Kent; ekonomik, politik, teknolojik ve sosyolojik boyutlarını kapsayan tanımı ile ırk, etnik köken ve sosyo-ekonomik statü olarak farklılaşmış heterojen gruplardan oluşan, karmaşık bir teknoloji ve iş bölümüne dayanan ekonomik yapıya sahip, nüfusu artmış, kamusal yönetimi barındıran yerleşim olarak tanımlanmaktadır. Belirli bir teknolojinin beraberinde getirdiği büyüklük, yoğunluk, farklılaşma ve bütünleşme düzeyine ulaşmış, tarımsal olmayan üretimin yapıldığı, kırsal ve kentsel üretimin ve dağıtımın denetlendiği yerleşme turu olarak da tanımlanan kentlere geçiş, Gordon Child’a göre insanoğlunun yerleşik düzene geçiş aşaması olan ‘neolitik devrim’den sonra gerçekleştirdiği ikinci devrimdir (Eraslan 2007).

Hızlı kentleşme, son yıllarda artan bir ivme ile kırsal alanları, orta ölçekteki kentleri, tarihi alanları, doğal ve kültürel mirası tehdit eder hale gelmiştir. Kentsel alanlar, girişimcilik ve yaratıcılık merkezi olma avantajları, sundukları istihdam ve eğitim fırsatları ile çekim merkezi olmaktadırlar. Bu hızlı gelişme ile tarihsel alanlar dünyanın birçok yerinde yoğun baskılarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu baskılar; tarihsel alanların koklu değişime uğraması, kimlik kaybı, toplumun değer verdiği, aidiyet duyduğu kentsel mekanların yok olması veya donuşumu, geleneksel rol ve işlevlerin kaybı, sosyal ve alansal bölünmüşlük, kentsel ortamın ve bunu çevreleyen kırsal çevrenin kalitesinin ciddi bir şekilde bozulmasına neden olmaktadır. Oysaki tarihi kentsel alanlar nesiller tarafından şekillendirilen ortak kültür mirasımızın en zengin dışavurum şekli olmaktadır, zaman ve mekan içinde insanlığın gelişiminin tanıklığını yapmaktadır (Kaya, 2016).

Kent kimliğini, kentte yaşadığımız mekanlarla kurduğumuz ilişki üzerinden ya da yaşadığımız mekanların morfolojik özelliklerini analiz ederek açıklayabiliriz (Ocakçı 2012). Kent, yapılı formlar ve acık mekanlardan oluşmaktadır. Kamusal acık mekanları; yollar, meydanlar ve yeşil alanlar oluştururken, yapılı formlar ile acık mekanların arasındaki ilişkiler kentsel dokuları meydana getirmektedir. Bu kentsel dokular, komşuluk, semt, mahalle ölçeğine kadar incelenerek, kentin mekan organizasyonu hakkında bilgi edinmek mümkün olmaktadır. Bu dokular, tarihsel gelişim boyunca oluşan değişim ve dönüşümlere ilişkin dinamik sosyal süreçleri de açıklamaya yardım etmektedirler. Kentin fiziki yapısı ile işlevsel yapısı ve bu iki yapıyı ilişkilendiren süreçler incelenerek kenti yorumlamak mümkün olmaktadır (Kaya, 2016).

CITTASLOW YAVAŞ ŞEHİR HAREKETİ

Cittaslow hareketinin doğuşu, Slow Food hareketinden kaynaklanmaktadır. Yazar Carlo Pedrini ve onun fikirlerini destekleyenlerin 1986 yılında Roma şehrinde acılan McDonald’s restoranını protesto etmek için hamur atması Slow Food Hareketinin başlamasına sebep olmuştur. Slow Food Hareketi 1989 da Paris’te bir bildiri imzalanarak resmi olarak başlamıştır. Fast food alışkanlığına ve gıda üretiminde küreselleşme etkilerine karşı duran toplumsal bir hareket olarak yoğun destek görmüştür

(cittaslowturkiye.org,2019).

Cittaslow hareketi 1999 yılında İtalya’nın Greve in Chianti şehrinde, eski bir belediye başkanı olan Paolo Saturnin’in girişimleriyle doğmuştur. Slow Food hareketinin başkanı olan Carlo Pedrinini de Cittaslow hareketine destek vermiştir (cittaslowturkiye.org,2019).

Cittaslow Felsefesi

Günümüzde kendi kendine yetmeyen kentler, sadece yakın çevresindeki değil, dünyanın birçok köşesindeki kaynakları, üstelik binlerce kilometre uzaklıktan getirterek yok ederken, aynı zamanda hem doğayı hem insanları tüketmektedir. İnsanların daha çok tüketmesi, bir yerden bir yere daha hızlı gitmesi için tasarlanan kentler insanları doğadan ve birbirlerinden kopartmış ve tek alternatif haline gelmiştir. Tüketim odaklı hayatın insanlara mutluluk ve huzur getirmediği, insanların farklı bir yaşam bicimi aramaları kentsel boyutta Cittaslow hareketini ortaya çıkarmıştır. (cittaslowturkiye.org,2019)

 

Cittaslow felsefesi yaşamın, yaşamaktan zevk alınacak bir hızda yaşanmasını savunmaktadır.

Cittaslow hareketi,

• İnsanların birbirleriyle iletişim kurabilecekleri,

• Sosyalleşebilecekleri,

• Kendine yeten, sürdürülebilir,

• El sanatlarına,

• Doğasına,

• Gelenek ve göreneklerine sahip çıkan,

• Aynı zamanda alt yapı sorunları olmayan,

• Yenilenebilir enerji kaynakları kullanan,

• Teknolojinin kolaylıklarından yararlanan kentlerin, gerçekçi bir alternatif olacağı hedefiyle

yola çıkmıştır (cittaslowturkiye.org,2019).

Kent Ruhu

Her kentin geçmişinden gelen, kentin tarihi, yerel özellikleri gibi unsurlarından oluşan bir ruhu vardır. Bir kentin gelenekleri, kentin coğrafyası, kültürü, tarihi ve beraberinde ortaya çıkan ortak yaşam alanları kentin ana kimliğini oluşturan ana yapılardan sadece birkaçıdır. Kent ruhu bir anda oluşturabilecek bir şey değildir, kentim kimliği çok önemli bir rol oynar, ancak yanlış politikalar sonucu bu ruhunu kaybetmesi oldukça kolaydır. O topraklarda yaşayan uygarlıkların, üretilen ürünlerin, söylenen şarkıların, yazılan şiirlerin, dostlukların, yaşananların birikimi olan bu ruh bir kenti diğerlerinden ayırır. Bu değerlerden yola çıkan Cittaslow, kent ruhunun korunarak kalkınmasını sağlar

(cittaslowturkiye.org,2019).

Sürdürülebilir Kalkınma

Küçük kentlerde istihdam ve sosyal olanakların eksikliği nedeniyle özellikle gençler büyük şehirlere göç etmektedir. Ekonomik gücü olmayan kentler zamanla ölmektedir. Kentin kendi kimliğine sahip çıkarak kalkınması mümkündür. Kentin doğasına, esnafına, kültürüne, tarihine, yemeklerine, ürünlerine saygı duyarak bir kalkınma sahip çıkarak geliştirmesi sosyal ve ekonomik hayatın canlanması kentin ayakta kalması için şarttır (cittaslowturkiye.org,2019).

Sürdürülebilirliği, ekosistemdeki çeşitliliğin ve yenilenemez kaynakların gelecek nesillere aktarılabilmesi için, insanın ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerinin kontrol altına alınması olarak tanımladığında çevrenin ön plana çıkarıldığı bir yaklaşımdan söz edilmektedir. Yani sürdürülebilirliğin temel unsuru çevreye yaklaşım tarzıdır. Cittaslow kriterlerini incelediğinde çevrenin önemli bir yer tuttuğunu, hatta kriterlerinin ilk ana başlığını “cevre politikaları” oluşturmaktadır. Bu bağlamda, hava, su ve toprak kalitesinin önemsenmesi, çevreye uyumlu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi, evsel ve endüstriyel atıkların geri dönüşümünün desteklemesi ve yaygınlaşması Cittaslow’un öncelikleri arasında bulunmaktadır (Keskin,2012).

CITTASLOW ÜYELİK SÜRECİ

Cittaslow, bir yerel kalkınma modelidir. Paolo Saturnini yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla kentlerin kendilerini değerlendirmelerini ve farklı bir kalkınma modeli ortaya koymaları fikrini ulusal boyuta taşımıştır. Cittaslow hareketinin amacı Slow Food felsefesini kentsel boyuta taşımaktır (cittaslowturkiye.org,2019).

Derneğe üye olan belediyeler, vatandaşların sağlığına saygılı, ürünlerin ve iyi gıdaların gerçekliğinin, kıymetli zanaat geleneklerin geri kazanımını amaçlanmaktadır.

Bir kentin “Yavaş Şehir” olması icin “Cittaslow Türkiye Ulusal Ağına” katılması gerekmektedir. Uluslararası Cittaslow Başkanlığı’na hitaben kentin Cittaslow Birliği’ne üyeliğini açıklayan bir başvuru mektubunda; kentin tanıtımı, Cittaslow ağına başvurma sebep ve gerekçeleri, Cittaslow kriterlerinden hangilerine hali hazırda sahip olduğu ve kriterleri gerçekleştirmek için yürüttüğü projeler, aday kentin kontak kişisinin belirlenmesi gerekmektedir.

Cittaslow Birliğinin organizasyon yapısında 3 ana organ vardır.

• Ulusal ağların temsilcilerinden oluşan ve karar verici Koordinasyon Komitesi,

• Hareketin bilimsel altyapısını oluşturan ve genel hatlarını çizen Bilim Komitesi

• Birliğin operasyonel yanıyla sorumlu Sekreterya (cittaslowturkiye.org,2019).

Yavaş Şehir (Cittaslow) Üyelik Kriterleri

1999 yılında İtalya’nın Greve in Chianti kentinde kurulan Cittaslow Birliği nüfusu 50.000 altında olan kentlerin üye olabildiği uluslararası bir belediyeler birliğidir. Birliğe üye olmak için birliğin belirlediği kriterleri gerçekleştirmek için projeler geliştirmek ve uygulamak gerekmektedir. Kentlerin kriterler çerçevesinde yaptığı çalışmalar puanlanmakta ve bir kentin üye olması için 50 ve üzerinde puan alması gerekmektedir (cittaslowturkiye.org,2019).

Cittaslow’a giriş öncesinde şehirlerin bir değerlendirmeden geçmesi gerekmektedir. Üyeliğe kabul için bir şehirde Cittaslow hedefleri için yapılan öz değerlendirmeden en az 50 puan almak başka bir deyişle kriterlerden P’sini gerçekleştirmiş olmak gerekiyor (Keskin,2012).

1999 yılında birliğin belirlediği kriterler, birliğin sadece İtalya veya Avrupa’da değil bütün dünyada yayılması sonucu daha evrensel bir hale getirilmeye çalışılmıştır. Uluslararası Bilim Komitesi tarafından yapılan çalışmanın Birlik tarafından onaylanmasının ardından geçerli olan yeni kriterler ilk aşamada deneme amaçlı bir sene deneme suresine tabi tutulacaktır. Başvuru dosyası hazırlanırken kriterler hakkında gerçekleştirilen faaliyetler belgelenmelidir. Belediyenin yaptığı yazışmalar, meclis kararları, alınan raporlar, düzenlenen toplantı tutanakları veya fotoğrafları ek belge olarak ayrıca sunulmaktadır (cittaslowturkiye.org,2019).

Cittaslow’a üye olan şehirlerin, şehrin, cevre ve şehirsel doku kalitesini teknoloji kullanarak iyileştirmek, yerel üreticiler ve tüketiciler arasında iletişimi ve diyalogu teşvik etmek, çevreyi korumak, sürdürülebilir gelişmeyi desteklemek, doğal ve çevreye dost tekniklerle yiyecek üretimine destek sağlamak gibi aşağıda belirtilen 7 başlık altında 59 ana ölçüt ve 3 özel koşulu gerçekleştirmeyi kendine hedef koyması ve bu alanlarda çalışmaya başlaması gerekmektedir (Keskin,2012).

Bu ölçütlerin sınıflandırıldığı 7 ana başlık şunlardır:

1. Cevre politikaları

2. Altyapı politikaları

3. Teknolojiden Yararlanarak Kent Kalitesinin Artırılmasına Yönelik Faaliyetler

4. Yerel Ürünlerin ve Üretimin Desteklenmesi

5. Misafirperverlik/Konukseverlik

6. Farkındalık

7. Slow Food Faaliyet ve Projelerinin Desteklenmesi

Cittaslow kriterlerinin, sürdürülebilirliğin çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları acısından belli hedeflerini paylaştığı ancak kapsam olarak sınırlı kaldığı görülmektedir. Bir başka acıdan söylemek gerekirse, Cittaslow, daha çok bir kente yaşayan insanların yaşam kalitelerini arttırmaya donuk çalışmalara odaklanmıştır. Literatürde “kentsel yaşam kalitesi” ni arttırmaya yönelik çalışmalar olarak adlandırılan bu çalışmalar, özellikle, kentsel altyapı, iletişim, ulaşım ve konut alanlarını kapsamaktadır (Keskin,2012).

DÜNYADA CITTASLOW/YAVAŞ ŞEHİRLER

Dünyadaki yavaş kentlerin yarıya yakını İtalya’da yer almaktadır. Bununla birlikte, İtalya’nın dışındaki pek çok ülkenin ilgisi Cittaslow üzerine çekilmiştir. Günümüzde baştaAvrupa olmak üzere diğer kıtalardaki ülkelerde de Cittaslow yaygınlık kazanmak tadır. Cittaslow, İtalya’da başlamış ancak İtalya sınırları dışında genişlemiştir. Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, İngiltere, Norveç, Polonya ve Yeni Zelanda’da Cittaslow üye sayısı her gecen gün artmaktadır. Yavaş Şehirler hareketi ilk toplantısını İtalya’nın Orvieto kentinde yapmıştır (Keskin,2012).

Günümüzde, 30 ülke de 252 kent CittaSlow kentidir.

TÜRKİYE`DEKİ CITTASLOW/YAVAŞ ŞEHİRLER

Türkiye de bu harekete üye 17 kent bulunmaktadır. Hareketin ilk üyesi Seferihisar/İzmir, (2009)’dir. Beraberinde, Akyaka/ Muğla (2011), Gerze/ Sinop (2017), Göynük/ Bolu (2017), Mudurnu/Bolu (2017),Perşembe/Ordu (2012), Şavşat/ Artvin (2015), Şavşat/Artvin (2015), Taraklı/Bolu (2011), Uzundere/Erzurum (2016), Vize/Kırklareli (2012), Yalmaç /Isparta (2012), Yenipazar/ Aydın (2011), Gökçeada/ Çanakkale (2011), Halfeti/ Şanlıurfa (2013) ve son olarak Köyceğiz/Muğla (2019) ile Ahlat/Bitlis (2019) üye olmuştur. Yenipazar, Gökçeada ve Halfeti aynı zamanda Slow Food kentidir. Gökçeada, Cittaslow unvanı ile dünyanın ilk ve tek sakin adası olmuştur.

 

 

SONUÇ

Küreselleşme ile birlikte kentler, birbirlerinin aynısı haline gelmekte, dünya üzerinde hızlı ve tüketime dayalı bir hayat felsefesi hakim kılınmaktadır. Hıza ve tüketime dayalı kent yaşamında kentler de aynı urun ve hizmetler gibi farklılıklarını öne çıkartmaya çalışmakta,kendilerine özgü özelliklerini koruyarak marka imajlarını güçlendirmek istemektedirler.Kentlerin markalaşma surecinde aynılaşmaya, tek tipleşmeye karşı konumlandırma faaliyetleri son derece önemli yer tutmaktadır. Son yıllarda bu konumlandırma faaliyetlerinden olan ve 1999 yılında İtalya’da ortaya çıkan Yavaş Şehir Hareketi, büyük kentlerin gölgesinde kalan küçük ölçekli, kendine has kentlerin ilgisini çekmektedir (Yalım,2016).

Cittaslow, daha çok üyesi olan kentler için yaşam kalitesini (kentsel yaşam kalitesi) arttırmaya yönelik çalışmalar yapılması için katalizor işlevi gören bir kentleşme yaklaşımı görünümündedir. Uluslararası Cittaslow Tüzüğü’nde Cittaslow Logosu’nun ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanan “yaşam kalitesine önem verilen şehirlerin uluslararası ağı“yazısı bu düşüncemizi pekiştirmektedir. “Sürdürülebilir kent yaklaşımı” ile, “kentsel yaşam kalitesi konsepti”ni birbirinden ayıran temel nokta “kalite” kavramına yükledikleri anlamda gizlidir. Sürdürülebilirlikte kalite; doğal kaynakların korunması, iklim, ekoloji vb. gibi değişmez unsurları da içeren bir kapsama sahipken, kentsel yaşam kalitesi konseptinde kalite; kentsel donanım ve konfor unsurlarıyla ilgilidir. (Kesin,2012).

Cittaslow yaklaşımı; ülkemizde özellikle tarihi ve kültürel zenginlikler acısından merkezi yer işgal eden Anadolu kentleri için bir fırsat olarak görülebilir. Bugün ülkemizde nüfusları her gecen gün azalan birçok şehrimiz var ki Cittaslow üyeliği çerçevesinde hayata geçirmek zorunda kalacağı kriterler sayesinde birer çekim merkezine dönüşebilir. Cittaslow üyeliği sayesinde şehirlerimiz dünyaya açılabilir. Bütün bunlardan önemlisi şehirlerimizin güzelliği ve benzersizliği bu sayede muhafaza edilebilir (Keskin,2012).

 Cittaslow, hem doğal ve kültürel değerlerin korunarak yerel kalkınmayı destekleyen bir yaklaşımdır. Kentin kırsal ve kentsel dengesinin korunmasını, geleneksel yapıdan uzaklaşmamasını ve kimliğini korumasını sağlamaktadır. Yerel kalkınma da büyük rol oynamakta ve kentin yaşam kalitesini arttırmayı hedeflemektedir. Yavaş Şehir Hareketi, hem sosyal hem de kültürel sorumlulukları da beraberinde getirmekte ve bir kenti hem korumaya hem de kendi benliğinde tutmaya çalışmaktadır. Ülkemizde bu harekete dahil olan şehirler, yerel değerlerini çevreci bir yaklaşımla birleştirerek metropollerden uzak bir hayatı benimsemektedir. Yavaş şehirler, kentsel yaşam kalitesi arttırmaya yönelik politikalar ortaya koyarak,yerel kalkınmanın en iyi modelini oluşturmaktadır.

KAYNAKÇA

KESKİN, E.B., 2012, Sürdürülebilir Kent Kavramına Farklı Bir Bakış: Yavaş Şehirler (Cittaslow), PARADOKS Ekonomi, Sosyoloji ve Politika Dergisi, BURSA https://cittaslowturkiye.org/ (2019)

Eraslan A., Çatalhöyük koy mu, kent mi. Toplumsal Tarih Dergisi, (2007), http://www.mimdap.org/?p=6415, (2019) KAYA, A.T., 2012, KENT KİMLİĞİ OLUŞUMUNDA KULTUREL PEYZAJIN ROLU: KONURALP ORNEĞİ, DOKTORA TEZİ, DUZCE UNİVERSİTESİ,DUZCE

YALIM, F., 2016, YAVAŞ ŞEHİR (CITTASLOW) HAREKETİ EKSENİNDE KENT MARKALAŞMASI VE KENT İLETİŞİMİ: KIRKLARELİ “VİZE” YAVAŞ ŞEHİR ORNEĞİ, DERGİ PARK DERGİSİ, İSTANBUL https://dergipark.org.tr/download/article-file/400913 (2019)

Peyzaj Mimarı 

Ebru Öztürk Bektaş 

Işık Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi

 

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz