2018’den 50 yıl geriye doğru gittiğimizde 1968 yılına ulaşırız. Bu tarih Türkiye’de ilk kez Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde Pezaj Mimarisi Bölümü adı altında bir bölümün kurulması ve öğrenci almasının Ziraat Fakültesi Kurulunda kabul görmesinin tarihidir. Ancak, bu karar kendiliğinden oluşmamıştır. Aynı Fakülte’nin Bahçe Bitkileri Bölümü’nün içinde bulunan üç kürsüden biri olan ‘’Bahçe Mimarisi ve Ağaçlandırma Kürsüsü’’nün şimdi neredeyse hepsi toprak olan elemanlarının yoğun çaba ve olağanüstü çalışmalarının sonunda oluşmuştur.

Şüphe yoktur ki bu isimlerin başında Prof. Dr. Sadri ARAN gelir. Hem teoride hem pratikte yanında çalışmaktan onur duyduğum hocama, bana öğrettiklerinden dolayı bir kez daha içten sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Bana öyle dersler vermiştir ki, bu dersler yaşam felsefemin temel taşlarından olmuştur. Benim gibi onun öğrencileri olan ve o yıllarda henüz Doçent olan Prof. Dr. Günel AKDOĞAN, Prof. Dr. Yüksel ÖZTAN, yine o tarihlerde kürsü asistanları olan Prof. Dr Nizamettin Koç, Doç. Dr. Salih VURAL, Doç.Dr.Selami SÖZER’in bu oluşumdaki katkılarını da unutmamak gerekir. En son olarak, kürsünün diğer öğretim üyesi, kendi deyişiyle hocaların hocası, benim deyişimle ‘’beyefendilerin beyefendisi’’, sevgili büyüğüm, hocam Prof. Dr. Muttalip USLU. Kısacası iki Profesör, iki Doçent ve üç Asistanla açılan bir bölüm ve eğitim.

1968’den 1972’ye kadar tahsis edilen üç kadroya asistan olarak alınan Metin Başal, Nur Sözen ve bendeniz Yalçın Memlük biz üçümüz de biraz sebatla ve azimle, biraz da kavga dövüşle profesör olduk, Bölüm Başkanlığı bile yaptık.

Kuruluş yıllarına geri dönmek ve o günkü yapıdan ve oluşumlardan biraz  bahsetmek istiyorum. 1967 yılında, ’’Yüksek Mühendis’’ kavramı yeni yapılanmaları ortaya çıkardı. Örneğin, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okuyan bir ’’mühendis’’ ya da ‘’mimar’’ beş yıllık bir eğitim sonucunda ‘’yüksek’’ ünvanı alırken, Ziraat ve Orman Fakülteleri ile Fen Fakültelerinin mühedislik bölümlerinde okuyanların bu ünvanı dört yılda almalarının haksız bir çıkar yarattığı ortaya konularak, dört yıllık mühendislik fakültelerinin yüksek ünvanı vermemesi kabul gördü. Benim fakültemdeki ilk protesto ve boykot, halen öğrenci olanların bu uygulamanın dışında kalması isteğiydi ki bu istek yoğun protesto ve boykotlar sonucu kabul gördü. Ancak, personel yasasına da şöyle bir hüküm kondu; dört yıllık Yüksek Mühendisler 7/3 aşamasından işe başlarlarken, beş yıllık Yüksek Mühendisler 6/1’den işe başlayacaktı.

İşte bu oluşum pek çok mühendislik fakültesinin yeniden yapılanmasına da vesile oldu. Bu kapsamda Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi 5 yıllık eğitime geçilmesini, bu eğitimin ilk 3,5 yılının genel Ziraat eğitimi, son 1,5 yılının da bölüm özel eğitimi olmasını kabul etti. Ayrıca, yeni bölümlerin açılmasının da ülkenin ihtiyaç duyması nedeniyle uygun olacağı kararına vardı. İşte bu ihtiyaç duyulan ve açılması uygun görülen bölümlerden birisi de Peyzaj Mimarisi Bölümü’dür.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Yetiştirme ve Islahı Bölümü’nün bir kürsüsü olan ‘’Bahçe Mimarisi ve Ağaçlandırma’’ kürsüsünün başlattığı bu yeni oluşum daha sonra İzmir, Adana, Erzurum, Istanbul ve Trabzon’da da aynı bölümlerin açılmasına neden olacaktır.Bu oluşumlara büyük katkılar koyan hocalarımız, rahmetli Prof. Dr. Ercüment Orçun, Prof. Dr. Aysel Bayraktar, rahmetli Prof. Dr. Mehmet Köseoğlu, rahmetli Prof. Dr. Besalet Pamay ve rahmetli Prof. Dr. Fuat Tanrıverdi ‘yi de saygı,sevgi ve hasretle anmak istiyorum.

Son 50 yılda Türkiye’nin değişik üniversite ve fakültelerinde 30’un üzerinde ‘’Peyzaj Mimarlığı Bölümü’’ açılmıştır. Onbinin üzerinde peyzaj mimarı bu fakültelerden mezun olmuştur, çalışmaktadır.

Tarih yazmak çok zor, hele objektif kalabilmek ondan da zor. Peyzaj mimarlığına katkı ve emek veren ikinci kuşak diyebileceğim bir kuşak daha var ki onları da anmadan olmaz. Mimar Sinan Üniversitesi Rektörlüğü de yapan Prof. Dr. İsmet Vildan Alptekin, benim bilebildiğim kadarıyla doktoralarını Almanya’da yapan Prof. Dr. Ümit Erdem ve Prof. Dr. Şenel Ergin, İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nü kuran Prof. Dr. Ahmet Cengiz Yıldızcı, Çukurova Üniversitesinde Peyzaj Mimarlığı Bölümünün kurucuları Prof. Dr. Adnan Uzun, Prof. Dr. Türker Altan, Prof. Dr. Sevil Altan ve Prof. Dr. Erdoğan Gültekin, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümünden, benim kuşağım Prof. Dr. Murat E. Yazgan ve Prof. Dr. Hayran Çelem,Prof.Dr. İlçin Aslanboğa Peyzaj Mimarlığı Eğitimine katkı koyan ikinci kuşak temsilcileridir. 50 yılda Peyzaj Mimarlığı eğitim kadroları dört kuşak daha artarak altı kuşağa ulaşmıştır. Birinci kuşaktan hayatta hiç kimse kalmamıştır. İkinci kuşağın hepsi emekli olmuştur. Doğal olarak hem bölüm sayısı, hem de öğretim elemanı sayısı hızla arttığından, 2. kuşaktan sonrasını isim isim yazmak bana göre ayrı bir inceleme konusudur, ya da benim bunu eksizsiz yazmam imkansız denecek kadar zordur. Ancak, eldeki bilgiler henüz soğumamışken bu tarihin yazılması da elzemdir. Burada bir anıya kısaca değinmek istiyorum, müze çalışmaları sırasında Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün resmi kasketini müzeye koymak istedik, ancak Ziraat Fakültesinin arşivlerinde dahil bulamadık. O tarihteki resimler siyah beyaz olduğu için kasketin renklerinede ulaşamadık. Biz toplum olarak arşivi, belgeyi, bilgiyi sevmeyen, hatta onu yakan, eriten bir yapıya sahip olduğumuz içindir ki, önemsiz gibi görünse de yoktan varedilen bir mesleğin her kilometresinin bilinmesi gerekir.

Bunu biraz da gözlemlediğim için söylüyorum. Bize öğretilen peyzaj mimarlığı ile bugün okutulan, anlatılan peyzaj mimarlığı arasında çok önemli farklar var. Hatta biraz daha ileri gideceğim, bizim okuduğumuz, bize anlatılan, bizi eğiten bilgiler peyzaj mimarlığı ise, bugün okutulan, eğitim olarak verilen ne? Yok bugün verilenler Peyzaj Mimarlığı ise bize ne okutuldu yada biz Peyzaj Mimarlığı okuduğumuzu sanırken ne okuduk? Galiba fazlaca işimize geldiği için devekuşu misali başımızı kuma gömüp bunları tartışamıyoruz. İşte geçmişin yazılı belge ve bilgileri bunun için önemli.

Tekrar kuruluş yıllarına dönelim. Ülkemizde Peyzaj Mimarlığı disiplininin kurucusu,ilk Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sadri Aran Peyzaj Mimarlığı dergisi’nin ilk sayısında yer alan yazısında şöyle der;

Türkiye’de Peyzaj Mimarisinin mahiyeti ve yurdumuzun fiziki planlamasındaki gerçek yeri ve anlamı gün geçtikçe daha iyi kavranmaya başlamıştır. Bu anlayış istikrarlı, fakat yavaş seyretmekte ve gelişmektedir. Çünkü bahçe mimarisi hakkınde uzun yıllardan beri zihinlere yerleşmiş ve kolayca sökülüp atılması mümkün olmayan fikirler vardır. Nesilden nesile aktarılagelen bu intibalara göre, peyzaj sanatının sadece bahçe tanziminden daha geniş ve ileri bir anlamı kapsamadığı kanaatı mevcuttur. Büyük bir halk kitlesi geçmiş devirlerin armağanı olan ve artık tradisyonumuza girmiş bulunan, belirli süs bitkilerini tanır. Ve bahçe mimarisinin de bu materyalin belirli kalıplar içinde tertiplenmesinden ibaret olduğunu kabul eder...Bazı rijit şekillerin ve motiflerin izlerini düşüncesinden bir türlü silip atamaz. Literatür takip edebilen bazı amatörler de, peyzaj sanatını ancak geçmiş devirlerin formal ya da informal tarzları içinde mütalaa eder. Tarihi üslup devirlerinin baskısından bir türlü sıyrılamaz. Yalnız amatörler ve entellektüel seviye değil, bilim ve sanat çevresi bile bu tesirden kendini tam anlamıyla kurtaramamaktadır.”

Bütün bunlara rağmen, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde 1940 yılında başlayan Bahçe Mimarisi öğretimi ile, bugün bir bölüm halinde gelişen kürsünün 30 yıldan beri süregelen çalışmaları cemiyet içindeki müsbet etkisini göstermiş ve olumlu meyvalarını vermeye başlamıştır.

Son 10 yıl içinde Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde açılan Bahçe Mimarisi Kürsüsü de, bir yandan çalışmalarını geliştirmektedir. Çok yeni olmasına rağmen, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesinde de,açılacak bir kürsünün hazırlıkları devam etmektedir.

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ile Güzel Sanatlar Akademisi gibi ilim ve sanat yuvalarımızda, peyzaj mimarisi sahasında öğretimin başlamasını görmek hepimiz için kıvanç verici olacaktır. Senelerden beri bu dileğimi her fırsatta içten gelen bir arzu ile belirtmiş bulunuyorum. Çünkü kuvvetli tradisyonu olan bu iki sanat ocağı, kudretli sanat kültürü ve insiyatif kaynağı sayesinde peyzaj mimarisi alanında da çok kolay ve süratli bir gelişme vadetmektedir.

Bahçe Mimarisi artık sadece temaşa zevkini tatmin edici ve yalnız görsel duygularımıza hitap eden bir sanat değildir. Bugünün ihtiyaçları ve modern anlamı ile PEYZAJ MİMARİSİ mekan tertipleyici bir güzel sanattır.

 İnsan toplulukları için güzel tertip edilmiş bir mekan içinde yaşamak ne büyük bir ihtiyaçtır. İnsanlar içinde yaşadıkları mekana karşı derin bir sansasyon ile bağlıdırlar. İçinde yaşanılan mekanın fiziki yapısı ,insanların büyüme ve yetişmeleri üzerinde farkında olmaksızın müsbet veya ters yönde kudretli tesir icra eder. Çevremizin tertip tarzı; iç varlığımızı,yaşayış tarzımızı ve hatta karakterimizi etkisi altında bulundurur. Bu itibarla kültür seviyemiz yaşama mekanımızı yansıtır. Bir yandan da içinde yaşadığımız mekan kültürümüzün aynasıdır.

 Kültür seviyesi ileri memleketlerde Peyzaj Mimarisi, Bölge Planlaması, Şehircilik ve Mimarlıkla beraber fiziki planlamanın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Çevre düzenlemesi çalışmalarında peyzaj etüdleri yapılmaksızın, mekan tertiplemede başarı sağlanamayacağı öğrenilmiştir.

Esefle söylemek gerekir ki memleketimizde son 20 yıl içinde planlama çalışmalarında peyzaj etüdlerine gereken önem verilmemiştir. Bu itibarla fiziki planlamanın hemen her ünitesinde düzenli bir mekan organizasyonunun hasretini çekmekteyiz. Bu yüzden şehirlerimizin yapı-yeşil ilişkilerindeki dengesizlik ve kontrolsuz dağılma, endüstri yerleşmelerinin peyzaj içinde gelişigüzel yayılması, sahil boyu rekreasyon tesislerinin çevre peyzajına uydurulamamış olması, karayolu kenarı düzenlenmesi ve zirai peyzaj içindeki çelişmeler memleket peyzajının ahenk ve güzelliğini tam tehdit eder mahiyettedir. Halbuki;

  • Tabiat varlıkları korunmuş ve doğal peyzajının sihirli güzellikleri bozulmamış yurda sahip olmak.
  • Zirai peyzajı iyi tertiplenmiş bir mekanın pastoral güzellikleri içinde yaşamak.
  • Günümüzün insan yaşantısına uygun şekilde düzenlenmiş bir şehir peyzajı içinde huzurlu bir ömür geçirmek.
  • Sahillerimiz boyunca peyzajı güzel tanzim edilmiş rekreasyon sahaları içinde,rahat ve sakin bir tatil geçirme ve dinlenme imkanlarına kavuşmak.
  • Çevrenin peyzaj ile normal ilişkiler kurabilmiş bir endüstri yerleşmesinde çalışmak.
  • Türk köylüsü,işcisi ve şehirlisinin en medeni hakkıdır.

Görülüyor ki, modern sanat cereyanlarına bakılırsa, peyzaj sanatı da çeşitli yönlerde bir yurdun topyekun fiziki planlamasında mühim rol almaktadır. Fiziki planlamada, mekan düzenlenmesinde, peyzaj mimarisi ile ilgili problemler ve prensiplerin daha iyi kavranabilmesi için, geniş ölçüde bir halk eğitimine olan ihtiyaç bugün daha da artmıştır.

Bana göre bu yazı Peyzaj Mimarlığının kuşaktan kuşağa aktarılması gereken manifestosudur.

1970 yılında Tarım Bakanlığl Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü bünyesi içinde olan ‘’Sebzecilik-Çiçekçilik-Bahçe Mimarisi Şubesi’’ yerine müstakil bir ‘’Bahçe-Peyzaj Mimarisi ve Süs Bitkileri Şubesi’’ kurulmuştur. Bu şube 1978 yılında Daire Başkanlığına dönüşmüşse de kısa süre sonra tekrar şube müdürlüğüne indirgenmiş, sonra da içerik değiştirerek farklı amaçlara hizmet eder duruma gelmiştir.

Yine aynı yıl, dernek aracılığı ile T.B.M.M Milli Parklar Komisyon Başkanlığına,istekleri doğrultusunda Milli Parklar yasa tasarısı hakkındaki görüş ve düşüncelerini hem yazılı (rapor halinde) hem de sözlü olarak sunar.

Ziraat Yüksek Mühendisi Metin Başal asistanlığa atanır. Asistan Selami Sözer,’’Boğaziçi Mekanının Düzenlenmesinde Peyzaj Mimarisi ile ilgili problemler ve ele Alınması Gereken Prensipler’’adlı Doktora tezini tamamlamış ve bilimsel sınavları sonucu ‘’Doktor’’ ünvanı almaya hak kazanır. Doç.Dr.Yüksel Öztan’ın ‘’Çankaya Botanik Bahçesi Projesi’’ kabul görerek uygulamaya konur. Öte yandan, öğrencilere hazırlık olmak üzere Prof.Dr.Sadri Aran’ın Bitki Materyali I, Dr. İsmet Gürses’in “Metodu ve Uygulama Yönleri ile Peyzaj Planlaması”, Doç. Dr. Yüksel Öztan’ın “Dendroloji ve Bitki Kompozisyonu”, “Peyzaj Mimarisi”, “Herbaceous Bordürler ve Bitkileri”, “Su Bahçeleri ve Bitkileri”, Doç. Dr. Günel Akdoğan’ın “Bahçe Sanatı Tarihi” (sonradan Genişletilmiş biçimiyle Ziraat Fakültesi Yayınları arasında kitap olarak da basılacaktır.) yine Doç. Dr. Günel Akdoğan’ın “Bitki Materyali” (Ağaç ve Çalılar), Ziraat Y. Mühendisi Ekrem Gürenli’nin “Park ve Bahçelerde Çim Sahaların Gübrelenmesi” yayınları roto (teksir) halinde yayınlanır ve dernek aracılığıyla satışa sunulur. Ayrıca Doç. Dr. Günel Akdoğan’ın doktora tezi olan ‘’İstanbul Peyzajının Tanziminde Peyzaj Mimarisi ile İlgili Problemler ve Ana prensipler’’ başlıklı çalışması, Tarım Bakanlığı Topraksu Genel Müdürlüğü tarafından kitap olur (yayın no:155). Doç.Dr Yüksel Öztan’ın ‘’Ankara Havasının Kirlenme Nedenleri ve Alınması Gereken Yeşil Tedbirleri’’ başlıklı çalışması da Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yıllığı’nda yayınlanır. Bu arada Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları arasında yer alan (yayın no:142) “Süs Bitkileri’’cilt II (İlkbahar ve Yaz Çiçekleri) yayınlanır. Bunu daha sonra hala başucu kitabı olarak yararlanılan “Dendroloji I ve Dendroloji II” kitapları takip edecektir. Peyzaj mimarlığı Bölümlerinin yayınları yıllar içinde süregelmiştir. Bu arada 1980’li yıllarda Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü  Öğretim üyelerince hazırlanan bir dizi ders kitabınında önemi çok büyüktür. Biz ikinci kuşak ve bizden sonra gelen birkaç kuşak için bu yayınlar olmazsa olmazlarımız olmuşlardır. Bu arada Prof. Dr. Muttalip Uslu’nun ‘’Ağaçlandırma’’ ders kitabını da unutmamamız gerekir. Ben emekli olurken bu yayınların neredeyse tamamına sahipken, bunları yanlış bir düşünceyle dağıttım. Bana göre Peyzaj Mimarları Odası bu yayınları bir kampanya ile elinde bulunduranlardan toplamalı, bir komisyon kurarak ve hatta tıpkı basım yapma olanaklarını zorlayarak ikinci elli yıla hazırlamalıdır. Bu arada, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Mimarisi Kürsüsü Asistanı Dr. Aysel Bayraktar, hazırlamış olduğu ‘’Ege Kıyılarındaki Bazı Tatil Köylerinde Peyzaj ve Rekreasyon Planlamasının Etüdü ile Turizm Gelişmesinde Bu Bakımdan Önemli Esasların Tesbiti’’ konulu habilitasyon teziyle Doçent ünvanı kazanmış, Millli Eğitim Bakanlığı tarafından Batı Almanya’ya gönderilen Ziraat Y. Mühendisi Mehmet Köseoğlu Teschnische Hochschule, Facultaet für Gartenbau und Landeskultur-Hannover’de Doktora çalışmasını bitirerek ‘’Doktor’’ ünvanını almış ve asistanlığa atanmıştır. Yine Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İngiltere’ye gönderilen Ziraat Y. Mühendisi Güngör Uzun University of Sheffield, Department of Landscape Architecture’de Master of Arts derecesini kazanarak yurda dönmüş ve Çukurova Ziraat Fakültesi, Peyzaj Mimarisi Kürsüsüne atanmıştır.

Doçent. Dr. Yüksel Öztan, ‘’Peyzaj Mimarlığı ve Ziraat Y.Mühendislerinin Sorumluluğu’’ adını taşıyan makalesinde şöyle demektedir;

“Toplum içinde yeni bir mesleğin kabul edilmesi yada mazisi olan bir mesleğin kendi bünyesinde kollara ayrılarak geliştirilmesi için bir eğilim belirmişse bu gibi davranışların nedeni vardır. Nitekim, yeni buluşlar,bilinen olayların bazı koşullar etkisiyle daha fazla önem kazanması ve topluma ait yeni sorunların ortaya çıkması,meslek sınıflandırması yada meslekler statüsünde bazı önlemleri gerektirir. Çünkü herhangi bir meslek dalıyla ilişkisi olan kişinin,çeşitli sorunların tümünü birden ele alarak tek başına ve başarılı bir çözüm yolu bulması zor, hatta imkansızdır.”

Bütün bunlar, Peyzaj Mimarlığı konusunun ülkemizde aktuel önem kazanmasıyla ilgili gerçekleri özetlemektedir. Son yıllarda yapılmakta olan fiziksel planlamaların kapsadığı konular incelenirse, şehirlerin organizasyonu, arazi yapısının ele alınış biçimi ya da gelişen ihtiyaçlara göre arazi kullanışı (Land Use) ve dış mekan tertibi için, plancıların anlayışında yeni ufuklar ve değerlendirmelerin belirdiği açıkca anlaşılır. Buna paralel olarak ülkemizde doğal varlıklarla, insan yapısı formların bir bütün olarak düzenlenmesi konusunda toplum istekleri düne oranla başkalaşmış, daha yaygın, belirgin ve israrlı bir düzeye yönelmiştir. Bu durum ise Peyzaj Mimarlığı konusunun müstakil bir meslek durumuna getirilmesini, ya da şimdilik konuyla ilişkili diğer meslek bünyesinde ve mümkün olduğu kadar yeterli bir şekilde ele alınmasını sonuçlandırmıştır.

Peyzaj Mimarlığı (İng. Landscape Architecture., Alm.Landschaft Gestaltung., Fr Paysage Architecture) fonksiyonel arazi kullanışı ve estetik çevre düzenlerine yöneltilmiş sosyal bir sanat olarak tanımlanabilir. Bu sanatın karakteri, kuşatılmış mekansal mekan planlaması olan yapı mimarlığından, çevreye dönük ya da dış mekanla ilişkisi yönünden ayrılır. Pezaj Mimarlığı’nın çalışma ortamı, doğrudan doğruya tabiattır. Stürüktürel materyali genellikle bitki ve arazi formlarıdır. Peyzaj Mimarlığı ile ilişkisi olan kişi, toplum rahatı, eğlencesi ve sağlığını planlar, fonksiyonel bir tutarlılık ve anlayış içinde güzelliği yaratır, koruyucu tedbirler alır.

Peyzaj mimarlığı konusunun sorumluluğu tarihin hiçbir devrinde günümüzdeki kadar çeşitli ve kompleks olmamıştır. Çağdaş Peyzaj Mimarlığının ele aldığı konuları şöyle gruplayabiliriz:

  • Doğal (endojen ve ekzojen) ve kültürel etkilerle oluşan peyzaj formlarını,kuvvetlerini ve        elemanlarını inceler,
  • Belirli amaçlar için saha seçimi (site selection),saha analizi (site analysis) ve saha planlaması (site Planning) na ait prensipleri tartışır.
  • Peyzaj elemanlarına ait form,ölçü,çizgi,renk ve tekstür gibi özellikleri kullanmak suretiyle dış mekan kreasyonu ile ilgilenir.
  • İçinde yaşadığımız çevrenin stürüktürünü oluşturan elemanlar arasındaki bağlantıyla (site-structure relationships) ilgilenir,
  • Yaya ve vasıta trafiği ile ilgili açık sahaların tertibini araştırır,yani sirkülasyon sistemine ait sorunları çözümler.
  • Prodüktif ve güzel bir çevre tertiplemek amacıyla Mahalle, Mahalleler kümesi (community), Şehir ve Bölge gibi çeşitli ünitelerin fiziksel planlamasıyla ilgilenir.
  • Kültürel kompozisyonlarla ilgili çağdaş ve tarihi örnekleri gözden geçirir,araştırmalar yapar.Bunlardan günümüze ait çalışmalar için yararlanır.

 

Görülüyor ki, Peyzaj Mimarlığı bir yandan deniz kıyısından, dağların doruğuna, çöllerden, sulak yerlerin gümrah yeşilliğine kadar farklı karakterdeki peyzajlara sahip doğa kaynaklarını inceler, korur ya da geliştirirken; öte yandan da şehirsel yerleşmeler ile açık sahalara bağlı olarak mimari özellik ve ölçeklerde planlamalar yapar.

Şehircilik, Mimarlık ve heykeltraşlık vb. olduğu gibi, Peyzaj Mimarlığı da kendi konusunu temsil eden kişilere muhtaçtır. Bu temsilciler batı ülkelerinde Peyzaj Mimarlarıdır (Landscape Architect). Peyzaj mimarı dış mekan tertibi ile ilgili Materyali ve Tabiat Kuvvetlerini iyice tanımak zorundadır. Bunlar; Arazi Formları (dağ,tepe,vadi,ova vb.), Doğal elemanlar (su,toprak,kaya,bitki örtüsü), Endojen ve Ekzojen Tabiat Kuvvetleri (rüzgar,yağış,don,hava cereyanları,güneş radyasyonu vb) ve peyzajla ilgili Kültürel Strüktürlerin Yapı Maddeleridir.

Görülüyor ki, Peyzaj Planlaması, Mimarlık ve Mühendislik materyali ile doğa özellikleri ve materyalini bir araya getirmektedir. O halde Peyzaj Mimarlığı teknoloji ve mantık düzeni içinde bir san’at ve bilim bütünlüğüdür. Bu konuda rol alanlar, Şehircilik, Mimarlık, Mühendislik, Resim, Heykel, Sanat Tarihi, Hortikültür, Botanik, Klimatoloji, Bitki Coğrafyası, Toprak Bilimi, Jeoloji ve Ekoloji vb gibi birbirleriyle yakın ya da uzak ilişkili bilim ve sanat dalları arasında sürekli ve sıkı bir işbirliği kurmak zorundadır. Peyzaj Mimarları, dünya nüfusunun süratli artışı ve arazi kullanışı yönünden yapılan zorlamalara karşı güzel, faydalı, verimli ve sürekli özellikleri bir bütün haline getiren çözüm yollarını bulmak sorumluluğuyla yükümlüdür.

Peyzaj Mimarlığının diğer konularla olan ilişkileri nedeniyle, geniş bir bilgi ve teknik yeterliliğe lüzum vardır. Ayrıca nüfus ve ulaşımdaki değişmeler, günümüze ait dış mekan karakterini çok kısa süre içinde başka biçimlere sokmuştur. Bu başkalaşım, özellikle yoğun yerleşim alanlarında ya da şehir merkezi ve yakın çevresinde olmakta, kırsal alanlarda uygulanmakta olan modern teknik metodlar ise doğaya yeni peyzajlar getirmektedir. Şehirsel ve kırsal alanlarda ortaya çıkan bu gibi çeşitli konular ve sorunları olumlu yönden çözümlemek için doğrudan doğruya Peyzaj Mimarlığı konusunu kapsayan bir öğrenim şarttır. Nitekim yakın zamanlara kadar genellikle hortikültürel anlamda ve özel mülklere ait bahçeler için yapılmış çalışmalara ek olarak, bugün dış mekanın bütününü kapsayan bir organizasyon için Peyzaj Mimarlığına daha aktif bir iştirak payı tanınmıştır. Bu itibarla, düne oranla çağdaş Peyzaj Mimarlığı çok daha fazla bir sorumlulukla yükümlüdür.

Bugün batılı ülkelerinin bir çoğunda Peyzaj Mimarları, Şehir Plancıları ve Mimarlar ile Mühendisler gibi fiziki plancılar olarak ayrı bir meslek statüsüne sahip olmuştur.Özellikle, Amerika ve Avrupa ülkeleri ile Japonya’da peyzaj mimarlarının çalışma alanları ve konuları diğer fiziki plancılardan az değildir. Planlama büroları, konstrüksiyon ve plantasyon çalışmalarını kontrol eden özel ofisler, Şehir ve Metropoliten alan planlama büroları, Park ve Rekreasyon ofisleri, Karayolları Peyzaj Planlama Daireleri, Milli Park ve Milli Orman Servisleri vb. gibi yerler Peyzaj Mimarlarına büyük ölçüde çalışma olanağı tanımaktadır.

Görülüyor ki yukarıda söylenenler üzerinden yaklaşık 50 yıl geçmesine rağmen, Peyzaj Mimarlığı ülkemizde henüz tam anlamıyla gerçekleşememiştir. Bu husus  bizim gelişmişlikte en az 50 yıl geri kaldığımızın da bir göstergesidir.

1953 yılından itibaren Fakülte yapısında ‘’Bölüm’’ sisteminin kabulünden sonra, dokuz bölümden biri olan ‘’Bahçe Bitkileri Yetiştirme ve Islahı Bölümü’’nü oluşturan  kürsüden biri olan ‘’Bahçe Mimarisi ve Ağaçlandırma Kürsüsü’’ adı altında ders ve uygulama saatlerini artırmış, öğrencilere proje yaptırma olanaklarına sahip olmuştur. Öncesinde yalnızca iki konuda öğretim yapan kürsü (Sadece iki sömestre de ve haftada iki saat  süs bitkileri ve bahçe teorileri konularını öğretmiştir). Bu ikinci gelişme döneminde verilen dersler şöyledir:

  • Peyzaj Mimarlığı (Teori)                       3,5 sömestr saat
  • Peyzaj Mimarisi Tarihi                          2,0     ‘’            ‘’
  • Bitki Materyali                                       3,5    ‘’            ‘’
  • Dendroloji ve Bitki Kompozisyonu     2,0 sömestre saat
  • Bahçe Sanatı Tekniği                             3,0    ‘’            ‘’
  • Bahçe ve Sera Çiçekleri                         2,0    ‘’            ‘’
  • Ağaçlandırma                                          3.0    ‘’           ‘’

Dört yıllık eğitim sürecinde öğrenciler toplamda 19 sömestr saat  peyzaj mimarlığına ilişkin ders almaktadır.

Peyzaj Mimarlığı eğitimine ilişkin üçüncü aşama, Fakülte öğretim sisteminde yapılan değişiklikler sırasında Bahçe Mimarisi ve Ağaçlandırma Kürsüsünün (bu yazının başında sözü edilen,mühendislik fakültelerinde eğitimin beş yıla çıkarılması hususu) ‘’Peyzaj Mimarisi Bölümü’’ adı altında  eğitim vermesi kararlaştırılmıştır. Burada dikkati çeken husus bölüm adıdır. Bu isimdeki Bölüm Tabelası şimdiki Bölüm girişinde anı olarak muhafaza edilmektedir. Daha sonra tekrar dört yıllık eğitime geçilirken bölüm adı da, ’’Peyzaj Mimarlığı’’ olarak değiştirilecektir. Bütün bu değişimler yalnızca tabelalarda kalmayacak, ders içerikleri ve yeni dersler bölüm öğretimine dahil olacaktır.

Bu aşamada öğrenciler önce Temel Bilim Dersleri (44 sömestr saat), Tamamlayıcı Dersler (39 sömestr saat), Ziraat Y.Mühendisliği Meslek Dersleri (85 sömestr saat) ve buna ek olarak 8., 9., ve 10. Sömestrelerde toplam 49 sömestr saat Bölüm dersleri almışlardır. Bu  devrede verilen dersler ve sömestr saatleri aşağıda verilmiştir.

  ANKARA ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ PEYZAJ MİMARİSİ BÖLÜMÜ ÖĞRETİMİ DERS PROGRAMI

  • Perspektif ve Model                                                     1 sömestr saat
  • Peyzaj Mimarisinde Çizim Tekniği                              1      ‘’           ‘’ 
  • Mimarinin Temel Prensipleri                                       2      ‘’          ‘’
  • Şehir ve Bölge Planlamanın Temel Prensipleri         2      ‘’          ‘’
  • Ölçme Bilgisi I                                                                 3      ‘’          ‘’
  • Bitki Materyali ve Yetiştiriciliği                                    6      ‘’          ‘’
  • Bitki sosyolojisi                                                              1 sömestr saat
  • Bahçe ve Peyzaj Sanatı Tarihi                                      2       ‘’          ‘’
  • Peyzaj Mimarisinin Temel Prensipleri                        4      ‘’          ‘’
  • Bitki Kompozisyonu                                                     3,5    ‘’           ‘’
  • Ağaçlandırmanın Temel Prensipleri                            3     ‘’           ‘’
  • Şehir İçi Park ve Rekreasyonel Planlama                  3,5    ‘’          ‘’
  • Şehir Dışı Park ve Rekreasyonel Planlama                4.5    ‘’         ‘’
  • Bahçe ve Peyzaj Konstrüksiyonu                                3;5    ‘’         ‘’
  • Ağaçlıkların Kurulması Fenni ve Tekniği                     4      ‘’         ‘’
  • Kırsal Planlamanın Temel Prensipleri                          1     ‘’    

Toplamda 45 sömestr saat olan bu öğretim sistemi ufak tefek bazı değişiklerle 1981 yılında çıkarılan, yoğun itirazlara rağmen günümüzde de sürdürülen Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Yasasının çıkmasına kadar sürecektir.

1965 yılında bir avuç idealist, yemek salonundan ödünç alınan masa ve taburelerde, ziraat fakültesinin konferans salonunda bir dernek kurmaya karar verirler. Bu aynı zamanda kurulacak olan Bölümün ilk ayak sesleri ve kamuoyu yaratmada itici gücü olacaktır. Bu dernek Peyzaj Mimarları Odası’nın kuruluşuna kadar aktif olarak faaliyet gösterecek, daha sonra 2000’li yılların başında, o zamanki yönetimi tarafından kapattırılacaktır. Adı ‘’Türkiye Peyzaj Mimarisi Derneği’’ olan bu dernek, daha önce de 1980 darbesi sonrası kapatılmış, faaliyetlerine izin verilince açılmıştır. Yine derneklerin başına ‘’Türkiye’’ kelimesinin getirilmesi Bakanlar Kurulu izniyle söz konusu olduğundan başındaki ‘’Türkiye‘’ kelimesi de kaldırılmıştır.    

Merkezi Ankara Üniversitesi Ziraat fakültesi, Bahçe Mimarisi ve Ağaçlandırma Kürsüsü olarak belirtilen Derneğin 24 maddeden oluşan tüzüğünde, 2. Madde’de yer alan  Derneğin gayesi ve hizmet şekli şöyle betimlenmiştir:

  • Derneğin gayesi peyzaj mimarisiyle ilgili bütün konuları ele almaktır.

Bunun için dernek:

  1. Yurdun doğal kaynakları ve zenginlikleriyle kültür peyzajını korumayı hedef tutan tedbirlerin alınmasına vasıta olur.
  2. Yaşama mekanıyla insan ve onun ekonomik ,sosyal faaliyetleri ; özellikle dinlenme ihtiyaçları arasında en uygun düzeni temin maksadıyla yurdun farklı bölgelerinde,peyzaj düzenlemesi ve bahçe sanatı konularına giren planlayıcı ve geliştirici çalışmalar yapar.
  3. Memleketin imar ve kalkınma fiziksel planlama faaliyetlerine katılma şeklinde,bu çalışmaları halkımız,resmi ve yarı resmi teşekküller nezdinde tanıtır ve onlarla işbirliğinde bulunur.

Bu işleri yürütebilmek için dernek,diğer ülkelerin bu yönlü faaliyetlerini izler;faaliyetini broşür, bülten,konferans,sergi ve benzeri yayın vasıtalarıyla takviye eder.

  • Dernek politika ile uğraşmaz.

Tüzüğün 24.maddesi Derneğin kurucu üyelerini göstermektedir. Günümüzde çok azı hayatta olan kurucu üyeler (14 güzel insan) tüzük sırasıyla şöyledir:

 

  • Akdoğan, Doç.Dr.Günel
  • Aktar,Özdoğan
  • Altınok, Yılmaz
  • Aran, Prof.Dr.Sadri
  • Astekin, Adnan
  • Bayraktar, Doç.Dr.Aysel
  • Egemen, Alaaddin
  • Eron, Bilal
  • Gürenli, Ekrem
  • Gürses, Dr.İsmet
  • Koç, Gülsen
  • Öztan, Doç.Dr.Yüksel
  • Sözer, Selami
  • Ülger, Aytekin

 

Derneğin en büyük faaliyeti 1970 ylından itibaren yılda dört defa çıkardığı Peyzaj Mimarlığı dergileridir. Dergi Oda’nın kurulduğu 1994 yılına kadar yayınına devam eder. Arada çıkardığı roto bültenlerle de üyelerini bilgilendirir ve onları aktif tutar.

 30-31 Mayıs 1972’de ‘’Ülkemizin Peyzaj Planlama Sorunları’’konulu bir seminer düzenler.Dernek Başkanı Günel Akdoğan’dır.

Doç. Dr. Günel Akdoğan ‘’Peyzaj Planının Gelaceği Üzerine Düşünceler’’ başlıklı makalesinde özetle şunları söyler;

‘’...Başlamak için çok geç kalmış  durumdayız. Bir Ütopya yaratma ümidimiz varsa ,bu işe de hızlı başlamak ve koşarak mesafe almak durumundayız. Peyzaj Planından bahsederken neyi kastettiğimizi iyice belirtmemiz gerekir. Şehirsel ve kırsal  planlama kavramının hangi kapsamına girilmektedir? Peyzaj Planı uluslararası Tabiatı Koruma Teşkilatı’nın Ekoloji Komisyonunun benimsediği şekilde ‘’gittikçe değişen şartların gerektirdiği hususları dikkate alarak ekolojik prensiplere uygunluk halinde olmak üzere,peyzajı tashih eden çalışmanın genel çizgilerinin ortaya konmasıdır’’ olarak mı kabul edilmelidir? Haddizatında bu genel tanım, mantığa çok uygun gelmektedir. Planlama prosedürü içinde şehir ve kır diye bir ayrım yapmak ve birinciye daha önemli bir planlama elemanı olarak bakmak,birçok plancının yaptığı ortak bir hatadır. Bununla beraber bir çoğunun aksine, bazı Avrupa, Amerika ülkelerinde Kırsal Peyzaj birden fazla olan kullanışlar (Multipleuse) için planlanmaktadır. Aslında bir bütün olan planlamayı Kırsal ve Şehirsel olarak katı şekilde bir ayrıma tabi tutmak doğru olmaz. Bu bakımdan Prof. Hackett’in tarifine uyarak Peyzaj Planını ‘’Herhangi bir peyzaj parçası ihtiva eden memleketin fiziki planlamasının bir kısmıdır’’ şeklinde tanımlamak yerinde olur.

Harita ve planlar üzerinde çalışmamız, plancı olarak bizi oldukça statik bir duruma getirmektedir. Çizdiklerimizin bir müddet sonra geçerliliklerini kaybetmelerinden hatta, meselenin tamamen yanlış bir çözüm şekline girmesinden çekiniriz. Fakat şurası muhakkaktır ki konuya ne kadar büyük bir yetenekle girsek bile, her zaman belirli bir derecede hatalı olabileceğimize kendimizi hazırlamamız gerekmektedir. Nitekim, mesela 18.yy ‘’Naturalistik’’ akımı ile ortaya çıkan fikirler, hemen hemen 100 sene sonra tamamen değişmiştir. Bugünün düşünceleri ise, bir kaç yıl ve hatta bir kaç ay sonra geçerli olmayabilir. O halde biz,meselelerin hallinde mutlak bir cevap yerine müsbet fakat sınırsız şekilde gelişme yolu olan, daha ileriye dönük ve devamlı şekilde gelişim halinde bulunan bir fikri çalışmayı kabullenmek durumundayız. Değişiklikten kaçınılmaz. O halde gelişimin gerektirdiği talepleri kapsayan değişmeler, artan nüfus ve gıda ihtiyaçları birer vakıadır ve halihazırda da bizim üzerimizde kuvvetle etki yapmaktadırlar. Sadece bu sebebten dolayı bile Plan deyiminin kullanılışı şüphe götürmektedir. Planlama deyiminde bir elastikiyet olmasına mukabil, plan’ın esas itibarıyla bir diyagram veya harita ile ilişkisi olması ona katiyet kazandırır ki, bu da bizim bu kelimeyi kullanışımız bakımından biraz sakıncalıdır. Zira uzun devreli Gelişme Planlarının çok defa daha tamamlanmadan evvel geçerlilik veya aktüalitelerini kaybettikleri bir gerçektir. O halde Peyzaj Planı olarak kullandığımız deyimin, mutlak anlamı dışında, devamlı olarak değişen ve gelişen, değerlendirme, düşünce ve olaylarla en son duruma cevap verebilen elastiki bir faaliyet programı olarak kullanmalıyız.

...fazla ayrıntıya girmeden,insanın arazi konusundaki dört esas ihtiyacını incelemekle yetineceğiz,Bunlar:

  • Gıda temini için arazi ihtiyacı.
  • Barınak temini için arazi ihtiyacı.
  • Endüstri temini için arazi ihtiyacı.
  • Rekreasyon için arazi ihtiyacı.

...Sonuç olarak peyzaj planının ancak bütün bilinen olaylar esas alınarak formüle edilebileceğini ortaya koyduktan sonra, bazı katı kalıplar içinde hareket edilmemesi gereği kendiliğinden ortaya çıkar. Plan daimi bir gelişme halinde olacaktır. Bu gelişme hızla fakat hiçbir zaman aceleye getirilmeden gerçekleştirilmelidir. Planın gelişimine ait bazı ana prensipler şöylece özetlenebilir:

  • Gelecekte Peyzaj Planlaması sadece prodüktiv olmayan araziye inhisar etmemelidir. Bütün kırsal arazi kullanışını da kapsamalıdır.
  • Ziraat arazisine dönüştürme (Reclamation),restorasyon,rekreasyon,ormancılık,koruma alanları,hububat,çayır-mera alanlarının saptanması,drenaj vb.çeşitli faaliyet dalları ‘’Arazi Kullanma ve İdaresi’’nin bir parçası olarak,ayrılmaz bir bütün teşkil etmelidir.
  • Aynı arazinin birden fazla kullanışlar için planlanması prensibi ana hedef olmalıdır.(Rekreasyon faaliyetleri ile tarımsal ürünler arasında bir rotasyona yer vermek gibi.)
  • Mekanizasyonun tarımda yerini alması ve böylece daha geniş bir zirai peyzaj kalıbının adaptasyonu uygulanmalıdır.
  • Aynı şekilde,geniş ölçekli tek bitki türü kültürünün yapıldığı tarım alanları,yarı ekonomik kullanışlı,küçük ölçekli tarımsal yada rekreatif alanlarla bölünmelidir.
  • Planda bölgesel farklılıklar belirtilmeli ve kuvvetlendirilmelidir.
  • İleriki yıllarda iş gücünün daha fazla değerleneceği dikkate alınarak,fazla el işini gerektiren yüksek standartlı peyzaj ve bahçe tanzimlerinin yerini,daha az detaylı ve rasyonel bir planlama almalıdır.
  • Arazinin rekreasyonel kullanışı,ya doğrudan doğruya veya dolaylı olarak gelir getiren bir yöne kaydırılmalıdır.
  • Yarım günlük,bir günlük veya hafta sonu tatilleri için mümkün olduğu kadar çok ve yeni bir takım alanlar bulunup ortaya çıkarılmalı ve bunlar koruma tedbirlerine paralel olarak geliştirilmeli ve faydalanmaya açılmalıdır.

Görüldüğü gibi peyzaja bakış açıları aynı olsa da, değerlendirme ve işleyiş yönünden farklı düşünce yapıları ortaya çıkmıştır.

Bana göre bu tatlı rekabet peyzaj mimarlığının ülkemizde daha genişlemesine,özellikle de planlama açısından yeni görüş ve düşüncelerin de ortaya çıkmasına neden olmuştur.

1974 yılı mayıs ayında Peyzaj Mimarisi Derneği Ankara Alman Kültür Merkezi ile ‘’Ülkemizde Peyzaj Mimarisi Konusunda Gelişmeler ve Batı Almanya’dan Bazı Örnekler’’ başlıklı bir Çevre Düzenleme Sergisi açar.

Serginin ana teması şöyledir;

  • Peyzaj Mimarisi bir Çevre Düzenleme konusudur.
  • Doğal ve Kültürel etkilerle oluşan peyzaj formlarını ve elemanlarını ve doğa güçlerini inceler
  • Doğal ve kültürel değerleri korumayı önerir,
  • Belirli amaçlar için alan seçimi,alan analizi ve planlama ilkelerini araştırır,
  • Peyzaj elemanlarına ait ölçü,biçim,çizgi,renk ve doku özelliklerini değerlendirerek dış mekanı düzenler.
  • Peyzajı oluşturan doğal ve kültürel ögeler arasında dengeli bir bağlantı kurar.
  • Yaya ve taşıt trafiği ile ilgili açık alanların tertibini araştırır,ulaşım ağına ilişkin sorunları çözümler.
  • Yeterli bir çevre için mahalle,mahalleler birliği,şehir ve bölge gibi yerleşim ünitelerinin fiziksel planlamasıyla ilgilenir.
  • Çağdaş ve tarihi örnekleri gözden geçirir,araştırmalar yapar.
  • Peyzaj Mimarisi bu çalışmalar için botanik,jeoloji,toprak bilgisi,ekoloji,bitki sosyolojisi,meteoroloji,dendroloji ve hortikültür gibi konulardan yararlanır,şehircilik,mimarlık ve bölge planlama konularıyla işbirliğinde bulunur.

Sergi düzeni Prof.Dr Yüksel Öztan önderliğinde,Dr.Metin Başal,Asistan Yalçın Memlük ,Asistan Murat Yazgan ve Bölüm Öğrencileri tarafından hazırlanmıştır.Bu sergi haha sonra diğer kentlerde bulunan Peyzaj Mimarisi birimleriyle irtibatlanarak,neredeyse bütün Türkiye’yi gezmiştir.(İTÜ Mimarlık Fakültesi , İÜ.Orman Fakültesi ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde.)

Bu kapsamda Hannover Teknik Üniversitesi Peyzaj Planlama ve Doğayı Koruma Enstitüsü Direktörü,Prof.Dr.Konrad Buchvald ‘’Federal Almanya Cumhuriyetinde Doğa Parkları,Görevleri ve Kapsamı’’ ve ’’Dinlenme Yörelerinin Planlama Yöntemleri ‘’ başlıklı bir dizi konferans verir.

Dernek üyesi A.Ü.Z.F.Peyzaj Mimarisi Bölümü asistanı Metin Başal ‘’İznik Gölü Peyzaj Planlaması’’ konulu doktora tezini tamamlayarak 30 Mart 1974 tarihinde ‘’Doktor’’ ünvanı alır.10 Temmuz 1974 tede Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarisi Kürsüsü asistanı Güngör Uzun ‘’ Adana Şehri ve Yakın Çevresinin Peyzaj Mimarisi Yönünden Sorunlarının Saptanması ve Çözüm Yolları Üzerinde bir Araştırma’’ konulu teziyle ‘’ Doktor’’ ünvanı almıştır.Erzurum Atatürk Üniversitesi asistanlarından Murat Ertuğrul Yazgan ‘ da 8 Nisan 1974 tarihinde A.Ü.Z.F Peyzaj Mimarisi  Bölümüne atanmıştır.Yine Ç.Ü.Z.F Peyzaj Mimarisi Kürsüsü Asistanı Erdoğan Gültekin ‘’Adana İli Peyzaj Potansiyelinin Bitkisel Yönden Saptanması ve Peyzaj Planlama İlkelerine Uygun Olarak Değerlendirilmesi Olanakları Üzerine Bir Araştırma’’ konulu ‘’Doktora++ tezini tamamlamış ve ‘’Doktor’’ ünvanı almıştır.Hannover Teknik Üniversitesi Peyzaj Planlama ve Doğayı Koruma Enstitüsünde ‘’Doktora’’ çalışmasını tamamlayan Sevil Altan Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarisi Kürsüsüne asistan olarak atanmıştır.

1975 yılında dernek DSİ Genel Müdürlüğü Konferans Salonunda ‘’ Ülkemizde Endüstriyel Yerleşmelerin Yarattığı Çevre Sorunları ve Alınması Gerekli Önlemler’’ başlıklı bir seminer düzenler.

1976 yılında 15. IFLA / dünya Peyzaj Mimarlığı Kongresi İstanbul Sheereton Otelinde yapılır.Çok görkemli geçen kongrenin ardından iki teknik gezi yapılır.Bunlar;Ankara ve kapadokya gezileridir.Peyzaj Mimarları Odasının 2023 yılında 60.Dünya Kongresinin aday adayı ülke olması da ayrıca bir büyük başarıdır.Yaklaşık 47 yıl sonra Türkiye’nin bu organizasyona ev sahipliği yapabiliyor olabilmesi Peyzaj Mimarlığı adına büyük bir prestij olacaktır.

1976 yılı öğretim kadrosu açısından kayıplar yılı,bir başka deyişle bölümün hazan mevsimidir. Prof.Dr Günel Akdoğan kendi isteği ile emekli olur ve İstanbul’a yerleşir.Daha sonra İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi,Yıldız Teknik Üniversitesi ve İTÜ’de Yüksek Lisans dersleri verir.Günel Akdoğan’ı 2001 yılında kaybettik.İkinci büyük kayıp Peyzaj Mimarlığı’nın Ülkemizde gelişmesine en büyük katkıyı veren Prof.Dr Sadri Aran’ın yaş haddinden emekli olmasıdır.Prof.Dr.Sadri Aran’ı 1988’ de kaybettik.

1977’de Nur Sözen ve Yalçın Memlük doktoralarını tamamlayarak ünvanlarını almışlardır.

1981’de YÖK yasasının çıkmasıyla,Tüm üniversiteler,Fakülteler ve Bölümlerde radikal değişim ve dönüşüm oluşagelmiştir.Bu değişim ve dönüşüm Peyzaj Mimarlığı Bölümlerini de etkilemiştir.Yüksek Lisans ve Doktora eğitimlerinin başlaması,Mühendislik Fakültelerinin dört yıllık eğitime dönüştürülmesi,yeni dersler,yeni içeriklerin ortaya çıkması,akademik ilerlemelerdeki yeni oluşumlar,

kişisel kanıma göre bölüm yapısında huzursuzlukların doğmasına ve hızla artmasına neden olmuştur.Nitekim 1983 -1993 arasında bazı öğretim üyeleri mahkemelik olmuş,disiplin soruşturmaları artmış,Bölüm başkanlığı çok sık değişir duruma girmiştir.Bu yapı ve düzene yöneticilerin en azından temayül yoklaması yapılmadan atanarak gelmesi ve giderek çoğaltılan yeni bölümler ve kontenjanlarde bölüm eğitimlerinde kalitenin düşmesine neden olmuştur.

1968-1993 yılları arası Peyzaj Mimarlığı Eğitiminin de ilk 25 yılıdır.İkinci yirmibeş yılı da yazabilmek umuduyla...

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz