Gül Çiçeklerin En Yücesi, En Efendisi…

Gülün tarihi,  insanlığın tarihinden önce başlar. Yazılı tarihte güle ait ilk kayıtlara 5000 yıl önceki Mezopotamya kil tabletlerinde rastlanmıştır. Pek çok tarihçi gül suyunun Babil gibi eski medeniyetlerde kullanılmış olduğuna inanır. Mezopotamya’dan sonra gül Girit’te, Knossos Sarayı’ndaki M.Ö. 1600’lerden kalma bir duvar freskinde karşımıza çıkar. Eski Mısır’da gülü tanımlayan en eski hiyeroglif M.Ö. 1400 yılına aittir. Kleopatra döneminde, Kleopatra’nın gülleri çok sevdiği, süt banyolarını gül yaprakları ile bezediği, Markus Antonyus’un ayaklarının altına gül yaprakları döktürdüğü, hatta gülü afrodiziyak olarak kullandığı bilinir (Anonim 1).

Mitolojik öykülerde tanrıların elele verip yarattıkları söylenen gül, Helenistik dönemden itibaren sistematik olarak ele alınmış ve ardından Roma İmparatorluğu Dönemi’nde ise gülün kullanımı doruk noktaya ulaşmıştır (Özcan 2012). Güzel kokusu nedeniyle davet, ziyafet ve toplantılarda çeşitli şekillerde kullanılan gül, aynı zamanda bayanların güzellik reçetelerine dahil edilmistir. Romalılar gül suyunun antiseptik ve antibakteriyel özellikleri hakkında bilgi sahibi olduğundan gül ticareti büyük önem kazanmıştır (Anonim 1).

Efsanelere göre gül, Aphrodite’nin en sevdiği çiçeklerdenmis ve Aphrodite oglu Eros’a gül hediye etmis, Eros da aynı gülü sessizlik Tanrısı Harpocrates’e vermiş ve böylece gül, sevginin, sessizliğin ve gizliliğin sembolü olmuştur. Ayrıca yine kırmızı gülün Adonis (Aphrodite’nin sevgilisi)’in kanından doğduğu da efsanede anlatılmaktadır (İpek,2008).

Doğu ve Batı’nın ortak figürü gül, mitolojiden beslenen yapısıyla farklı anlatılarda değer kazanmış, oldukça güçlü bir dünya oluşturulmuştur. 4-5 bin yıl önce Kuzey Avrupa’da gül yetiştiriciliğine dair belgelerin bulunmasının yanı sıra Amerika’da yapılan kazılarda Colorado ve Oregon eyaletlerinde 30 milyon yıl öncesine ait fosillerde ilkel güllere rastlanmıştır (Khabbazı̇ ve Yazgan, 2013). 13ncü yy. dan itibaren Haçlıların Ortadoğu ülkelerinden memleketlerine taşıdıkları gül fideleri, zaman içinde Fransa’dan İngiltere’ye geçmiştir (Anonim 1). Osmanlı da zaman içinde güllerin yetiştirilmesi ve damıtılması konularında büyük tecrübe sahibi olmuş ve gül sanayisi geliştirmiştir (Anonim 2). Ortaçağ Avrupa’sında birçok şey gibi çiçekler de dini bir önem taşımış ve kırmızı güller Hazreti İsa’nın kanını sembolize eden önemli bir bitki olarak manastırları ve kilise bahçelerini süslemiştir. Hz. Meryem’e “dikensiz gül” adı verilmiştir. Ayrıca şato bahçelerinde çeşitli bitkilerle beraber kullanılan güllerin Anadolu’dan gittiğine dair tutulan kayıtlar çok ilginçtir (Khabbazı̇ ve Yazgan, 2013). Orta Çağ, gülün tedavi edici özelliklerini ön plana çıkartmıştır. Orta Çağ ve Rönesans dönemleri boyunca gül depresyonun en gözde tedavisi olmuştur (Anonim 1).

İslam kültürünün yayıldığı ülkelerde gülün bahçe sanatının en sevilen bitkisi olarak yer almasında Hazreti Muhammet’in gülü cennet çiçeklerinin ulusu olarak nitelendirilmesinin yeri vardır (Khabbazı̇ ve Yazgan, 2013). “Cennet çiçeklerinin beyi” olarak tavsifine dair rivayet, özellikle şark edebiyatında Müslümanları gülün sena-hanı yapmıştır. Gül bazen Allah’ın güzelliği, bazen de Hz. Muhammed’in simgesidir. Güzel koktuğu için Hz. Muhammed’in terine de gül denilmiştir (Uludağ, 2001). Türkler gülü, isimden güzel kokuya, dinî ritüellerden atasözlerine varıncaya kadar etkisini geniş bir sahada hissettirmiştir. Aynı zamanda gülün yüzyıllar boyunca natüralist, realist ve sembolist tarzlarda kitap, kumaş, işleme, taş, çini, keramik, duvar resmi ve benzeri pek çok eserin en çok kullanılan bezeme elemanı olarak yer etmesi bu çiçeğin Türk sosyal hayatına yansımasının da kanıtı olarak gösterilebilmektedir (Çetindaş, 2013).

https://cdn.kuaza.com/wp-content/uploads/2016/03/guller3.jpg.

Şekil 1.Gül (Url 3,2018) .

Bektaşî rivayetlerinde Hz. Ali’nin ölmeden evvel Selman’dan bir deste gül istediği ve onu kokladıktan sonra vefat ettiği düşüncesi yaygındır. Bu nedenle Alevî kültüründe gül önemlidir. Klâsik edebiyatımızda rengi, şekli, yaprakları, kokusu, dikenleri ve kısa ömürlü oluşu gibi özellikleriyle sembol değeri kazanan gül (Şekil 1) sık sık ateşe de benzetilir. Nemrut’un İbrahim Peygamberi mancınıkla içine attığı ateşin de Allah’ın emriyle gül bahçesine dönüştüğü inancı, bu sembolizasyonu kuvvetlendirir.

EDEBİYATTA GÜL

Gül, yalnızca bizim edebiyatımızda değil, gerek batı ve gerekse doğu toplumların edebiyatlarında önemli bir unsur olmuştur.

Dünya edebiyatında genel olarak sevgiliyi temsil eden gül, Doğu’da, özellikle Türk, Arap, Fars ve Hint edebiyatlarında geniş bir yer tutar. Doğu’da gül konusunu ilk defa işleyen İran ve Hint edebiyatıdır. Birtakım eski Çin şiirlerinde, minyatürlerinde görülen gül, Divan edebiyatında bazen genç bir delikanlı şeklinde canlandırılır. Eski roma ve yunan şiirinde de gülün sevgili, güzel anlamında kullanıldığı görülür. Gül, Türk edebiyatına Fars edebiyatından geçmiştir. Divan edebiyatında gül, kısa ömürlü oluşu dolayısıyla bu dünyayı ve bu dünyadaki geçici aşkı yansıtır (Türker, 2017). Divan şairleri, ağaç ve çiçeklerden çok geniş bir şekilde faydalanmışlardır. Şairler, şiirlerinde çiçeklerden en çok güle yer vermişlerdir. Divanda gülün benzetme, tasavvur, hayalî ve güzel sebeplere konu olan kısımları, gülün kendisi, şekli, rengi, dalları, gonca hâli, taç yaprakları, tazeliği, kokusu, dikeni ve ömrünün kısa olmasıdır (Güfta, 2013).

Güle kıymet verilmezdi,  aşık ve maşuk olmasa (Aşık Veysel).

Ömrünü geçirse de güllerle bahçıvanlar, Bir gülü yeryüzünde gülden güzel kim anlar? (Faruk Nafiz Çamlıbel).

Gül, modern Türk edebiyatında da önemini korumuştur. Klâsik şiirde, sevgili baştan ayağa

“gül”, gül de bastan ayağa “sevgili”dir. Recaizade’den Cenab Şahabeddin’e, Yahya Kemal’den Ahmet Haşim’e, Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Behçet Necatigil’e, Sezai Karakoç’tan Edip Cansever’e, Hilmi Yavuz’a kadar yüzlerce şair güle şiirler söylemişlerdir. Özellikle gül, rengi dolayısıyla, Ahmet Haşim’in en sevdiği çiçektir. Merdiven şiirinde karşımıza çıkan ‘’kanayan gül’’ imajı eski şairlerin aşk yarasını güle benzetmesi arasında ilgi çekici bir akrabalık vardır. Tanzimat’tan sonra günümüze gelene kadar yeni dönem edebiyatında gül daha farklı alegorik ve sembolik değerler kazanarak .önemini korumuştur. Birçok şiirinde güle değişik sembolik anlamlar yükleyen Yahya Kemal Endülüs’te Raks şiirinde onu egzotik ve erotik bir unsur olarak kullanır;

              Zil, şal ve gül bu bahçede raksın bütün hızı……..

Rindlerin Ölümü şiirinde ise; Hafızın kabri olan bahçede bir gül varmış

                                     Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle ..mısralarıyla onu ebedi hayatın sembolü olarak düşünmüştür (Anonim 3).

Bu bilgilerin ışığı altında tarihi çok eskilere dayanan ve kendine edebiyatta yer edindirecek kadar sevilen, yüceleştirilen, sevgiyle sevgiliyle özdeşleştirilen gül bitkisinin gözalıcı güzellikte, çok çeşitli renkte ve pek çoğu güzel kokulu çiçeklere sahip olması ile tercih edilmesinin yanısıra, çiçeklerinden elde edilen gülyağı ve gülsuyunun kozmetik başta olmak üzere tedavi vb. çok geniş alanda kullanım imkanı vermesi popülerliğinin günümüze kadar gelmesinde çok büyük etken olmuştur. İnsanlar bu sebeple gülü yetiştirmiş, üzerinde çalışmalar yapmış ve onları kültüre almıştır.

BAHÇEDE GÜL

Güller, ev bahçelerinden parklara, mezarlıklara, mezata kadar tüm mekanların en değerli ögesidir. Aynı zamanda gül, peyzaj çalışmalarında yetiştiricilik açısından önemli bir potansiyele sahiptir. Çiçekçilerin kesme çiçek olarak sattığı özellikle özel günlerde en çok tercih edilen bitkidir. Kesme çiçek olarak kullanılan gülün, renkleri ve sayılarına göre farklı anlamlar ifade etmesi de özellikle gülün farklı bir dili olduğunu göstermektedir.

Türk bahçelerinde lale, nergis, karanfil, fulya, şebboy, şakayık ve sardunya gibi çiçeklerin yanısıra gül de yaygın olarak kullanılan bir bitki olmuştur (Merdoğlu Bilaloğlu, 2004). Evliya Çelebi de Seyahatnamesi”nde Diyarbakır güllerinden söz ederken: “Büyük nehrin aktığı toprakların iki tarafı da “gül bahçeleri” güzel kokulu bostan ve reyhan bahçeleridir” der (Url 5,2018). Özellikle bahçecilik alanında çok ileri adımların atıldığı 19.yüzyıl Avrupa’sında kültürünün en fazla yapıldığı bitki, yine gül olmuştur (Khabbazı̇ ve Yazgan, 2013).

Kesme çiçeklerde olduğu kadar, dış mekanlarda peyzaj mimarlığı uygulamalarında gül önemli bir bitkisel materyaldir. Belediyelerin yaptığı park ve bahçelerde modern güller kullanılarak, eski güllerin son barınağı Anadolu kentlerin de de yok olmaya yüz tutmuştur. Anadolu’nun kimliğinde ve belleğinde kokulu güller ve gül reçeli gün geçtikçe silinmeye başlamıştır (Alp, 2006). Çiçeklerin yok oluşuna dair beyiti, bahçe kültürümüzün izlerini iyiden iyiye yitirdiğimiz 21. yüzyılda da güncelliğini korumaktadır:

                          Mevsimi  baharına geldik ki alemin/

                          Bülbül hamuş havz tehi gülistan harab ”(Çınar ve Kırca, 2010).

Şekil 2. Gül bahçesi (Url 6,2018)

Günümüzde bellekteki güllerin yerine çok değişik boy, form (sarılıcı, çalı, baston vb) renk özelliklerine sahip ve bahçelerde çok geniş kullanım olanağı olan gül, özellikle romantik bahçelerin vazgeçilmezi olarak tercih edilmektedir (Şekil 2). "İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ dünyaca ünlü modern peyzaj gülleriyle 2005 yılında yapılan anlaşma ile Türkiye'deki tek yetkili üreticiliğe sahip olmuştur. Bu nedenle özellikle İstanbul'un park ve bahçelerinde, refüjleri ve mezarlıklarında peyzaj gülleri çok sık görülmeye başlanmıştır.

KAYNAKLAR

Alp, Ş. 2006. Unutulmaya Yüz Tutan Osmanlı Gülleri Bağ Bahçe dergisi.

Anonim 1. Gül Tarihçesi; http://www.natureltarim.com/tr/faydali-bilgiler/1/gul-tarihcesi Erişim Tarihi 30/07/2018

Anonim 2. Osmanlı ve gül http://www.natureltarim.com/tr/faydali-bilgiler/4/osmanli-ve-gul erişim tarihi 01/08/2018)

Anonim 3. http://epope.blogcu.com/gecmisten-gunumuze-turk-edebiyatinda-gulun-yeri-ve-onemi/1968389 erişim tarihi 01/08/2018)

Çetindaş D., 2013. Mitolojinin Güçlü Dalı: GÜL, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Yıl: 2013/1, Gül Özel Sayısı.

Çınar ve Kırca,2010. Türk Kültüründe Bahçeyi Algılamak.  Journal of the Faculty of Forestry, Istanbul University 2010, 60 (2):59-68

Güfta H., 2013. Fuzûlî Divanı'nda Gül Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi Cilt: 6 Sayı: 26 Volume: 6  Issue: 26 Bahar 2013  www.sosyalarastirmalar.com Issn: 1307-9581.

İpek,2008. Klâsik Türk Siirinde Gül Redifli Kasideler. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili Ve Edebiyatı Anabilim Dalı. Yük. Lisans Tezi. Elazığ

Uludağ S., 2001, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, Kabalcı Yayınları, İstanbul 2001, s. 149.

URL1.https://www.google.com.tr/search?tbm=isch&q=gül&chips=q:gül,online_chips:kırmızı+güller&sa=X&ved=0ahUKEwiiZKJx8fcAhUFCuwKHW0JAOwQ4lYIJygA&biw=1278&bih=654&dpr=1#imgrc=qvP-q4B0kHlFVM

url.2 http://pre01.deviantart.net/b045/th/pre/i/2012/183/0/e/the_nightingale_and_the_rose_by_echiss_the_wind-d55npbn.jpg

url 3. Gül https://yandex.com.tr/gorsel/search?p=4&text=gül resimleri&img_url=https://cdn.wallpapersafari.com/60/26/2xLVOT.jpg&pos=132&rpt=simage&lr=11508

url 4. :https://yandex.com.tr/gorsel/search?text=gül ve bülbü&img_url=https://pbs.twimg.com/media/DYBJBmPWsAAiSU2.jpg&pos=23&rpt=simage&lr=11508

url 5 https://docplayer.biz.tr/1461225-Gul-ve-targhcesg-gul-ve-tarihcesi.html

url 6. https://yandex.com.tr/gorsel/search?p=4&text=peyzajda gül&lr=11508.

Özcan 2012. Grek Ve Roma Dünyasında Gül.  Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Yıl: 2012/2, Sayı:16.

Türker, K2017.  Edebiyatta Gül http://www.ansiklopedi.biz/edebiyat/edebiyatta-gul.

Khabbazı̇ P A., Yazgan Murat E.  Tarih Boyunca Gülün Kullanışı Süleyman Demirel Üniversitesi  Fen Bilimleri Enstitüsü Dergisi  17(2), Özel Sayı 7-10, 2013  Isparta

Merdoğlu Bilaloğlu, G.A., 2004. Kahramanmaraş’taki Tarihi Konutlarda Türk Bahçe Kimliğinin Belirlenmesi Üzerine Bir Araştırma. Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı, Doktora Tezi, 295s, Ankara.

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz