Türkan Füsun Güleç

İkebana Öğretmeni

Dünya İkebana Birliği bireysel üyesi

Türkçemizde bir deyiş vardır, “Müzik ruhun gıdasıdır” denir. Sanatla uğraşan insanların daha farklı, daha duyarlı, daha sevecen olduklarını düşünürsek, ‘Sanat ruhun gıdasıdır’ demek daha doğru olur. Sanatın her türlüsü ruhun gıdasıdır; İkebana’da, evrensel bir sanat olan Japon Çiçek Düzenleme Sanatı’nda da olduğu gibi. Çiçekle uğraşan, peyzaj (bana göre o da bir sanattır) ile uğraşanların da yaptıkları işten ruhen beslendiklerini düşünüyorum.

Duygusal zeka; duygularını iyi bilen, onları kontrol edebilen, başkalarının duygularını anlayan bir ruh zenginliğine işaret eder. Ruhumuzda biriktirmiş olduğumuz o kadar çok olumlu ve olumsuzluklar var ki… Bunların bizi sıkan, içimizi acıtan, kötümser olmamıza sebep olan, depresif hale getirenlerinden kurtulmak kolay değil. Bu olumsuzlukların bir kısmı bizim gündelik hayatta mal, mülk, para hırsıyla yanıp tutuştuğumuz, etiket peşinde koştuğumuz, başkaları hakkımızda ne düşünür diye çekindiğimiz davranışlarımızdır. Bazıları ise herkeste en az bir tanesi bulunan öfke, kıskançlık, oburluk, aşırı hırs, agresiflik gibi belki de farkında bile olmadığımız kişilik özelliklerimizdir. Tüm bu negatifliklerden kurtulmanın yolu önce onların farkındalığına ermek, sonra da arınmaktır. Bunu yapmanın çeşitli yolları olmakla beraber en kolayı doğayla özdeşleşmektir.

Parktaki çimenlerin üstüne yatmak, bir ağacı kucaklamak üzerimizde biriken elektrik enerjisini topraklamamızı sağlayarak bizi rahatlatır. Veya evimizde baktığımız çiçeklerin topraklarına ellerimizi dokundurmamız da bizi yüklendiğimiz stres ve negatif enerjilerden arındırır.

Bunları yapamıyorsanız evinize alacağınız en ucuz çiçeklerden bile tasarımlar yapmak daha çok işe yarar. Japon Çiçek Düzenleme Sanatı / İkebana’yı kastediyorum. Kendine has bir tekniği ve felsefesi olan bu evrensel çiçek tanzim sanatı, İkebana, yapımında belli kuralları olan yaratıcı bir ifade şeklidir. Ekipmanı yaşayan dallar, yapraklar, otlar ve tomurcuklar, çiçekler ve doğadan gelen her şeydir. Özünde renk kombinasyonları, doğal şekiller, zarif hatlar olan bir güzellik olup anlamı da düzenlemenin toplam formundan gelir. Bundan dolayı İkebana sadece bir çiçek dekorasyonundan çok daha fazla şey ifade eder.

İkebana doğanın ve insanlığın bir arada yaşayan bir şeklidir. Tabiatla yakınlaşmayı geliştiren bir felsefede derinlik kazanmıştır… Armoni, renk kullanımı, ritm ve şık bir basit tasarım.

İkebana yapacağımız kabımıza yerleştireceğimiz her bir çiçek bir anlam ifade edeceğinden, kişi önce kendi olumsuz duygu ve düşünce kalıplarının farkına varıp, önce kendini arındırarak kendisine olan sevgisi arttıkça çevresine de öyle bir pozitif enerji yaymaya başlar ki; o çevre de bu olumlu enerji ile aynı sevgi tohumlarını ekip dünya barışına katkıda bulunur.

ÇİÇEKLER ARACILIĞIYLA DOSTLUK

Savaşlar ile boğuşan dünyamızda, 1956 yılında kurulan “Uluslararası İkebana Birliği” üyeleri “Çiçekler Aracılığıyla Dostluk” sloganı altında, kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak, Japonya ve diğer ülkeler arasında hiçbir farklılık gözetmeksizin dostluk ve barışı yaymak için İkebana’yı dünyaya tanıtmak ve öğretmek için çalışmaktadırlar. Bu bilinci yayma çalışmaları ile ilgili paylaşımları şöyledir:

“İkebana yoluyla kişiler, yaşamlarının derin anlamlarını keşfetmekte, ruhları tatlılık, huzur, cömertlikle dolmakta ve tüm çevrelerine ışık, neşe ve güzellik yaymaktadırlar. Hep beraber İkebana tohumlarını ekelim, yarın onlar tüm dünyada çiçek açacak; barışçı ve daha iyi bir dünyaya zemin hazırlanacaktır.”

Ayrıca Japon bahçelerinin peyzaj tasarımlarını da düşünürsek hep bir felsefeleri vardır. İkebana yaparak gevşemek istemiyorsanız, günün stresini parklarda çiçeklerin arasında dolaşmak, sahilde yürüyüşe çıkmak, deniz kıyısına gitmekle de azaltabilirsiniz. Ama dünyanın çok az ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de halka açık olan, özellikle kıyı alanlarında çevre kirliliği had saftadır. İçtiği içkinin şişesi, plastik su şişelerinin çokluğu, naylon torbalar, ızgara yapmak için kullanılan odun ve kömür parçaları, ay çiçek kabukları, kavun-karpuz kabukları, hatta yiyecek artıkları kıyılarımızın vazgeçilmez parçalarıdır. Fabrikaların atık maddeleri, kanalizasyonların neredeyse deniz kıyılarına dökülmeleri de işin cabası...

Belli bir düzen içinde yaratılmış güzel dünyamızı el birliği ile kirletip yaşanmaz hale getirmek için uğraşıyoruz. Bu çevre kirliliğinin hem fiziksel hem de biyolojik süreçte hepimizin zararına olacağı aşikardır. Denizlerimizde bazı balıkların ölü bulunması veya türlerinin yok olmasına sebep olması, deniz suyunun mikrop barındırmasından dolayı denize girilemez hale gelmesi gibi...

Yukarıda bahsettiğim İkebana Sanatı insanın kendini daha iyi tanımasına ve kişisel gelişimine katkısı olan bir süreci kapsar. Kıyılardaki çevre kirliliği kişinin göz zevkini bozmakla kalmayıp olumsuz bir moral duygusuna kapılmasına sebep olmaktadır. Çünkü insanın çıkıp yürüyüş yapmak isteyeceği tertemiz sahiller oldukça azalmaktadır. İkebana, Japon Çiçek Tanzim Sanatı uygulayıcısı çevre kirliliği ve doğanın ekolojik dengesinin bozulmasına çok duyarlı olup bunu çevresine de aşılamaktadır.

Günümüzün teknolojiyle boğulmuş dünyasında doğayla baş başa kalma ihtiyacını zaten unutan insanlar kafelerde oturup devamlı telefonları ile meşgul olmaktadırlar. Tatile deniz kıyısına gidenlerin bile denizi seyredip gevşemek, kitap okumak yerine, biraz yüzdükten sonra yine ellerine telefonlarını almaları gerçekten anlaşılır gibi değildir. Tabii bu bahsettiğim sahillerdeki halka kapalı tesislerin temiz, bakımlı olan kıyılarıdır… Ancak halka açık sahillerde bulunan çöp varillerinin dolup çöplerinin etrafa taştığı da bir gerçektir. Hele o güzelim kumsallara atılan sigara izmaritlerinin görüntüsü inanılmazdır.

Tüm bunların ekonomi ile ilgisi olmayıp herkesin kendi çöpüne sahip çıkması ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Sadece kendi evinin önünü temizleyen etraftan bana ne diyen insanın bencilliğini aşması için kamusal yayınlar, sosyal medyada uyarılar yapılmalıdır.

Ekolojik dengeyi düşündüğümüzde, kıyılarımızda yapılmasına izin verilen yüksek binalar rüzgarın yönünü etkileyip hava akımını kısıtlamakta, hava kirliliğine sebebiyet vermektedir. Ayrıca yeni yapılan inşaatlarda bahçelerin küçülmesi, kesilen ağaçların yerine yenilerinin dikilmemesi betonlaşma sürecinde olduğumuzun göstergesidir.

Ayrıca yüksek binaya izin verilmese bile kıyılara veya şehirlerdeki sahil bantlarına inşaat izni verilmesi de tüm dengeleri bozuyor. Sahillere kocaman kayaların döşenerek doğal yapının bozularak önü açık olan alanların yüksek kayalarla kapatılması ile hem görüntü kirliliği oluşturuluyor hem de önü açık park v.s. alanlarda halkın nefes alması engellenmiş oluyor. Rantlaşma da cabası. Kentsel yeşil alanların deprem kuşağı olan ülkemizde acil toplanma ve çadır kurularak barınma bölgesi olmaları göz ardı ediliyor. Kıyılarımızın ve sahillerimizin yeşil alan ve park olarak bırakılarak şehir planlamacılığına katkı sağlanması gerekir. Bu alanların var olanlarında peyzaj çalışmaları ile ayrıca doğa sevgisi de pekiştirilmiş olur. Türkiye’nin değişik yörelerinden gelen bazı peyzaj mimarı öğrencilerimin İkebana, Japon Çiçek Düzenleme Sanatı’nı çalışmalarında uygulamaları çok memnuniyet vericidir.

Açık alanlarda, çimenlerin üzerine uzanarak hem oksijen solumak hem tefekküre dalıp beyni dinlendirmek varken kapalı veya yine açık da olsa kafelerde oturmak doğadan tamamen uzaklaştığımızın kanıtıdır. Toprağın veya çimenlerin üstünde, biriktirdiğimiz elektrik enerjisini toprağa boşaltıp temiz ve olumlu oksijen enerjisi ile şarj olmak varken, piknik yapma kültürünün iyice azaldığını görmek veya var olan açık alanlarda neredeyse iç içe oturulduğunu görmek, alış veriş yapmadığı halde AVM’lerde vakit öldüren insanımızı görmek oldukça üzüntü vericidir.

 

 

 

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz