadan ikiye ayrılmalarında, birleşme noktasına konan rumili düzenlemeye ortabağ rumi denir.

•         Salyangoz: Salyangoz diye adlan-dırılan küçük rumi tarzındaki kıvrımlar simetrik dörtlü hattın çakışma noktasın-da kullanılır. Bağlayıcı bir özellik taşır.

•         Üç-iplik Rmi: Birbiri içinden geçen üç hat üzerinde rumilerin aynı yönde dizi-lerek meydana getirdiği zarif bir rumi örgüsüdür. Bordürlerde kompozisyon-ları sınırlayıcı olarak kullanılır (Yavuz, 2008).

B) Münhani; Eğri, çizilmiş anlamındadır. 11.-15. yy’larda yazma eserlerin hemen her bölümünde kullanılmıştır. Bazen bordür şeklinde ya da müstakil olarak çizilmiştir. Rumilerden farklı bir  çizim özelliğine sahiptirler. Kompoziayonların hazırlanışında bir hat üzerinde değil, birbirine bitişik olarak çizilir ve açıktan koyuya doğru kademeli bir şekilde boyanır (Güneş, 2013)

Sembolik Motifler

Bu motifler iki grupta toplanmaktadır

A) Bulutlar: Süsleme sanatlarında kullanılan bulutlar

kendi hatlarını devam ederek çizilirler ve başka motiflerle karışmazlar. Çizim şekillerine ve kullanım özelliklerine göre rumiler gibi isim alırlar (Güneş, 2013).

1. Çizim özelliklerine göre:

•         Serbest bulut: Kompozisyonlara ser-best şekilde çizilerek yerleştirilirler.

•         Yağma bulut: Bulut şekillerinin daha kesif olarak bir arada çizilmeleridir. Serbest olarak yerleştirilirler (Güneş, 2013).

2. Kompozisyondaki durumuna göre:

•         Nokta bulut: Yağma şeklinde çizilirler. Nokta bulut denmesinin sebebi, desende motiflerin yer alacağı dalların çıkış noktasını teşkil ederler.

•         Ayırma bulut: Ayırma rumilerin kul-lanılmadığı yerde aynı görevi yapa-cak şekilde kullanılırlar. Renk ayrımına yardımcı olmaları nedeniyle deseni monotonluktan kurtarıp, daha ahenkli görünmesini sağlarlar.

•         Ortabağ bulut: Çardaklı ve çember diye de isimlendirilen bulut motifidir. Çiçeklerin saplarını bağlamada, bazen de iki bulut arasında bağlantıyı sağlamada kullanılırlar.

•         Tepelik bulut: Kompozisyonların sınır-landırılmasında kullanılırlar. Desenlerin bitişini belirtir.

•         Hurde bulut: Bu düzenlemede rumierden farklı olarak kendi bünyelerinde değil, yaprak veya hatai çiçeğiyle beraber kullanılarak değerlendirilirler (Güneş, 2013).

B) Çintamini: Genellikle üç benekle birlikte kullanılan çintamani, bulut ve hata, motifleri gibi Orta Asya kaynaklıdır. Yan yana uzanan iki dalgalı şekil Kaplan ve pars postunu hatırlatır. Biri üstte, ikisi altta üç benekten oluşan düzenleme dekoratif anlamda süsleyici olarak kullanılmıştır. Bazen beneklerin içine tek tarafa daha yakın çizilen daireler onların hilal şeklini almalarını sağlar. Timur devleti dönemine ait sikkelerde görülen bu üç beneğe ‘Timuçin’adı verilir. Türk bezeme sanatında ise gücün ve saltanatın sembolü olarak kullanılmıştır (Güneş, 2013)

Sonuç

Osmanlıda resim ve heykel yapımının itibar görmemesi başta camiiler olmak üzere birçok mimari yapının farklı sanatlar aracılığıyla ön plana çıkmasına neden olmuştur. İmparatorluğun her yerinde ve diğer ülkelerde bu sanatlar üzerine uzmanlaşmış kişiler bulunmuş ve tezyini sanatlara katkı sağlamışlardır. O dönemde hemen her yapıya uygulanan bu sanatlar döneminin en büyük işlerinden olup nakkaşlar tara-fından yapılmış ve ustaçırak ilişkisiyle sürdürülmüştür.

Osmanlı sanatının esin kaynağı doğa olmuş, lale, gül, fasulye çiçeği dönemlerde en çok kullanılan bitkiler olmuştur.

Bu sanatlar en ihtişamlı dönemlerini Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaşamış, birçok farklı teknikler geliştirilmiş ve kullanılmıştır.

Osmanlının çöküş yıllarında duraklayan bu sanatlar Cumhuriyet’in ilanından sonra sürdürülmeye çalışılmış ve Güzel Sanatlar Fakültesi altında Tezyini Sanatlar Şubesi faaliyetini sürdürmüştür. Halen eğitimi verilen bu sanatlar gerek üniversitelerde gerekse belediye ve diğer kuruluşların kurslarında devam ettirilmektedir.

The fact that painting and sculpture in the Ottoman Empire was not respected has led to the emergence of many architectural structures, especially mosques, through different arts. Specialistsmin these arts have been found all over the Empire and in other countries, and their art has contributed to the ornamental arts. These ornamental arts, which were applied to almost every structure at that time, were one of the greatest works of the period and made by special artists (nakkaş) and continuted with master-apprentice relationships as well.

Dr. Öğr. Üyesi H. Simten Sütünç

Kaynakça

Ebru sanatı (2018). 25 Kasım 2018 tarihinde https://vsemart. com/ adresinden erişildi.

Hat sanatı (2018). 25 Kasım 2018 tarihinde http://turkiyeni-nustalari.org/tr adresinden erişildi.

Kanat detayı (2018). 25 Kasım 2018 tarihinde https://www. beyaztarih.com/ adresinden erişildi.

Mukarnas (2018). 25 Kasım 2018 tarihinde http://www. yonudogaltas.com/ adresinden erişildi.

Surname-i Humayun (2018). 26 Kasım 2018 tarihinde tr.wiki-pedia.org adresinden erişildi.

Çeşm-i Bülbül (2018). 26 Kasım 2018 tarihinde http://bey-koz.bel.tr/ adresinden erişildi.

Holbein halısı (2018). 26 Kasım 2018 tarihinde en.wikipedia. org adresinden erişildi.

Palmet ve lotus (2018a). 26 Kasım 2018 tarihinde http://arkeofi li.com/ adresinden erişildi.

Hatai süslemesi (2018b). 26 Kasım 2018 tarihinde http://arkeofi li.com/ adresinden erişildi.

Penç örneği (2018). 26 Kasım 2018 tarihinde https://www. shutterstock.com/ adresinden erişildi.

Yaprak örnekleri (2018a). 26 Kasım 2018 tarihinde https://tezhipnedir.wordpress.com/ adresinden erişildi.

Rumi şemse kompozisyonu (2018b). 26 Kasım 2018 tarihin-de https://tezhipnedir.wordpress.com/ adresinden erişildi. Bulut şemse kompozisyonu (2018c). 26 Kasım 2018 tarihinde https://tezhipnedir.wordpress.com/ adresinden erişildi. Münhani deseni (2018). 27 Kasım 2018 tarihinde https://www.ismek.ist/tr/default.aspx adresinden erişildi. Çintamani deseni. (2018). 27 Kasım 2018 tarihinde http://www.derindusunce.org/ adresinden erişildi.

Kabakcı, B. (2013). Cami tezyinatının yapılış amacı, günü-müzdeki uygulamaların sorunları, beklentiler ve çözüm önerilerine ilişkin bir deneme. Kalemişi, (1), 28-39.

Güneş, S.M. (2013). Osmanlı mimarisinde tezzin ve tezhip sanatları ve süs bitkilerinin kullanımı. Yayımlanmamış lisans mezuniyet tezi, Ankara Üniversitesi, Ankara.

Wikipedia (2013). Ebru nedir? 16 Ocak 2013 tarihinde https://wikipedia.org/wiki/Ebru adresinden erişildi. Hatay Kültür Turizm, (2012). El sanatları. 10 Aralık 2012 tarihinde http://www.hataykulturturizm.gov.tr/TR-201511/el-sanatlari.html adresinden erişildi.

MEGEP, 2012. Geleneksel Türk süsleme sanatları. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı.

Algan, N. (2008). Anadolu Selçuklu Dönemi mimarisi taş yüzey süslemelerinin incelenmesi ve seramik yorumları. Yayımlanmamış sanatta yeterlik tezi, Dokuz Eylül Üniver-sitesi, İzmir.

Deniz, B. (2005). Anadolu Türk halı sanatının kaynakları. Sanat Tarihi Dergisi, 14, 79-103.

Mert, A. (2008). Süsleme sanatlarında Hatai motifi  ve tarihsel gelişimi. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara.

Yavuz, Ş. (2008). Süsleme sanatlarında Rumi motifi  ve tarihsel gelişimi. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Gazi Üniversitesi, Ankara.

 

 

 

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz