Bu yazıda; İstanbul’da Ataköy - Büyükçekmece Arası Sahil Bandı Düzenleme Projeleri ve bu projelere rağmen özellikle ATAKÖY SAHİLLERİNDE kamu yararına ve ilgili kanunlara aykırı bazı uygulamalar özetle ele alınacaktır.

İki kıtanın birbirine bağlandığı özel bir coğrafyada bulunan İstanbul kenti, binlerce yıllık kültür mirasıyla dünyada çok önemli bir konuma sahiptir. İstanbul kenti yüzyıllardır farklı yaşam alışkanlıklarına ve farklı geleneklere ev sahipliği yapmış, bu özellikleri nedeniyle de Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.

1997-1998 yıllarında İstanbul Ataköy - Büyükçekmece Arası Sahil Bandı Avan Projesi kapsamında, 18 km. kıyı bandının düzenlemesine ilişkin “Kentsel Tasarım”, “Peyzaj”, “Kent Mobilyası”, “Proje Alanında Yer Alan Tesislere İlişkin Avan Projeler” ve “Altyapı Avan Projeleri” hazırlanmıştır.  Tüm araştırma ve projeler kitap halinde belediyesi tarafından yayımlanmıştır[1].

Ataköy-Büyükçekmece arası, yani Ataköy ve Avcılar dahil olmak üzere sahil şeridinin düzenleme projesi 18,5 km sahil şeridinin düzenlenmesidir ve 3 ayrı belediye -Bakırköy, Küçükçekmece ve Avcılar- hudutları dahilinde yaklaşık olarak günümüzde 6 milyondan fazla insanın sahil şeridini ilgilendiren bir kuşaktır.

 

[1] “Ataköy-Büyükçekmece Arası Sahil Düzenleme Avan Projesi”, UTTA Planlama, Projelendirme, Danışmanlık Ltd. Şti., İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Projeler Dairesi Başkanlığı, Yatırım Planlama Müdürlüğü, Araştırma-Değerlendirme-Planlama Raporu, 1997.

İSTANBUL ATAKÖY - BÜYÜKÇEKMECE ARASI SAHİL BANDI DÜZENLEME PROJE ALANI

İstanbul Sahillerinde Tarihsel Gelişim, Banliyöleşme ve Ataköy

Deniz ulaşımının gelişimiyle Boğaziçi ve Adalar, banliyö trenlerinin hizmete girmesiyle de bu hatların paralelinde gelişen Bakırköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Kızıltoprak, Fenerbahçe, Göztepe, Erenköy, Suadiye, Bostancı ve Caddebostan gibi semtler sayfiye bölgesi olarak önem kazanmışlardır.

Ataköy, Cumhuriyet döneminin ilk toplu konut projesi olarak 1950’lerde planlanmıştır. Proje dünyaya örnek olacak bir şehircilik örneği olarak inşa edilmiş, Ataköy sahil şeridi de Türkiye’nin en modern ve en doğal plajı olarak kullanıma açılmıştır.

Şehirleşmenin yoğunlaşmasıyla beraber tüm atıkların döküldüğü Marmara Denizi 80’lere gelindiğinde kullanılamaz haldeydi. Ayamama Deresinin getirdiği arıtılmadan dereye verilen kanalizasyon atıkları ile aşırı kirlenen Ataköy plajı da lağım kokuları ve pisliğiyle çekiciliğini yitirmiş ve kullanılamaz hale gelmiştir.

80’lerin sonunda Türkiye’nin ilk AVM’si olarak inşa edilen Galleria ile ilk doğal plajımızın işgali de başlamış oldu. Zaten plaj ve içindeki tesisler Yasef Öztürk’e peşkeş çekildiğinden beri halk denize ayağını sokamaz olmuş, sahil tüm İstanbullulara kapanmıştı.

90’larda yeni bir imar nazım planıyla tüm bölge, Ataköy 1-2-3-4-5 dahil, yoğun imarlı turizm bölgesi haline getirildi. İki emsal ve 70 metre yükseklik o günlerde sağlandı. Sheraton Hotel, Capacity, Titanic Hotel, Ramada bu imar planıyla Ataköy’ü cendereye soktu.

Yolsuzlukların merkez üssü haline gelen Emlakbank 2000’lerde lağvedilince, bankanın Ataköy’de sahip olduğu tüm araziler TOKİ’ye devredilmiştir. Böylelikle rantın önü açılmış ve 2005 sonrası TOKİ bu arazileri yeşil alana dönüştürmek yerine parsellere bölüp satmıştır.

ATAKÖY TARİHÇESİ

Ataköy toplu konut alanlarının kurulu olduğu arazide, 3. Selim Dönemi’ne kadar “Emekçi Çiftliği” adıyla bilinen bir çiftlik vardır. 19.yy’da buraya Baruthane ile bir İspirto Deposu kurulmuştur. Buradaki küçük bir limandan gemilerin bir kısım ihtiyaçları da karşılanabiliyordu. Bunların dışında bölge, bir yanı kumsal ve deniz olan, büyük boş bir araziydi ve Baruthane adıyla bilinirdi.

Bu kesimde, Emlak Kredi Bankası, 1995 yılında Ataköy Toplu Konut Alanı Projesini yarışma yoluyla elde etmiş ve uygulamaya geçimiştir. Büyük bir kısmı bataklık olan eski Baruthane’nin bulunduğu bölgede, 377 Ha.lık bir alanda toplam 12.000 konut ve 60.000 nüfuslu bir yerleşme önerilmiştir. Ataköy yerleşmesinin, Yedikule’den Florya’ya kadar uzanan küçük sahil yerleşmelerinin en büyüğü olması planlanmıştır. 1962-1991 yılları arasında ise 17.653 konut inşa edilmiştir. Bu uygulama aynı zamanda Türkiye’nin kent ölçeğinde kamu eliyle gerçekleştirilen en büyük toplu konut tasarımıdır.

Güneyinde sahil yolu ve Marmara Denizi, doğuda Bakırköy, batıda Ayamama Deresi ve Yeşilköy, kuzeyde Londra Asfaltı (E5 yeni koduyla D-100) ile sınırlanan ve yaklaşık 3.8000.000 m2’lik bir alana yayılan Ataköy, dört muhtarlıktan oluşmaktadır. İçinden geçen demiryolu ile İstanbul MİA’sına 10 km mesafededir. Ayrıca, yerleşmenin güneyinde bulunan Sirkeci-Florya Sahil Yolu” ile kuzeyinde bulunan “Londra Asfaltı”, Ataköy’ü İstanbul’a bağlayan iki ana ulaşım arteridir. İstanbul Hafif RTTS sistemi Ataköy kuzeyinden geçmektedir. Havaalanına yakınlığı ve sahilde yaklaşık 50Ha.lık bir turizm alanının yer alması da yerleşmenin değerini artırmaktadır.

Genel yerleşim planında yerleşme 3.000 ile 15.000 nüfuslu 10 mahalleye ayrılmıştır. Her mahallede ticari üniteler ve okuldan oluşan birer merkez düzenlenmiştir. Yaya ve trafik yollarının birbirinden ayrılmasına ve yaya alanlarının düzenlenmesine dikkat edilmiştir.

Tüm mahallelerin merkezi olan 5. Mahalle içinde bir tren istasyonuna yer verilmiş ve istasyon binasının iki tarafında ticari, idari ve sosyal merkez oluşturulmuştur. Proje alanına komşu, kuzeyde ilk uygulamalar olan 1. Mahalle (1990 Nüfusu 1500), Bakırköy’den batıya doğru açılan bir sırt içinde; 2. Mahalleler bu sırttan sonra düzlüğün başladığı yerde Siyavurpaşa Deresi arasında kalan alan üzerinde; 3-4. Mahalleler ise (1990 Nüfusu 7000), demiryolu, Bakırköy ve Siyavurpaşa Deresi arasında kalan alanda yapılaşmıştır. 5. Ve 6. Mahalleler ( 1990 Nüfusu 10.000) ise Siyavurpaşa Deresi ve Ayamama Deresi arasında yer seçimiştir. 7, 8, 9, 10 ve 11. Mahalleler ( 1990 Nüfusu 33.000) alanın kuzeybatısında, kuzeyde Londra Asfaltı ile sınırlanan bölgede inşa edilmiştir.

ATAKÖY 1960’LI YILLARDA ÖNEMLİ BİR PRESTİJ YERLEŞİM ALANI ve KUMSALDIR

Ataköy Toplu Konut Alanı Genel Nitelikleri:

  1. Ataköy; konut standartları yüksek bir prestij konut alanıdır. Genellikle üst gelir grubuna, yüksek gelirli kamu çalışmalarına yöneliktir. Birim konut alanları 248 m2!ye kadar çıkmaktadır. Günümüzde, İstanbul’un düzenli, seçkin ve yer yer de lüks semtlerinden biri sayılmaktadır. Sahildeki Marina İstanbul’un en önemli turizm komplekslerinden biri durumundadır.
  2. Mahallede düzenleme, çevredeki ring yollarla, çıkmazlarla taşıt trafiğinin içeri sokulamamasını ve yaya ağrılıklı bir doku oluşmasını sağlamıştır. Yaya mekanları ve çevre iyi düzenlenmiştir. Ancak otopark yetersizliği vardır. 9. Ve 10. Kısımların karşısında, buz pateni salonu, kapalı atletizm salonu, olimpiyat evi, açık yüzme havuzu, sprocu sosyal tesisleri gibi önemli spor tesisleri sıralanmıştır. (İstanbul Ans. S. 379). Tarihi eser olan Baruthane’nin dışının aynen restore edilmesiyle düzenlenen Yunus Emre Kültür Merkezi de 9. Kısımdadır. Bu merkezde iki tiyatro sahnesi ve 300 m2 alanlı bir sanat galerisi vardır.
  3. Kanalizasyon tasfiye tesisi fazla nüfus nedeniyle yetersiz hale gelimştir. İlk yapılan kısımlarda, yoğunluklar düşük, konut alanları geniş tutulurken, sonraları ekonomik zorlamalarla yoğunluklar giderek arttırılmış, konut alanları küçültülmüştür.
  4. Hava Limanı, prestij konut alanları ile alışveriş merkezlerinin hinterlanda bulunması alanın önemini daha da arttırmaktadır. Ancak, Ayamama Dersinin taşıdığı kirlilik nedeniyle kıyı kullanılamaz hale gelmiş, deniz kırmızı bir renk almış, koku ve sivrisinekten denize yakın kesimler terk edilmeye başlanmıştır. Turistik tesis alanları ile kamping/ mokamp alanları işlevini yitirmiştir.  15-20 yıl öncesine kadar İstanbul’un en temiz sahilleri olan Ataköy’deki kirlilikte, Marmara’daki genel kirliliğin payı olduğu kadar, Yağ Fabrikasının, Ataköy Toplu Konut Alanlarının atık sularının Ayamama Deresine hiçbir kimyasal yada biyolojik arıtmaya tabi tutulmadan deşarjının büyük payı bulunmaktadır. İSKİ tarafından Ataköy Arıtma Tesisi ve Ayamama dersinin ıslahı için çalışmalar başlatılmış, suyun akışının sağlanması, derin deşarj ve mendireklerin uzatılması için APK Dairesi tarafından ihale yapılmıştır. Bu kesimde kirlilik nedeniyle konutlar el değiştirmekte, yüksek gelir grubu bu kesimi terk etmektedir. Nazım Plan kararı olarak Ayamama Dere yatağının bir mesire yeri olarak düzenlenmesi gerekmektedir. 

BAKIRKÖY SAHİLLERİ 1970’LI YILLARDA

Kıyı Planlama ve Peyzaj Tasarım İlkeleri

Kentsel tasarım, birçok disiplinin bilgi ve birikiminden yararlanan bir uzmanlık dalıdır. Bilim ve teknoloji alanında yaşanan gelişmeler farklı disiplinlerin ve uzmanlık alanlarının doğmasına neden olmuştur. Ancak bu uzmanlık alanları ve disiplinlerin oluşması birçok meslek dalı tarafından dışlanmış ve bir mesleki yetki tartışmasına dönüşmüştür. Kentsel tasarım da bu uzmanlık alanlarından biridir.

1. KIYI PLANLAMASINDA su ve yeşil ile insanın kaynaşması, bütünleşmesi, karşılıklı etkileşim içinde bulunması esas amaçtır.

Bu amaca ulaşırken su kalitesinin bozulmaması, kirlilik yaratılması, ekolojik dengenin korunması da başlıca amaçlardan biri olmalıdır.

2. Park alanına ana yollardan giriş özel olarak planlanmalıdır. Ana ulaşım girişleri, parkın özelliğine uyumlu olarak geliştirilmelidir.

 Ulaşımın doğayı, var olan yeşil dokuyu tahrip edecek şekilde değil, mevcut izleri kullanacak şekilde tasarlanması uygun olacaktır.

Var olan araç/yaya yolları, patikalar ve yangın izleri yaya/taşıt/bisiklet vb ulaşım amaçlı kullanılmalıdır. Yaya patikaları kullanılış yoğunluğuna göre planlanmalıdır. Genellikle iki yönlü yaya patikaları ortalama 3-5 metre genişliğinde olmalıdır.

3. Kirlilik oluşturmamak amacı ile kıyı boyunca belirli noktalarda toplanmış  servis/odak noktaları planlanmalı ve bu odaklarda yeme/içme (gastronomi), wc, çöp toplama, sağlık, telefon vb servis ve hizmet üniteleri bulunmalıdır.

Uygun alanlarda bu odaklar, çay bahçesi, kafe gibi daha geniş kitleye hizmet verecek şekilde tasarlanabilir.

4. Kıyı doğal bitki örtüsünün korunması ve kıyıda görselliği bozacak yapılaşmalar yapılmaması esas ilkedir.

PROJE ALANI ÇEVRESİ PLAN KARARLARI (1998)

PROJE ALANI BÜTÜNÜNDE DOĞAL DEĞERLER VE PEYZAJ ÖGELERİ:

Proje Alanı (1996-97) doğuda Ataköy Holday Inn Oteli ve Galleria önünden başlayarak, güney-batıda Hava Harp Okulu ve Ayamama Deresi ile sınırlanan alandır. Bu alanda doğudan batıya; Galleria Otoparkı önünde tanımsız ve boş bir alan, Çadır Disco Dolping, Hotel Demirköy tesisleri, Ataköy Turistik Tesisleri, Ataköy Mokampı yer almaktadır. Alanın kuzeyinde Ataköy Toplu Konut Alanları bulunmaktadır. Doğuda Ataköy Marina ve deniz otobüsleri iskelesi ile alan sınırlanmaktadır.

Ataköy, İstanbul’un önemli prestij konut alanlarından biridir. Atatürk Hava Limanı’na olan yakınlığı nedeniyle yabancı firmaların, havayolları personelinin, işadamlarının yer seçtiği bir bölgedir. Galleria, Carousel, Printemps, Atrium, Migros gibi büyük ölçekli alışveriş merkezleri projeleri alanının hemen kuzeyinde bulunmaktadır. Düzenleme alanı kıyı uzunluğu 1994 metredir. 

Bu alanın en önemli özelliklerinden biri, proje bütünü içinde, ana yolun iki tarafının çok yoğun biçimde kullanıldığı en büyük mekan olmasıdır. Yolun kuzeyi; yoğun bir konut dokusu ile kaplı iken, güneyi, deniz otobüsü, iskelesi, büyük alışveriş merkezleri gibi, bu konut dokusunda yaşayanları çeken nitelikteki kullanımlara açıktır. Bu koşullar, söz konusu hızlı yolun yaya trafiği düzenlemesi açısından farklı bir şekilde irdelendirilmesi gerektirebilir. 

Ataköy kıyı kesiminde; kıyının doğallığını hemen hemen tamamen koruduğu, kirlenme dışında herhangi bir dolgu işleminin yapılmadığı saptanmıştır. Alan, ağırlıklı olarak turizm ( 33,64 %) ve kamp alanları ( 22,61 %) kullanımındadır.

Ayamama Deresi, batısı Hava Harp Okulu alanının % 27,41’ini oluşturmaktadır.

 

1.Ayamama Deresi- Ataköy Kamping / Mokamp Alanı:

Ataköy Mokamp Alanı, 120,000 m2’lik bir alanda; 225 bungalov, 500 çadır, 270 karavan, 80 wc, 56 duş, 40 duş, 17 bulaşık yıkama alanı, 17 çamaşır yıkama alanı ile önemli bir tesistir. Bu tesis deniz kirliliği nedeni ile kullanım dışı kalmıştır. Bu dönemde (1996-97) alanda seyrek dokuda bitki örtüsü yer almaktadır. Herhangibir işlem yapılmamış bitki dokusunda birkaç adet Fraxinus excelsior (Adi Dişbudak), Ulmus campestris (Karaağaç), Populus alba (Akkavak), Populus 214 (Melez kavak), Sophora Japonica (Zofora) ile Salix babylonica (Salkım Söğüt) yeralmaktaydı. Ana yola 15-20 m. uzaklıkta ve paralel bir duvar üzerinde Polygonum aubertii (Poligon sarmaşığı) bulunmaktaydı.

Uygulaması yeni tamamlanmış yol ağaçlandırılmasında Acer negundo (Adi yapraklı akçaağaç), Acerpseudoplatanus (Çınar yapraklı akçaağaç) ile Pinus pinea (Fıstık çamı) ve Pinus nigra (Karaçam) türleri kullanılmıştır.

  1. Ataköy Kamping:

Ataköy Kamp alanı uzun yıllar kapçılara hizmet veren bir bölge olarak bu kesimde  oldukça yoğun dokuda ve olgun dönemde ağaçlardan oluşan bitki örtüsü yer almaktadır. Yer örtüsünde yabani otlar bulunmaktadır.

Alanın yeşil örtüsünde; Pistaciaa Atlantica (Sakız Ağacı), Planatus orientalis (Doğu çınarı),Ulmus campestris (Karaağaç) ve Ailantus altissima (Kokarağaç) dominant durumdaydı. İkinci derecede Robinia  pseudoaccacia (Yalancı Karaağaç) ve Populus sp. (Kavak türleri) görülmekteydi.  Bu dönemde yetersiz olan bakım koşulları araştırma raporunda yer almıştır. Kamping içi yollara ait çit bitkileri bakımsız ve yer yer kurumuş durumdaydı. Ancak ağaçların genel olarak sağlıklı olduğu belirtilmektedir.

 

ATAKÖY KAMPİNG DOĞA TAHRİBATI ÖNCESİ   Fotoğraf: Mithat Okay - Ergün Aydınlar

 

“...Karavanımızı kampın sakin bir köşesine çektik, artık tüm boş vakitlerimizi karavanımızda geçiriyorduk. Yemyeşil bir ortamda yaşamak ne güzeldi! Ataköy’de denizin çok kirli olması, Lodos estiğinde denizden gelen kötü kokular dahi keyfimizi kaçıramıyordu...

https://sevilokay.wordpress.com/category/ani/page/2/”

  1. Mavi Et Lokantası Çevresi:

Bu alanda genç ve olgun dönemde ağaçlardan oluşan bitki örtüsü yer almaktaydı. Planlamanın yapıldığı 1996-97 yıllarında alanın yeşil örtüsünde Planatus Orientalis (Doğu çınarı), Populus Alba (Akkavak) ve Populus 214 (Melez Kavak)dominant durumdadır. Denize yakın kesimde seyrek olarakSöğüt, Kavak, At kestanesi ve Yalancı akasya ağaçları bulunmaktadır. Mevcut ağaçlar arasında 2 adet Quercus sp. (Meşe türü) ile Melia azedarach (Tespih ağacı) nın oluşturduğu grup korumaya değer olarak bulunmuştur.

     4. Ataköy Turizm Merkezi

Ataköy sahil kesiminde Türkiye Emlak Bankası’nın sahip olduğu 500.000 m2 lik alan bütününde Ataköy Turzim Merkezi planlanmıştır.

Birbirini tamamlayan çeşitli tesislerden oluşan bu kompleks, Uluslararası Atatürk Havalimanı’ndan 5 km, İstanbul Şehir Merkezinden 20 km uzaklıktadır. Turizm Merkezi’ne E5 karayolu ve Sirkeci Florya Sahil Yolu ile ulaşılmaktadır. İstanbul’un Anadolu Yakası ile bağlantı sağlayan Deniz Otobüsleri İskelesi tesisin içinde yer almaktadır. Böylece araziye kentin çeşitli yönlerinden, ana arterlerden kolaylıkla ulaşılmaktadır.

Ataköy Turizm Merkezi, çarpık kentleşme olgusu içerisinde çağdaş şehircilik anlayışı içinde tüm altyapısı ile birlikte başarı ile gerçekleştirilmiş entegre bir turizm kompleksidir. Proje Emlak Bankası’nın malı olan arazi 49 yıl kiralanarak       “ yap-işlet-devret” yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. (Tabanlıoğlu, H., S.60)

 

Ataköy Sahil Şeridi Düzenleme Projesi Kararları

Ataköy Galeria’dan başlayarak Ayamama Deresi’ne kadar olan kesim (P1 ) planlama ve projelendirme çalışmaları kapsamında 1. Etap olarak ele alınmıştır. 

KIYI ALANLARI İÇİNDE ATAKÖY SAHİL KESİMİ DÜZENLEMESİNİN YERİ  (P1)

Kıyı düzenlemesinde Ataköy Sahil kesimi önemli bir DOĞA PARKI ve KENT PARKI olarak KAMU YARARLI ve KAMUYA AÇIK olarak planlanmıştır. Kentsel Tasarım ve Peyzaj Projeleri bu doğrultuda hazırlanmış ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanmıştır.

ATAKÖY SAHİL KESİMİ DÜZENLEMESİ KENTSEL TASARIM VE PEYZAJ PROJESİ (1/500)

(Kaynak: “Ataköy-Büyükçekmece Arası Sahil Düzenleme Avan Projesi”, UTTA Planlama, Projelendirme, Danışmanlık Ltd. Şti., İstanbul BŞB, Araştırma-Değerlendirme-Planlama Raporu, 1997)

ATAKÖY SAHİL KESİMİ DÜZENLEMESİ SU ANFİSİ VE ŞEFFAF STRÜKTÜRLÜ ÇAY BAHÇESİ (M. Tunçer Arşivi)

ATAKÖY SAHİL KESİMİ DÜZENLEMESİ SU ANFİSİ VE ŞEFFAF STRÜKTÜRLÜ ÇAY BAHÇESİ (M. Tunçer Arşivi)

Ataköy Kıyılarının 2010 Sonrasında Yokedilmesi

Emlakbank’ın mülkiyetindeki bölgenin, yoksula ev yapma misyonundan, inşaat rantının motoru olmaya terfi eden TOKİ’ye devriyle beraber betonun önlemez yükselişi başladı.

Önce üzerindeki bir kısmı anıt niteliğinde 1000’i aşkın ağaç gizlice kesilerek yok edildi. Ardından kumsalın üzerinde Bakırköy’ün nefesini kesecek beton kuleler yükselmeye başladı. Belediye ve yurttaşlar yargıya gitti, kampanyalar düzenledi, protesto yürüyüşleri yaptı; fakat her defasında küçük rötuşlar, hülleler ve hilelerle inşaatlar yükselmeye devam etti.

Ataköy sahili, Eminönü’nden Avcılar’a uzanan kıyı şeridindeki tek doğal kıyı, tek doğal plajdı. Emlakbank ile TOKİ arasında imzalanan 14 Aralık 2001 tarihli protokolle toplam 412 binmetrekarelik Ataköy sahil şeridi TOKİ’ye devredildi.

Alan başlangıçta 124 bin 980 metrekare büyüklüğündeki 59/2 parsel ile 287 bin 716 metrekare büyüklüğündeki 564/151 olmak üzere iki parselden oluşmaktaydı. Turizm alanı 

ilan edilen yer için otel, AVM, rezidans, akaryakıt istasyonu vb. fonksiyonlar tanımlanmış, bina yüksekliği 72 metre olarak belirlenmişti.

TOKİ sahili satmak için sekiz  ihale düzenledi. Galleria, Sheraton ve Dünya Göz’ün bulunduğu alanı ilk kez 4 Eylül 2008’de ‘mevcut binaları ve 100 bin metrekareye yakın ek inşaat imkanı’ ilanıyla ihale etti, satamadı.

23 Eylül 2008’de TOKİ bu kez sahilin 249 bin 980 metrekarelik 2. Kısım ve Ataköy Konakları önündeki alanı ‘Kıymetli Arsa’ ilanıyla 650 milyon TL muhammen bedelle satışa çıkardı ve SİNPAŞ’a 850 milyon liraya sattı.

Üzerinde tarihi Baruthane yapılarının bulunduğu Ataköy sahilindeki 160 Parsel (Baruthane) TOKİ  tarafından 12 Temmuz 2010’da ‘restore et, işlet’ modeliyle kiralama ihalesine çıktı. 59 bin 800 metrekare turizm ve rekreasyon alanı parsel, üzerindeki tarihi yapıların aslına uygun restorasyonu, anıt ağaçların korunması şartıyla yıllık 6 milyon liradan, 49 yıllığına, ihaleye tek başına katılan Çelebican A.Ş.’ye kiralandı.

Ticaret sicil kayıtlarına göre şirket, ihale tarihinden hemen önce, 30 Haziran 2010 tarihinde kurulmuştu. Ataköy sahilindeki yapılaşma Aralık 2013’te başladı. Önce alandaki yeşil ağaçlar yok edildi. Ardından hafriyat çalışmalarına başlandı. Ataköy 1. Kısım Koruma ve Güzelleştirme Derneği, İstanbul’un son sahilinin korunması için başbakanlığa mektup kampanyası başlattı.

Ataköy 1. Kısım Koruma ve Güzelleştirme Derneği, İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nde İstanbul Valiliği aleyhine dava açtı. Ataköy sahilinde inşaat projeleriyle kıyı çizgisinin yanlış çizildiğini, 76 metreye kadar yükselecek 20-25 blokla ilgili kıyı kenar çizgisinin yeniden tespitini ve kamu yararına aykırı müdahalenin önlenmesini istedi (Kıyı kenar çizgisi; deniz, tabi ve suni göl ve akarsularda taşkın durumu dışında, suyun karaya değdiği noktalardan oluşur. Kıyı kenar çizgisi deniz, tabi ve suni göl ve akarsularda kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık vb. alanların doğal sınırını oluşturur. Kıyı; kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasında kalan bölümdür).

 

Yolsuzlukların batırdığı Emlakbank’ın mülkiyetindeki bölgenin, yoksula ev yapma misyonundan, inşaat rantının motoru olmaya terfi eden TOKİ’ye devriyle beraber betonun önlemez yükselişi başladı. Önce üzerindeki bir kısmı anıt niteliğinde 1000’i aşkın ağaç gizlice kesilerek yok edildi. Ardından kumsalın üzerinde Bakırköy’ün nefesini kesecek beton kuleler yükselmeye başladı. Belediye ve yurttaşlar yargıya gitti, kampanyalar düzenledi, protesto yürüyüşleri yaptı; fakat her defasında küçük rötuşlar, hülleler ve hilelerle inşaatlar yükselmeye devam etti.

Ali DAĞLAR, Vahşi Bir Rantın Anatomisi: Ataköy Sahilinde Ne Yeşil Kaldı, Ne Kıyı…” 26/01/2016 

http://www.diken.com.tr/vahsi-bir-rantin-anatomisi-atakoy-sahilinde-ne-yesil-kaldi-ne-kiyi/

Danıştay 14. Dairesi, İstanbul Valiliği Bayındırlık ve İskân Müdürlüğünce 2004'te belirnen kıyı kenar çizgisine göre inşaat izni verilen İstanbul Ataköy sahilinde yapılan lüks konut ve rezidans projelerine ilişkin kararı açıkladı Ataköy'de yer alan lüks konut ve rezidans projelerine ilişkin kararı açıkladı. Danıştay, inşaatın iptal edilmesi için verilen kararı bozarak, 7 yıl içinde Ataköy sahilinde yapılan lüks konut ve rezidans projelerinin durumunu belirsiz hale getirdi [1].

 

 

 

 

Görüldüğü gibi bir “Doğa Parkı” olarak 1996-97 yıllarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından plan ve projeleri hazırlattırılan Ataköy kıyıları aradan 10 yıl geçmeden büyük bir yağma ve rant projesine kurban edilmiş ve gerisinde yaşayanların kullanımına kapatılmıştır. Kıyı, Anayasa'nın 43. Maddesi uyarınca, herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olan ve kamu yararına kullanılması zorunlu olan bir alandır. Kıyı Kanunu, Çevre Kanunu gibi kanunlara da aykırı bu uygulamalar durdurularak kıyılar halkın kullanımına açılmalıdır.

 

http://www.hukukmedeniyeti.org/haber/16675/danistay-atakoy-sahili-kararini-bozdu-7-yil-icinde

Bu makale Çankaya Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi  Prof. Dr Mehmet Tunçer ve Çankaya Üniversitesi, Kentsel Tasarım ve Dönüşüm Yüksek Lisans Programı öğrencisi, Peyzaj Mimarı Öznur Aytekin tarafından hazırlanmıştır.

 

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz