MYRTUS COMMUNİS-MERSİN 

Ülkemizde, Mersin olarak bilinen bitkinin, Latince adı Myrtus communis’tir, Mersingiller “Myrtaceae”  ailesinin iki türünden biridir. Mersin, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika’da doğal olarak bulunan, yaprak dökmeyen büyük bir çalıdır, 3–5 metre boya kadar yükselir. Aromatik (kokulu) bitkilerdendir. Yaprakları 3-5 cm uzunluğunda hafif ovaldir, el ile sıkıştırıldığında hoş bir kokusu vardır. Yıldız şeklindeki beyaz çiçekleri 5 sepal ve 5 tepal den oluşur, ayrıca çok sayıda stamen (erkek organcık) içerir. Petaller genelde beyazdır, çiçeklenmeden sonra, yuvarlak mavi-siyah veya beyaz renkli meyvecikler oluşur, bunların içinde çok sayıda tohum bulunur.

Foto 1 Myritus communis

Foto 2 Myritus communis

 

Mersin fazla bir bakım gerektirmez. İstenildiği takdirde, şekil budaması uygulanır. Bitki bol güneş ve geçirgen bir toprağı sever, –10°C soğuğa dayanıklıdır. Üretimi sonbahar veya ilkbaharda ekilen tohumlardan veya yarı sert yaz çelikleri ile yapılır.

Bugün birçok kültürleri elde edilmiştir. “Kompakt form”da, yapraklar ve bitki tümüyle küçüktür. “Flore Pleno” çiçekler katmerli beyazdır. “Microphylla” yapraklar ve çiçekler minyondur. “Variegata” yaprakların kenarları beyazdır. “Tarentina” yapraklar iğne şeklinde ince, çiçekler krem beyazdır.

Peyzajda Kullanımı: Myrtus communis parlak güzel yaprakları, güzel çiçekleri, ilginç meyveleri ve  susuz yazlara dayanıklılığı nedeni ile peyzajda sıklıkla kullanılan bir bitkidir. Doğal Akdeniz Bahçelerinin vazgeçilmez ögelerindendir. Soliter veya gruplar şeklinde kullanılabileceği gibi, özellikle separasyon ve çit bitkisi olarak da kullanılabilir.

Mersin hem eski Yunan mitolojisinde, hem de ülkemiz Akdeniz insan için, kutsal değeri olan bir bitkidir. Efsaneye göre, Kıbrıs Adasında doğan, bir deniz köpüğüne binerek Knidos’a (Datça) gelen Afrodit, burada tekrar doğup karaya çıktığında, bir Mersin Ağacının arkasına saklanmıştır. Bugün Akdeniz Bölgemizde yaşayan insanlar, bayramlarda ve özel günlerde, ölenlerin mezarlıklarını ziyaret ettiklerinde, mezara Mersin dalları ve yaprakları bırakmaktadır. Mersin meyvesi çiğ olarak yenilebildiği gibi, hoş kokusu nedeni ile çeşitli reçellere katılmakta veya tek başına reçeli yapılmaktadır. Halk arasında birçok iyileştirici özelliğine inanılarak, meyvelerin suyunun çıkarılarak içilmesi sıklıkla gözlenen bir uygulamadır.

Foto 3 Myritus communis compacta

Foto 4 Myritus communis

 

PİSTACİA LENTİSCUS-SAKIZ AĞACI

Pistacia, Mango Ailesinden (Anacardiaceae), 11 türü kapsayan bir cinstir. Pistacia lentiscus Türkçede Sakız Ağacı, Menengiç veya Çıtlık olarak bilinmektedir. Akdeniz Bölgesine özel bir bitkidir. Herdem yeşil pistacia olarak da adlandırılır. Yaprak dökmeyen, büyük bir çalı veya tek-çok gövdeli küçük bir ağaç olarak gelişir. 5 metreye kadar yükselebilir. Yapraklar çift tüysü, yaprakçıkların uçları sivri ve dikensi, çiçekler salkım şeklindedir. Erkek ve dişi çiçekler ayrı bitkilerde oluşmaktadır; bitki erkek veya dişi olur. Drenajlı toprağı ve güneşi sever, ileri derece alkali topraklara dayanıklıdır. Tuzluluğa çok dayanıklıdır. Kısa süreli, –10°C soğuğa dayanır.

Gövdesinden yapılan kesiklerden, sakız denilen özel kokulu bir sıvı elde edilir. Sakızın, ağızdaki bakterileri azalttığı bilinmektedir, tıpta kullanılır. Ayrıca koku verici olarak çeşitli keklere, reçellere ve dondurmaya katılır.

   Foto 5 Pistacia lentiscus         

Foto 6 Pistacia lentiscus       

Foto 7 Pistacia lentiscus var.Chia

 

Pistacia lentiscus var. latifolius (P. lentiscus var. Chia); Sakız Adası ve Çeşme Yarımadasında bulunan bir varyetedir. 10 metreye kadar yükselebilen, kışın yapraklarını dökmeyen bir ağaçtır. Bu ağacın dallarının yaralanması ile Damla Sakızı elde edilmektedir.  Damla Sakızı halk arasında mide ağrısı ve diyareye (ishal) karşı kullanılmaktadır.

Peyzajda Kullanımı: Pistacia lentiscus susuz yazlara dayanıklılığı, bakıma gereksinim göstermemesi, parlak, etli yaprakları ve kırmızı meyveleri  nedeni ile peyzajda sıklıkla kullanılan bir bitkidir. Tuzluluğa dayanıklılığı nedeni ile deniz kenarlarında rahatlıkla kullanılabilir. Doğal Akdeniz Bahçelerinin önemli unsurlarındandır. Soliter veya gruplar şeklinde kullanılabileceği gibi, separasyon ve çit bitkisi olarak da kullanılabilir.           

 

CRATAEGUS MONOGYNA-YEMİŞEN

Crataegus monogyna Gülgiller (Rosaceae) ailesinin, Alıç türüne ait bir bitkidir. Çalı formunda, yaprak döken bitki, 6 metreye kadar boylanabilir. Avrupa, Batı Asya ve Kuzey Doğu Afrika’da doğal olarak bulunmaktadır. İlkbaharda, kokulu beyaz renkte çiçekler açar, yaz sonunda parlak, kırmızı, küçük meyveler oluşur. Hermafroditdir; erkek ve dişi organlar aynı bireyde bulunur, kuşlar için çekicidir. Çok dayanıklı bir bitkidir, toprak için seçici değildir. Kuraklığa, denizden gelen tuzlu sulara, hava kirliliğine karşı dayanıklıdır. Gölge ve güneş altında olabilir,     –28°C soğuğa dayanır.

 

Peyzajda Kullanımı: Crataegus monogyna dikenli dalları ile çit yapılmasına uygun bir bitkidir. Kuraklığa, soğuğa ve çeşitli dış etkenlere karşı dayanıklı olduğu için az bakım gerektiren bahçelere, problem yaratmayan bir bitki olarak seçilir. İlkbaharda, küçük, toplu, beyaz, güzel çiçekleri, sonbaharda ve kışın kırmızı meyveleri ile ilgi çekicidir.

Foto 8 Crataegus monogyna            

Foto 9 Crataegus monogyna

 

Yemişen reçel yapılarak tüketilir. Kurutulmuş meyveler, öğütülüp una karıştırılarak ekmek, kek yapımında kullanılabilir. Yeni sürgünler, salata olarak yenmektedir. Kuru yapraklarından bir çeşit çay yapılmaktadır. Çekirdekleri kavrularak kahve gibi kullanılmaktadır. Herbalistler tarafından kalp takviye edici olarak, en sık kullanılan bitkilerin biridir. Kalp vuruşlarını ve kalbden çıkan kan miktarını arttırır. Meyveler; antispasmotik (kas çözücü), diüretik (idrar söktürücü), sedativ (sakinleştirici), tonik ve vasodilatatör (kan damarı genişletici) etkiye sahiptir. Özellikle yüksek kan basıncı ile birlikte görülen kalp zayıflıklarında kullanılmaktadır.


ROSMARİNUS OFFİCİNALİS-ROZMARİN-BİBERİYE

Rosmarinus officinalis; Lamiaceae (Nanegiller) ailesine ait, çok yıllık bir çalıdır. İğne şeklindeki, ince yaprakları kokuludur. Anavatanı Akdeniz bölgesi ülkeleri ve Asya’dır. Adı Latince “ros” çiğ ve “marinus” deniz, kelimelerinden gelmektedir.

Çiçekleri, beyaz, mor veya mavidir. Susuzluğa ve kuraklığa oldukça dayanıklıdır, uzun süre susuz yaşayabilir. Herdem yeşil yapraklar 2-4 mm uzunluk ve 3-4 mm kalınlıktadır, üstten yeşil, alttan bakıldığında ise beyaz-gri renkte, hafif tüylüdür. Genelde ilkbahar ve yazın çiçek açar, ancak hava sıcaklığı yeterli ise kışın da çiçek açabilmektedir. –10°C soğuğa dayanır.

Foto10 Rosmarinus officinalis  

   Foto11 Rosmarinus officinalis

Foto12 Rosmarinus officinalis prostata     

 

Biberiye, geçirgen toprağı sever, güneş altında veya yarı gölgede olabilir. Nötral veya hafif alkali ortamı tercih eder. Çok sayıda kültürü elde edilmiştir; beyaz, pembe çiçekli, alacalı yapraklı, yayılıcı (Rosmarinus officinalis prostata) ve dik yükselen birçok varyetesi üretilmiştir.

Peyzajda kullanımı: Rosmarinus officinalis özellikle Akdeniz kıyısı ülkelerde, kurakçıl peyzajda ve bahçelerde süs bitkisi olarak kullanılır, pest kontrol etkisi de bulunmaktadır. Yaprakları, yemeklerde koku vermek için kullanılmaktadır. Bitki, hızlı büyür, çok genişleyebilir, budama ile alçak çit veya topiari sanatında kullanılır. Kolaylıkla saksı bitkisi olarak da yetiştirilebilir. Yayılıcı kültürleri, yer örtücü olarak kullanılır.

Kültüre edilen bitkilerin yaprakları, dalcıkları ve çiçekleri kurutularak veya taze olarak kullanılmaktadır. Kümes hayvanları, koyun, dana, domuz gibi hayvan etlerinden yapılan yemeklere, sıklıkla koku ve tat verici olarak ilave edilir. Yapraklarından ot çaylarında istifade edilir.

Biberiye yağı parfüm ve oda deodorantı yapımında, şampuan ve temizlik malzemeleri imalatında da kullanılmaktadır.

             

                                                                

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz