Sembolizm evrensel bir değerdir ve insanların ortak dilidir. Farklı dil, kültür ve yazı sistemlerinde tüm insanlara aynı mesajı verir ve aynı çağrışımı yapar. Yani semboller evrensel yasa, ilke, bilgi ve fikirleri açıklayan işaretlerdir. Bir kısmı basit ve sade işaretlerdir. Bir kısmı ise bir canlı veya resimdir. Nadiren de hayal ürünü bir resimdir.
Belirli bir kabul görmüş her işaret veya canlı simge evrensel değildir. Dolayısıyla sembol değeri de zayıftır. Bir simgenin evrensel olması, daha doğrusu sembol olabilmesi için evrensel bir ilkeyi, yasayı, hikayeyi ya da hakikati barındırması gerekir. Semboller doğar, yayılması ölçüsünde tanınır ve evrensel olurlar. Semboller bir inanca, kültüre, kişiye veya olaya bir nişan, bir işarettir. Semboller bazen bir canlı ya da canlı resmi, bir çizim veya heykeldir; sikke veya bir beden hareketi bile olabilir.

Bazı sembollerin anlamı kişiye, bölgeye, kültüre göre değişebilirken bazıları evrenseldir. Terazi adaleti; çekiç gücü, dişli çark sanayiyi temsil eder. Sevgi ya da barış dediğimiz zaman gözlerimizin önünde gelen semboller bellidir. Tıp sembolü bir değneğe dolanmış iki kobra yılanıdır. Trafik işaretleri ve bayraklar tüm dünyada bellidir ve aynı çağrışımı yapar. Bitki ve hayvanlardan çok sayıda sembol vardır. Baykuş uğursuzluğun, güvercin barışın, aslan gücün, kurt cesaretin, tilki kurnazlığın, çakal asalaklığın, ceylan masumluğun, keçi inadın sembolüdür… Bu yazımızda sembol değeri olan bazı bitkileri tanıtmaya çalışacağız: 
 
Dini semboller:

Lale ve Gül: Lale (Tulipa spp.) ve gül (Rosa spp.) isimleri edebiyatımızda ve kültürümüzde birlikte söylenir, ayrılmaz bir ikilidir. Bu isimler Kur’an da geçmemesine rağmen dini sembollerden sayılmıştır. Lale ve Lafzullah’ın Osmanlıca yazılışı ebced hesabına göre 66 etmektedir. ‘Yaratanın yarattığında tecellisi’ anlamına gelmektedir. Lale’nin çiçek yapısı Lafzullah’a benzetilmiştir. Bu nedenle cami, türbe vb. yerlere gül ve lale resimleri çizilir, fotoğrafları asılır. Lale ve gül ebru sanatına bir model, bir temel olmuştur. Bunun en çarpıcı örneği Laleli camiidir. Bu camiin süslemelerinde lale figürleri önde gelmektedir. Lale çiçeğinin 6 yaprağı ise imanın 6 şartını ifade ettiği kanaati yaygındır.
 
 
 
Fotoğraf 1. Lale en önemli dini semboldür. Ebru sanatının da temel modelidir. 

Tasavvufta, edebiyatımızda ve inancımızda Peygamber Efendimiz (SAV) gül ile sembolize edilir. Müslümanlar gülün HZ. Peygamber’in (SAV) terinin kokusundan yaratıldığına inanırlar ve bu nedenle güle farklı bir gözle bakarlar. Gülün gonca hali halvet (insanın Allah ile beraber olması), gülün açmış hali de birliğin kesret (çokluk) olarak görülmesini temsil ediyor. Kur’an da sahifeler arasında işaret olarak ‘secde gülü, hemse gülü, aşere gülü, cüz gülü, hizip gülü’ belli bölüm ve özellikleri temsil ediyor. Yüksek sesle okunan ve ‘gülsesi’ anlamına gelen katılımlı duaya ‘gülbank’ adı verilir. Bu nedenle gül üzerine çok sayıda şiir, roman, hikaye vs. yazılmıştır. Gül hayat yolunun dikenlerle dolu olduğunu, ama bu yolun sonunda güle yani hedefe ulaşıldığını anlatan bir bitkidir.
 
 
Fotoğraf 2. Gül, HZ. Muhammed’in sembolüdür. Hayat yolunun dikenlerle kaplı olduğunu, bu dikenlerden sonra hedefe ulaşılacağını ifade eder.

Hayat ağacı: En meşhur ağaç hayat ağacıdır. Bu ağaç bir tasvirdir. Hayali hayat ağacının tasviri toplumlara, inançlara, kültürlere göre değişebilmektedir. Her toplum kendi anlayışına göre bir hayat ağacı tasvir etmektedir. Ancak bu hayat ağaçlarının ortak tarafları da vardır: Dünya ile ahiret arasında; yerin altı (kabir) ile üstü arasında; doğumdan ölüme, ölümden  tekrar dirilmeye, bir canlının hayat devrine, ekolojik dengeye ve tabiatta madde devrine vb. konulara işaret edebilmektedir.
Hayat ağacı çeşitli kültürler ve dinlerde birçok anlama geliyor: Doğum, hayat, ölüm ve yeniden doğuşu temsil eder. Semavi dinlerde Hayat Ağacı’nın Cennet bahçelerindeki yasaklı meyvenin yetiştiği ulu ağacı temsil ettiği anlaşılıyor. Hristiyanlıkta; HZ. Âdem ile Havva’nın yasak elmayı bu ağaçtan kopardıklarına inanılır.  Dünyadaki 4 ana unsurun (toprak, su, hava ve ateş) arasında bağlantıyı sağladığına inanılır. Yaratılıştaki her şeyin sonsuzlukla ilişkilendirilmesinin bir temsilidir (Anonim, 2018a).  
Kur’an’da bu ağaca özel bir isim verilmemiş olsa da, Tevratta bu ağaçtan “Hayat Ağacı” olarak bahsedilir. İslam da Cennetteki Tûba ağacına benzer bir şekilde tasvir edilmiştir. Böylece ümmet ve Peygamber arasında manevi bir bağ kurulmaktadır.
İşte bir yorum: İnsan; ruhun ve maddenin bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Yani madde ve ruhun kusursuz birleşimidir. HZ. Âdem’in ruhunun bilinmesi; ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım (Bakara sûresi 2/30)’ manasının açığa çıkmasıdır. Bu sûrenin tamamı ‘hayat ağacı’ olarak tasvir edilir. Tohumdan meyveye, meyveden tohuma (canlının hayat devrine), tekrar hayata başlama olarak sembolize edilir. Kutsal kitabımız Kur’an da bu konu birkaç yerde ağaç tasviriyle anlatılır (Oral, 2018).
Özellikle gelin sandıklarına, bez ve yün dokumalara hayat ağacı işlenip evlerde duvarlara asılır. Ev halkı her gün bu hayat ağacına bakarak yaşantısına yön verir, ahireti ve ölümü hatırlar vs.
Hayat ağacı üzerine çok şeyler yazılıp söylenmiştir. Bu ağaç İslamiyet’ten önce de söylenmekteydi. Semavi dinler genel olarak bu ağacı cennet bahçelerinden bir ağaç olarak tasvir etmiştir. İslam Sanatı’nda daha çok bina süslemelerinde rastlanır. Emevi Saray’ında (Kurtoba/İspanya) ‘Ulu Cami’ bir örnektir. Türk eserlerinde ise Yaratıcının doğmamış ve doğurmamış olması prensibine bağlı olarak Hayat Ağacı meyvesiz olarak tasvir edilmiştir. Divriği Ulu Camii ve Erzurum Yakutiye Medresesi’ndeki kabartmalar örnek olarak verilebilir (Zeybek, 2018).

Fotoğraf 3. Temsili Hayat ağacı halı ve kilimlere dokunmakta, duvara asılmaktadır (Denizli).
 
Lotus çiçeği: Lotus çiçeği (Nelumbo nucifera) çok derin anlamlar taşıyan dini bir semboldür. İçimizdeki karanlıktan sıyrılıp, iç huzurumuza dönüşümüzü tamamlamak gibi aydınlanmayı, bir nura koşmayı temsil etmektedir. Ayrıca yaratılışın ortaya çıkardığı kutsal oluşumlardan biri olduğuna inanılmaktadır (Anonim, 21018b).
 
Lotus çiçeği geceleri kapanıp su altına batan, gündüzleri ise su üstüne çıkıp yeniden çiçek açan bir bitkidir. Bu nedenle güneşin ve yeniden yaratılışın simgesi haline gelmiştir.
Genellikle zengin Mısır’lıların küçük göletlerinde yetiştirilmiş, önemli bir dini sembol haline gelmiş, sanatta da çok sevilerek kullanılmıştır. Bu anlayış ve kültür Mısır’dan, Fenike’ye, Mezopotamya ve Persler’e, daha sonraları Grek ve Romalılara geçmiştir.   Homeros, Odysseia IX’da lotus yiyenleri ve Lotus bitkileriyle kaplanmış bir adada yaşayan insanları anlatır. Lotus meyveleri, adada yaşayanların başlıca besinidir ve narkotiktir. Sakin uyumalarını sağlar (Anonim, 21018b). Lotus, Hindu gelenegeleneğinde tanrısal bir semboldür. Tanrılar, genellikle lotus çiçekleri ile birlikte tanıtılırlar. Budist tapınaklarında Lotus pozisyonunda oturmuş kendini budalığa hizmet için adamış, gülümseyen kişiler görülmektedir (Anonim, 2018c).
Semavi dinlerde böyle bir anlayış ve kültür bulunmamaktadır. Bilakis İslam dininde uyuşturucu kullanmak yasaktır. Dolayısıyla bu bitki tüm dinlerin değil, bazılarında sembol değeri taşır.
Lotus çiçeği Türk kültüründe Sarı Nilüfer, Beyaz Nilüfer gibi adlarla anılır. Göletlerde ve süs havuzlarında yetiştirilir. Kızlara isimleri verilir, ancak dini bir öneminden bahsedilmez. Bilim dili olarak kabul edilen Latince Bitki Sistematiğinde ise Lotus, Baklagiller familyasından bir cinsin adıdır ve tüm üyeleri zehirlidir. Çiçekleri gösterişli, sarı ve uzun süre dökülmez. Burada sembol değerinden bahsedilen Lotus çiçeği, Bitki Sistematiği’ndeki Lotus cinsi değil, Türkçede Nilüfer olarak adlandırılan Nymphaea ve Nelumbo cinsleridir. Bu cinsleri üyeleri de zehirlidir. 
 
Fotoğraf 4. Lotus Çiçeği budizmde dini bir semboldür. Türkiye’de ise Nilüfer çiçeği olarak bilinir. Nyphaea alba (solda), Nelumbo nucifera (sağda).
 
Noel gülü: “Noel Baba” Avrupa ülkelerinde çoğunlukla Santa Klaus olarak bilinen Aziz Nicholaos, Anadolu’da yaşamış bir din adamıdır. İyiliksever çocukların koruyucusu ve sevindiricisi olarak bilinen bu efsaneye göre; Noel gecelerinde çocuklara hediyeler getirmektedir. Helleborus türlerine Noel Gülü denilmektedir. Noel Gülü bu geceyi ve ilgili kişiyi temsil etmektedir. Bu cinse ait Türkiye’de 2 tür bulunmaktadır. Biri endemiktir. Bu bitkilere Bazı yerlerde ‘Çöpleme’ adı ile de bilinir.
 
Fotoğraf 5. Noel Gülü’nün Noel Baba’yı ve gecesini temsil ettiğine inanılır.
 
Mezarlık servisi: ‘Servi’ ismi Türkçe’de genel olarak ‘selvi’ olarak telaffuz edilir. Servinin (Cupressus sempervirens) ülkemizde 2 varyetesi bulunmaktadır. Var. pyramidalis; ‘Sütun servi, Kalem servi, Mezarlık servisi’ olarak adlandırılır. Var. horizontalis Türkiye ve Amerika’da meşcere oluşturmaktadır. Anavatanı İspanya’dan Lübnan sahillerine kadar tüm Akdeniz ülkeleridir. Servigiller (Cupressaceae) ailesindendir. Başlangıçta piramidal tepe yapar, daha sonraki dönemlerde mum alevi şeklinde gövde oluşturur. Her dem yeşil bu ağaç 30 m boya, 2 m gövde çapına ulaşabilir. Ortalama 800 yıl yaşar. 4000 yaşına ulaşanlarına rastlanabilir. Çevreye reçine kokusu yayar.
Bu koku antiseptiktir. Mezarlıklarda ölülerin kokularını kaybettirir. Enfeksiyonun yayılmasını önler. Ayrıca çevreyi kirletmez ve mezarlıkların daha temiz ve yeşil görünmesini sağlar. Türk kültüründe mezar taşlarına resmi çizilir. Bu sembol insanlara ölümü hatırlatır. Ağacın uzun ömürlü olmasıyla da ölenin uzun süre unutulmayacağı ifade edilir. Ülkemizde korularda, mezarlıklarda, cami avlularında, türbelerde yetiştirilir. Hristiyan toplumlarda ise kilise, manastır ve tapınaklarda süs bitkisi olarak dikilir. Bazı yerlerde mezarlıklara gölge ağacı amaçlı olarak çınar dikilirse de servinin yerini tutmamaktadır. Ayrıca soğuk alan tarlalara çit ve rüzgâr çiti amaçlı olarak dikilir. Peyzaj değeri yüksek bir bitkidir. ‘Selvi boylum’ gibi sözlerle uzun boylu insanlar bu ağaca benzetilir. Uzun boylu kavaklara ‘selvi kavağı’ denir.
 
Fotoğraf 6. Mezarlık Servisi mezarlıklara dikilerek ve mezar taşlarına resmi konularak  ölümü hatırlatan bir sembol haline gelmiştir. Uzun ömürlü, peyzaj değeri yüksek bir türdür.
 
Kişi ve millet sembolleri:
 
Dedegül çiçeği: Jurinea (Compositae) cinsine ait olduğunu tahmin ettiğimiz ancak bilimsel anlamda türünü henüz tanımlayamadığımız bu tür, Isparta-Konya arasındaki Dedegül dağındaki yüksek kayalıklarda yetişmektedir. Yöre halkı aromatik bir tür olan bu bitkinin özellikle çiçek kısımlarının çayını içer ve uğur getireceği düşüncesi ile evlerinde saklar. Bitki Dedegül dağı ve bu dağda türbesi bulunan ‘Dedegül’ isimli ermiş zatı temsil eder (Özçelik, 2018).
 
Fotoğraf 7. Dedegül çiçeği; Dedegül dağını ve bu dağda türbesi bulunan Dedegül isimli ermiş zatı temsil eder (Fotoğraf Veli Uslu’dan).

Çınar: Toros Yörüklerinin ‘Kavak’ ismini verdiği bu türün bilimsel adı Platanus orientalis olup Platanaceae familyasındandır. Osmanlı Devleti’nin sembolüdür. Bu ağaç sulak alanları sever, geniş yapraklıdır. Hızlı büyür, görkemli bir ağaçtır. Uzun ömürlüdür. Ayrıca Osmanlı devletinin kurucusu Osman  Bey’in beşik tahtası bir çınar ağacından kesilmiştir ve bu ağaç anıt ağaç olarak tescil edilmiş ve halen yaşamaktadır.
 
 
Fotoğraf 8. Çınar ağacı Osmanlı Devleti’ni temsil eder. Hızlı büyür, uzun yaşar, azametli ve gösterişlidir. Şeyh Edebali’nin vasiyetinde de çınar ağacı temsili olarak bulunmaktadır (altta sağda).
 
Ceviz: Bu ağaç (Juglans regia) çok sayıda glikozit (zehir) taşıyan aromatik bir ağaçtır. Bu nedenle bir Türk atasözünde; ‘adamın ahmağı ceviz ağacının dibinde uyur’ denilmektedir.  Kökleriyle toprağa verdiği HCN (Siyanür) ekolojik ortamı bozar. Yakın çevresinde başka bitkilerin hatta kendi fidelerinin bile yetişmesine engel olur. Bu nedenle ceviz ağacı ekoloji biliminde kıskanç ve kötü insanların temsilcisi olarak kabul edilir. Rekabet gücü yüksek olmasına bu özelliğinden dolayı topluluk ve orman oluşturamamaktadır.
 
Fotoğraf 9. Ceviz ağacı ekoloji biliminde kıskanç, geçimsiz ve kötü insanların temsilcisi olarak kabul edilir.

Meşe Ağacı: Türkiye’de meşelerin 18 türe bağlı 31(Quercus) taksonu yetişmektedir. Uzun ömürlü, sert odunlu, kesildiği zaman daha çok kardeşlenen bu cinsin üyeleri, humuslu toprakları sever ve yetiştiği ortamı ıslah eder. Böylelikle diğer bitkiler ve kendi türlerinden olan bireyler kolayca ortamda kolayca yetişebilmektedir. Toleransı yanında rekabet gücü fazla olan ve diğer bitkilerin yetişmesi için ortamı değiştiren meşeler ekolojik açıdan Türk milletine benzetilmiştir. Bazı yörelerde ‘pelit, palut, palamut’ isimleriyle de bilinirler.  
 
Fotoğraf 10. Meşe ağacı ekoloji biliminde hoşgörülü ve yardımsever insanların temsilcisi olarak kabul edilir. Odunu sert, uzun ömürlü ve zarara tahammüllü oluşuyla Türk milletine benzetilmiştir.
 
Tatar çiçeği: Tatar çiçeği Amaryllidaceae familyasından Ixiolirion tataricum türünün adıdır. Çok gösterişli, olumsuz ekolojik şartlara dirayetli, çok yıllık otsu bir bitkidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde doğal olarak tarım alanları kenarlarında yetişmektedir. Peyzaj açısından ekonomik değeri yüksektir.
Ruslar ve Avrupalılar Osmanlı Türkleri dışındaki bütün Türk halklarına ‘Tatar’ demektedir. Avrupa Rusya’sında yaşayan bütün Türk soylu Müslümanlar için kullananlar da vardır. Bazıları ise Türkistan’da ve Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan Türkler için kullanmaktaydılar (Anonim, 2018d).
 

Fotoğraf 11. Tatar çiçeği Türklerin bir kolu olan Tatar halkını temsil eder. Peyzaj açısından ekonomik değeri yüksektir.

Azamet sembolleri:
 
İncir, Zeytin ve Hurma: İncir (Ficus carica), Zeytin (Olea europea) ve Hurma (Phoenix dactylifera)’nın odunu yumuşaktır. Hatta hurmanın botanik bilimine göre gövdesi odunsu değil, otsudur. Aynı zamanda meyve ve gölge ağaçlarıdır. Hepsinin ortak özelliği azameti temsil etmeleridir. Her üçü de zehirlenmeye karşı tıbbi bitkilerdir. Ayrıca zeytin barışı, incir üretkenliği, hurma olumsuz ekolojik şartlara tahammülü temsil eder. Zeytin ağacı Kapalı Tohumlu bitkilerden en uzun ömürlü ve daimi yeşil bir ağaçtır. İncir de bir Akdeniz bitkisi olmakla beraber iç ve Doğu bölgelerimizde görülebilir. Hızlı büyür. Ağaç veya çalı formundadır. Yaprakları iri, bütün veya palmat, parçalıdır. Sütlüdür. Sütü tıbbi açıdan oldukça değerlidir. Sütünün cilte uzun süreli teması ile cild tahriş olur. Zeytin yağı da bu tahrişi engelleyen bir iksirdir. İncir meyveleri gıda ve tıbbi açıdan oldukça değerlidir. Çiçek durumu diğer bitkilerden farklıdır. Erkek ve dişi, 2 ayrı bireyle neslini devam ettirir. Hurma da daimi yeşil ve uzun ömürlü bitkilerdendir. Bir çöl ikliminde bile rahatça yetişebilir. Bu nedenle kuraklığa ya da kötü şartlara tahammüllü oluşu ile tanınır. Meyveleri çok, tatlı ve besleyicidir.
 
Fotoğraf 12. İncir ağacı üretkenliği, hızlı büyümeyi ve azameti temsil eder.
 
Fotoğraf 13. Zeytin ağacı barışı, uzun ömürlü oluşu, sağlığı ve azameti temsil eder .
 
Nar: Nar (Punica granatum) ise gücü, asaleti, tehlikeyi ve hikmetli tasarrufu temsil eder. Nar meyvesi adeta bir yeşil kubbenin altında 5 ayrı kıtada yer alan dağlardan yeşeren ağaçlara benzetilir. Tohumları etlenerek yenilen, bol sulu bir meyvesi vardır. Danelerin dizilişi ise ayrı bir sanat harikası. Zivzik narı ülkemizde Siirt çevresinde yetiştirilen ve az tanınan yerli bir çeşittir.
 
 
Fotoğraf 14. Nar ağacı gücü, asaleti ve tehlikeyi temsil eder.

Yer sembolleri

Sakız ağacı: Sakız ağacı (Pistacia lentiscus) Akdeniz ülkelerinde yayılış gösteren, sert odunlu, iri ağaç veya çalılardır. Ege bölgesinde doğal olarak yetişir. Sakız adasında bol yetiştiği için Sakız adası bu ağaçla tanınır. Trakya ve Yunanistan tarafında ‘mastik veya mastika’ adı da verilir.
 
Fotoğraf 15. Sakız ağacı Sakız adasına ismi verilen bir ağaçtır. Uzun ömürlü, çok şifalı bir Akdeniz bitkisidir.
 
Manisa lalesi: Ranunculaceae (Düğünçiçeğigiller) familyasından Anemone ve Pulsatilla türlerinin genel adı Manisa lalesidir. Son yapılan bir çalışmaya göre Bu cins ikiye bölünmüştür. Anemone yanında Pulsatilla cinsi de Manisa lalesi olarak bilinmektedir. Familyadaki tüm cinslerin üyeleri güzel görünüşlüdür. Genellikle zehirlidirler. Cinsin üyeleri ekseriyetle Akdeniz Bitki coğrafyası elementidirler. Manisa ve İzmir civarında yaygın olarak yetişirler. Bu nedenle genellikle ‘Manisa Lalesi’ olarak bilinir. İstanbul ilinde de laleler meşhurdur. Amasya lalesi de aynı şekilde meşhur bir bitkimizdir. Kaybolmaya yüz tutan bir değerimizdir.
 
 
 
Fotoğraf 16. Manisa laleleri Manisa ve İzmir civarında yoğun olarak yetişmektedir.
 
Şakayık: Bazı yörelerde Ayıgülü olarak da bilinir. Şakayık (Paeonia spp.) çok güzel görünüşlü, iri çiçekli, otsu bitkilerin bir grubudur. Antalya’da düzenlenen EXPO-2016 uluslararası fuarının sembolü seçilmiştir. 
 
 
Fotoğraf 17. Şakayık EXPO-2016 Uluslararası fuarının sembolü seçilmiştir. Van ilinden bir şakayık, solda; Isparta Dedegül dağından bir şakayık).
 
Kardelen: Kardelen Türkiye’de çok fazla ve farklı Türkçe isimlerle bilinir. En yaygını ‘Kardelen’dir. Toros yaylalarında bolca yetişen 2 türü vardır. Baharın müjdecisidir. Karı delerek çıkar, yani 3. cemreye işaret eder. Önce çiçekleri açar, daha sonra yaprakları gelişir. Oldukça güzel görünüşlü bitkilerdir. Peyzaj değeri yüksektir. Isparta Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü peyzajda kullanmaktadır. Oldukça da beğenilmiştir.
Akseki (Antalya) ilçesinin Çimi köyü ve Gembos Yaylası belki de cinsin gen merkezidir. Akseki Belediyesi kendisine sembol yapmıştır. Aksekililer de Kardelelen’e farklı bir gözle bakarlar, severler ve korurlar. Kardelen’e verilen adlara bakıldığı zaman çok farklı anlamlar ortaya çıkar. Bu gizemli bitki için tarafımdan yazılan şiir aşağıdadır: 
 
Kardelenim Ben
Toros dağlarının beyaz gelini,
Severim dağların soğuk yelini,
Ayrılıklar büktü, ince belimi,
Cefakâr Toroslu, Kardelenim ben.
Bizler Türkiye’de onüç kardeşiz,
Galanthus cinsinden, farklı türdeşiz,
Gölsoğanı ile benzer, evdeşiz,
Orjinimiz ayrı, Kardelenim ben.
Ben açtım mı bahar gelir dağlara,
Meltem eser tarlalara, bağlara,
Yörük kızı iner mi ovalara,
Yaylada yaşarım, Kardelenim ben.
Toros dağlarında, mermer taşında,
Yurt tuttum, yetiştim, dağlar başında,
Kökümü kazdılar, mevsim kışında,
Sattılar yad ele, Kardelenim ben.
Söküp götürdüler, bir fabrikaya,
Her bir organımdan, ilaç yaptılar,
Çeşitli adlarla beni sattılar,
Yutma numarayı, Kardelenim ben.
Gün geldi, ar geldi, ağlayamadım,
Derdimi sizlere anlatamadım,
Feryadım sessizdi, duyuramadım,
Çaldılar, sattılar, Kardelenim ben.
Derdimi dökeyim dinle hafifçe,
“Boynu bükük, Öksüz Ahmet, Garipçe,
Aktaş, Kargasoğanı” adım Türkçe,
“Akseki Nergizi”, Kardelenim ben.
Çimi Yaylası’nda hayat sürerim,
Galantamin benim, ana hünerim,
Onunla şartlara göğüs gererim,
Çileli doğmuşum, Kardelenim ben.
İhracat soğanda liste başıyım,
Beni sevenlerin gözün yaşıyım,
Geleceğin hayaliyim, düşüyüm,
Beldenin sembolü, Kardelenim ben.
Hani aşkımdınız, sevdiniz beni,
Dünyada kaç kişi anladı beni,
Akseki başına taç yaptı beni,
İkametim orda, Kardelenim ben.
Sevenim pek çoktur, ama bekarım,
Marla’lı isterse nişan takarım,
Coğrafi tescille nikahlanarak,
Evlenmek isterim, Kardelenim ben.
Şubat-Mart ayında çiçek açarım,
Beyaz gelinlikle nurlar saçarım,
Sahip çıkmazsanız naçar kaçarım,
Sizlerden birisi, Kardelenim ben.

 Fotoğraf 18. Kardelen bitkisi Akseki(Antalya) çevresinin coğrafi sembolü ve baharın müjdecisi olarak kabul edilir.
 
Bahar mevsimi sembolleri:
 
Soskunotu: Baharın müjdecisi olarak kabul edilen kardelenden başka türler de vardır: Van’da Soskunotu (Hesperis sp.) kar kalkar kalkmaz hemen çiçek açar ve çok kuvvetli aromatik bir bitkidir. ‘Soskunotu’ bazen ‘Sosin’  olarak da adlandırılmaktadır. Yasemin çiçeği ile eş anlamlıdır.
 
Fotoğraf 19. Soskunotu Van civarında baharın müjdecisi sayılan kuvvetli aromatik bir doğal bitkidir. 
 
Centiyan: Centiyan (Gentiana, Gentianaceae) ise Karadeniz ve Doğu Anadolu’da ilk açan çiçeklerden olmakla beraber uzun süre çiçeklenen halkın çok sevdiği bitkilerdendir. ‘Verna’ epiteti de ‘vernalis’, yani baharda çiçek açan anlamında bir kısaltmadır.
 
Fotoğraf 20. Centiyan (Gentiana verna/ Gentianaceae) Karadeniz ve Doğu Anadolu’da ilk açan çiçeklerden olmakla beraber uzun süre çiçeklenen halkın çok sevdiği bitkilerdendir.

Çuha Çiçeği: Özellikle Ege bölgesindeki çiçek satıcıları tarafından ‘Marul’ adıyla satılan otsu bir süs bitkisidir. İlkbaharda ilk çiçek açanlardandır.
 
 
Fotoğraf 21. Çuha çiçekleri erken çiçek açması ve çevresini şenlendirmesiyle baharın müjdecisi olarak kabul edilir.
 
Diğer semboller:
 
Mersin: Bazı yörelerimizde ‘Murt‘ ismi de verilen Mersin (Myrtus communis) bitkisi birlik ve beraberlik sembolüdür. Hikayesi MS 10. yy’da Danimarka halklarını tek bir çatı altında toplamak isteyen Harald Blåtand’a dayanır. Sürekli olarak mavi dişlerle gezen “Bluetooth” lakaplı Kraldan dolayı mersin bitkisi birlik, beraberlik sembolü olarak kabul edilmiştir. Kralın mersin bitkisini çok sevdiği bilinmektedir (Esener, 2018). Akdeniz menşeili bir bitkidir. Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerde yayılış gösterir. Akdeniz ve Ege bölgelerimizde doğal olarak yetişmekte ve ıslah edilen bir formu yetiştirilmektedir. Antalya’nın bazı ilçelerinde kabir ziyaretlerinde kabirlerin üst ve alt uçlarına taze dalları sokulur. Kuruyan dalları değiştirilir. Cenaze yıkamada kullanılan sıcak suya konulur. Çelenk yapımında çok tercih edilir.  Kuvvetli aromatik bir çalıdır. Meyveleri beyaz ve siyah olarak 2 çeşittir.
 
 
Fotoğraf 22. Mersin bitkisi bir ülkenin çeşitli halklarının birlik ve beraberliğini temsil eder.
 
Haşhaş: Papaver somnifeum (Papaveraceae) bilimsel adıyla bilinen Haşhaş,  sarhoş, uyuşturucu müptelası veya düşünme kabiliyetinden uzak insanları temsil eder. Tarihte ‘Haşhaşiler’ adı verilen bir grup insandan bahsedilir. Öyle insanlara da ‘Zombi’ denilmiştir. İnsanlık özelliklerini büyük ölçüde kaybedip, verilen emirlere uyan adeta bir makineyi andırmaktadırlar.
Haşhaş Türkiye’de sadece Göller Yöresi’nde üretilen tıbbi bir bitkidir. Üretimi izne tabidir. 3 çeşit haşhaş tarımsal amaçlı olarak ekilir. Bir de peyzaj amaçlı, daha narin tabiatlı bir haşhaş vardır. ‘Türkiye Florası’ adlı dev eserin yazarı olan P.H. Davis, tüm ciltlerin başına bu türün resmini koymayı tercih etmiştir. Bir Türk halk hekimi olan İbni Sina’nın ‘As Şifa’ adlı eserinde el çizimi resmine rastlanır. Anadolu dağlarında çok sayıda yabani formu vardır.
 
 
 
Fotoğraf 23. Haşhaş insanlarda uyuşukluğu, düşünme kabiliyetini kaybetmiş olmayı temsil eder. Böyle bir insan güruhuna ‘Haşhaşiler’ denilmiştir. Göller Yöresi’nde tıbbi amaçlı üretilen haşhaş ve Doğu Anadolu’da doğal olarak yetişen haşhaş.
 
Buğday ve mercimek: Buğdaygiller(Poaceae/Gramineae) familyasından Triticum cinsi üyelerine verilen isimdir. Bereketi, üretkenliği, erkek cinsiyeti, tohumu temsil eder. Bazı kültürlerde kız tarafı talip olduğu damat aday tarafından buğday ister. Bu buğday verilirse teklife evet denilmiş olur. Kıza talip olanlar ise mercimek ister. Mercimek verilirse kızımızı vermeye rıza gösteriyoruz demektir.
Buğday ekmeğin ana maddesidir. Ekmeği atmak, israf etmek, ekmeğe ağız silmek veya basmak Müslümanlar tarafından çok büyük hata, edepsizlik görülmüştür. Bu nedenle ‘ekmek din direğidir’ gibi atasözlerine rastlanır. Buğdayım gen merkezi Şanlıurfa’daki Karacadağ olması genel bir kanaattir. Mezopotamya uygarlığında buğdaydan çok söz edilir. Ziraat Bankası’nın sembolü buğday başağıdır. Bu yönüyle de tarımı temsil etmektedir.
 
Fotoğraf 24. Buğday daneleri bereket sembolüdür.
 
Tartışma ve öneriler
 
Burada anlatılan bitkilerin çoğunun sembol değeri ilk kez belirtilmektedir. Esasen çok sayıda sembol bitki vardır. Bu yazıda çok meşhur olanları anlatılmaya çalışılmıştır. Dikkati çeken husus şudur ki; en çok sembol (simge) bitki dini inançlarda yer almaktadır. Öte yandan insanlar her olayı bir bitkisel sembolle anlatmayı tercih etmektedirler. Mesela, güller buna örnektir. Her olayı, düşünceyi sembolize eden bir gül vardır. Ekseriyetle bu güllerin rengi kullanılmaktadır. Darende (Malatya) ilçesinin eski adı Triyandafildir. Bu isim 30 yapraklı gül anlamına gelen R. alba (beyaz gül)’yı ifade etmektedir. Halfeti gülü, Siyahgül veya Arapkızı ismiyle tanınan Rosa odorata ‘Louis XIV’ ise Halfeti ilçesinin ve bölgenin sembolüdür.
Sembol bitkiler temsil kabiliyeti arttıkça başka sahaları da etkilemektedir. Ebru sanatında model alınan lale ve güldür. Çeyiz sandıklarında, bez dokumalarda ekseriyetle hayat ağacıdır ve hayat ağacının anlamı kültürden kültüre değişmektedir. Ancak farklı kültürlerin aynı anlamı yüklediği sembolller de olması oldukça ilginçtir.
Zeytin, Akdeniz bölgesinin iklim indikatörü olan bir türdür. Dini söylemlerde Hz. Âdem’in cennetten 4 bitki getirdiği ifade edilir: Zeytin, Hurma, Buğday ve İncir. Hurma dışındaki bitkiler günümüzde halen ülkemizin bir kısmını oluşturan eski adı ile Kuzey Mezopotamya’da yetişmektedir. Hurma da Güneydoğu’ya ve Hatay’a yakın bir coğrafyada yetişmektedir. Güneydoğu Anadolu’da görülen incirler daha kısa boylu, çalı şeklinde ve bütün yapraklıdır. Kuranı Kerimde zeytin ve incir üzerine yemin edilmektedir. Bu yeminlerden incir ve zeytinin mucizevi bitkiler olduğu, diğer bitkilerden üstünlüğü anlaşılabilir. Buğdayın dünyadaki gen merkezi Güneydoğu Anadolu’dur. Bilim dünyasından bu merkezin Karacadağ olduğu kanaati hakimdir. İlk medeniyet Mezopotamya adı verilen bu bölgede kurulmuştur. Bölgede özellikle Derik (Mardin) ilçesinde eski orijinal zeytin bahçeleri vardır. Bu zeytinlerin orijini hakkında araştırmalar yapılmalıdır. Zira buradaki zeytinler diğer çeşitlere benzemez. Islah edilen zeytinlerin ataları olabilirler. Zeytinin gen merkezi Mezopotamya ve ataları ilk kez bu coğrafyada görülmüş olabilir. 
Bitkilerde sembolizm yanında benzetmeler de vardır. Sabır otu(Sedum, Sempervivum spp.) sabırlı olan kişilere, Kermez meşesi(Quercus coccifera) insanlarda yardımlaşmaya, Kaktüs (Opuntia spp.) kuraklığa, Kaynanadili (Opuntia ficus-indica) incitici söz söylemeye (iğneleme), Saz, Kamış (Typha spp.) sulak alana, Çetin ceviz(Juglans regia) mücadeleci insana benzetilir. Centaurea cinsi üyelere genellikle Peygamber çiçeği, Fritillaria türlerine ağlayan gelin, Aristolochia türlerine ise Lohusa otu denilmesi bu benzetmelere diğer örneklerdir. Peyzaj tasarımlarında sembol bitkilerin daha fazla yer tutması beklenmektedir.
 
Kaynakça
Anonim, 2018a. https://onedio.com/haber/kesinlikle-bilmeniz-gereken-10-spirituel-sembol-ve-anlamlari- 750546, E. Tarihi: 25.11.2018.
Anonim, 21018b. http://www.milliyet.com.tr/Dunyanin-en-yaygin-7-sembolunun-cikis-hikayeleri-molatik-5494/
Anonim, 2018c.  http://apelasyon.com/Yazi/358-sonsuz-yasamin-simgesi-lotus-cicegi. E.Tarihi:25.11.2018.
Anonim, 2018d.  http://www.bayrakyayincilik.com/2018/02/14/tatarlar-kimdir/ E. Tarihi: 25.11.2018.
Esener, R., 2018. Peyzajda Kullanılan Doğal Akdeniz Bitkilerimiz (Bölüm-2 Çalılar):
http://www.plantdergisi.com/dr-ragip-esener/peyzajda-kullanilan-dogal-akdeniz-bitkilerimiz-bolum-2- calilar.html, E. Tarihi: 04.11.2018.
Oral, A.F., 2018. http://blog.milliyet.com.tr/yasam-agaci-nedir--neyin-semboludur-/Blog/?BlogNo=477944
Özçelik, H., 2017. Dedegül Dağı’nın Isparta Tarımı’na Etkileri, ISVAK Dergisi, Ankara.
Zeybek, Ö., 2018. https://medium.com/@merzeybek/hayat-ağacı-nedir-201ab207675d, E.
Tarihi: 25.11.2018.
 
Symbolism is a universal value and is the common language of people. It gives the same message to all people in different language, culture and writing systems and makes the same connotation. In other words, symbols are describing universal laws, principles, knowledge and ideas. Some of them are simple signs. A part of them live or picture. It is rarely a dream picture.
 
Prof. Dr. Hasan ÖZÇELİK
 

 

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz