VERGİ HUKUKUNDA DEFTER VE BELGELERİN İDARE’YE İBRAZI (*)

İbrahim ADIYAMAN

23 Ağustos 2017 Çarşamba

Av. İbrahim ADIYAMAN

 

Av. Gökmen AVCI

 

 

(*)Bu makalemizde defter ve belgelerin vergi idaresine ibrazı ele alınmıştır. Vergi yargılamasında defter ve belgelerin ibrazı başka bir konu ve teşkil ettiğinden, başka bir makalede ayrıca ele alınacaktır.

 

 

 

Hukuk kuralları diğer toplumsal düzen kuralları gibi insanların barış ve güven içinde yaşayabileceği bir toplum düzenini kurmayı ve bu düzeni korumayı amaçlamaktadır. Bu nedenle hukuk kuralları tarih boyunca özellikle din ve ahlak kuralları ile iç içe olagelmiştir. Aralarındaki tek belirgin fark yaptırım unsurundan doğmaktadır. Din, ahlak ve görgü kuralları tanrı korkusu, ayıplama, vicdan azabı duyma gibi yaptırımlarla desteklendiği halde, hukuk kurallarına uymama halinde devlet, örgütlenmiş ve zorlayıcı bir güç olarak fertlerin karşısında yer almaktadır. ([1])

İnsanlar ilk çağlardan beri toplum içinde bir arada yaşamaktadırlar. Bu topluluk halinde bulunması ise beraberinde çeşitli hizmet ve gereksinimlerin doğmasına neden olmuştur. Bu gereksinimleri gidermek için insanlar zamanla bazı ekonomik, sosyal ve siyasi kurumlar oluşturmuşlardır. Önceleri aile, klan, aşiret biçiminde ortaya çıkan bu kurumlar daha sonra köy, kasaba, site, komün, kanton ve devlet biçimlerine doğru evrilmiştir. Bu kurumlaşma zincirinin son halkası olan "devlet", zamanla çok karmaşık işlevler yüklenmiştir. Özellikle sosyal devlet anlayışının kabul edilmesi sonucu devlet, ekonomik yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Devlet bu işlevlerini kamu harcamaları aracılığıyla gerçekleştirebilmektedir. Kamu harcamaları ise günümüzde devlet anlayışındaki değişiklikler ve diğer etkenlerle günümüzde çok önemli boyutlara ulaşmıştır. ([2])

Devlet kamu hizmetlerini görebilmek için harcama yapma ve bu harcamaların finansmanı için gelir toplama işlerini bu düzen içinde yürütme gereğini duymuştur. Böylece karşımıza "bütçe" denilen kurum çıkmıştır. Kamu harcamalarının ya da genel anlamda bütçenin ise en önemli kaynağı çoğu zaman ticari özel ve tüzel kişilerden toplanan çeşitli vergiler olmuştur. Bu vergiler veçhile doğan hak ve sorumlulukların sınırlarının belirlenmesi, korunması vs, gibi konular ise vergi hukuku alanının konularını oluşturmaktadır. Bizim de katıldığımız şekliyle vergi hukukunun tanımı ana hatlarıyla şöyle yapılabilir: "Vergi hukuku, kişiler ile devlet arasında vatandaşlık ilişkisinden doğan vergi ödevinin niteliğine, vergi borcunun doğması ve ortadan kalkmasına ilişkin maddi ve şekli hukuk kuralları bütünüdür." ([3])

Vergi, devletin egemenlik gücünü kullanarak mükelleflerden aldığı ve ödeyen kişi için özel bir karşılığı olmayan parasal yükümlülüktür. ([4]) Anayasanın 73. Maddesine göre herkes mali gücüne göre kamu harcamalarında kullanılmak üzere vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi mükellefi, kanunda kendisine vergi borcu terettüp eden kişi olarak tanımlanmaktadır. Vergi sorumlusu ise, verginin ödenmesi bakımından vergi dairesine muhatap olan kişidir. Vergi yükümlüleri ve vergi sorumluları verginin kanuniliği ilkesi çerçevesinde mutlaka kanunla gösterilmektedir. ([5])

 

 

MÜKELLEFİN ÖDEVLERİ

 

Vergilendirme işlemini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmek için kanun koyucu mükelleflere bazı ödevler yüklemiştir. Bu ödevlerin yerine getirilmesi, hem mükellefi vergi cezalandırmalarından kurtarmakta, hem denetimi kolaylaştırmakta, hem de verginin zamanında tahsilini sağlamaktadır. Bu nedenle mükellefe yüklenen ödevler vergi hukukunda önemli yer tutmaktadır.

Mükellefin ödevleri maddi ödevler ve şekli ödevler olarak ikiye ayrılmaktadır. Mükellefin maddi vergi ödevi, vergi borcunun kanunda gösterilen zamanda ödenmesidir. Mükellefin şekli vergi ödevleri ise vergi borcunun ödenmesi dışındaki bir takım biçimsel ve usule ilişkin ödevlerini ifade eder. Mükellefin şekli vergi ödevleri, Bildirmeler (VUK. m. 153-170), Defter Tutma (VUK. m. 171-214), Belge Düzenine Uyma (VUK. m. 229-242), Defter ve Belgeleri Muhafaza ve İbraz (VUK. m. 253-256), Elektronik Cihaz Kullanma ve Beyanname Verme ([6]), Kayıt Nizamına Uyma (VUK. m. 215-226), Kira Gelirini Banka ve PTT Aracılığıyla Ödeme ([7]) ve diğer ödevlerdir. ([8])

 

 

VERGİ KABAHATLERİ ve İDARİ YAPTIRIMLAR

 

Vergi hukukunda vergilendirme işleminin zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirilebilmesi için vergi kanunlarıyla mükelleflere bir takım ödevler yüklendiğinden bahsetmiştik. Mükelleflerin bu ödevleri yerine getirmemeleri durumunda İdareyi vergi kaybına uğratabilecekleri gibi vergi kaybına uğratmadan vergi alacağını tehlikeye düşürebilmeleri de söz konusu olabilmektedir. ([9]) Vergi ödevlerine aykırı fiiller vergisel idari düzenin işleyişini bozmaktadır. Vergi kabahatleri halen vergi ziyaı ve usulsüzlükler şeklinde iki üst kavramla kategorize edilmektedir. Usulsüzlük türleri kendi aralarında "1. Derece Usulsüzlükler", "2. Derece Usulsüzlükler" ve "Özel Usulsüzlükler" şeklinde alt başlıklara ayrılmaktadır. Bu şekilde tasnife dayanarak vergi kabahatini, "vergi idaresinin vergi ödevlerinin ihlali nedeniyle idari yaptırım uyguladığı fiiller" olarak tanımlamak mümkün olacaktır. ([10])

Vergi konusundaki hukuka aykırı fiiller tespit edilerek vergisel idari düzenin işlemesi ve bu düzen içerisinde vergi alacağının tahsili sağlanmaktadır. ([11]) Vergi ilişkisini esas itibariyle kamu hukuku içerisinde gerçekleşen bir "alacak ve borç ilişkisi" olarak görmek mümkündür. Ancak bu ilişki, vergi borcunun ödenmesi ödevi dışında, bu ödevle doğrudan veya dolaylı olarak ilişkilendirilebilecek, birçok şekle ve usule ilişkin ödevi de içermektedir. Bu çerçevede ilişkinin alacaklı tarafındaki idare, bir yandan alacağını tahsil ederken, diğer yandan şekle ve usule ilişkin ödevlere aykırılıkları tespit ederek idari yaptırımlar uygulamaktadır. Bu yaptırımların amacı, geniş anlamda vergisel idari düzenin korunmasıdır. Dar anlamda ise, -vergi ziyaı cezasında- vergi alacağının güvence altına alınmasıdır. Yaptırımların geniş veya dar anlamdaki amaçları, şekle ve usule ilişkin ödevlerle sağlanmaktadır. Bunlardan vergi ziyaı, vergi alacağının zamanında tahakkuk etmemesine veya geç tahakkuk etmesi neticesine dayanan bir kabahattir. Beyana dayalı vergiler için beyanda bulunma ödevinin ihlali ile gerçekleşmektedir. Usulsüzlük, -vergi ziyaına sebebiyet vermeyen-, kanunda belirtilen şekle ve usule ilişkin ödevlere aykırı fiillerin ortak kavramıdır. Vergi Kabahatlerinin (vergi ziyaı ve usulsüzlüklerinin) ortak özelliği, bu kabahatlerin vergi idaresi tarafından tespit edilmeleri ve yine aynı idare tarafından bu kabahatlere yaptırım uygulanmasıdır. ([12])

Vergi ziyaı cezası, vergi alacağının tahakkuk etmemesine veya tahakkuk etmiş vergi alacağının haksız olarak iadesine neden olan davranışlara uygulanmaktadır. Vergi ziyaı cezası vergi alacağı miktarı ile oranlanarak (nispeten) belirlenmektedir. Kayba uğratılan verginin bir katı tutarındadır (VUK. m. 344/1). Özel usulsüzlük cezaları ise maktu (sabit) veya nispi (değişken) olarak belirlenmektedir. Usulsüzlük cezaları, Vergi Usul Kanunu ve buna bağlı ekli tarifede, maktu veya nispi idari para cezaları şeklinde gösterilmektedir (VUK. m. 352-mük.355).

 

 

DEFTER ve BELGELERİN İBRAZI

 

Defter ve belgeler ile diğer kayıtların ibrazı ile ilgili düzenleme, Vergi Usul Kanunu'nun 256. maddesinde yer almaktadır.

Buna göre, defter tutmak zorunda olan gerçek ve tüzel kişiler ile Vergi Usul Kanunu'nun 257. maddesinde yer alan zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda oldukları bilgilere ilişkin; mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri, muhafaza süresi içerisinde, yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar.

Vergi Usul Kanunu'nun 253. maddesine göre de; VUK.'a göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle, VUK'un üçüncü kısmında yazılı belgeleri, ilgili bulundukları yılı izleyen takvim yılından başlayarak, 5 yıl süreyle muhafaza etmeye mecburdurlar.

Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin gizlenmesi, kaçakçılık suçunu oluşturmaktadır. Bunun yaptırımı da 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır (VUK. m. 359/a). Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ile düzenlenen belgelerin ibraz edilememesi, gizleme olarak kabul edilmektedir. ([13])

Vergi kanunlarına göre tutulan, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defterler ile düzenlenen belgelerin ibraz edilememesi halinde, defter ve belgelerin gizlendiği kabul edilir.

Defterlerin gizlenmesi halindeyse:

-Takdir olunan matrah ya da matrah farkı üzerinden re'sen vergi salınır.

-Salınan vergiye, "üç kat vergi ziyaı cezası" uygulanır"

-Gizleme fiili nedeniyle, VUK'un 359/a maddesi uyarınca 18 aydan 3 yıla kadar hapis cezası uygulanmak üzere Cumhuriyet Savcılığına intikal ettirilir.

 

 

DEFTER ve BELGELERİN VERGİ İDARESİNE İBRAZ EDİLMEMESİ

 

Defter ve belgelerin yetkili makam ve memurlara ibraz edilmemesi halinde vergi idaresince bazı yaptırımlar uygulanmaktadır. Bu yaptırımlar ise şunlardan ibarettir: Özel Usulsüzlük Cezası, Re'sen Vergi Tarhı, Vergi Ziyaı Cezası, Cumhuriyet Savcılığına Suç Duyurusunda Bulunma, KDV İndirimlerinin Reddedilmesi.

 

 

ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASI

 

Vergi Usul Kanunu'nun 256. maddesine göre mükelleflerin defter ve belgelerini vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz etme mecburiyetleri vardır. İbraz yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. Maddesi uyarınca özel usulsüzlük cezası uygulanır.

 

 

RE'SEN VERGİ TARHI

 

Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinin 3. fıkrasına göre, bu kanun uyarınca tutulması mecburi olan defterlerin vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara her hangi bir sebeple itiraz edilmemesi re'sen takdir nedenidir.

Vergi inceleme elemanı defter ve belgelerini ibraz etmeyen mükellefin ilgili dönem matrahını re'sen takdir ve tespit eder. Re'sen takdir işlemi idareye hiçbir zaman keyfi bir matrah takdir edebileceği hakkını vermez. İnceleme elemanı duruma göre her türlü tekniği kullanarak gerekli inceleme ve araştırmayı yapmak suretiyle mükellefin ödemesi gereken vergiyi tespit etmekle görevlidir. ([14])

Re'sen takdir nedeninin bulunması durumunda mükellefe Vergi Usul Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca uygulanacak usulsüzlük cezası iki kat olarak uygulanır.

 

 

VERGİ ZİYAI CEZASI

 

Mükelleflerin Vergi Usul Kanunu'na göre tutmak ve muhafaza etmek zorunda oldukları defter ve belgelerini bu kanunun 135. maddesinde gösterilen incelemeye yetkili makam ve elemanlara gösterdikleri süreler içinde ibraz etmemelerinden dolayı Vergi Usul Kanunu'nun 341. Maddesinde gösterildiği şekilde vergi ziyaının oluşması durumunda, Vergi Usul Kanunu'nun Vergi Ziyaı suçu ve Cezası Başlıklı 344. Maddesine göre vergi ziyaı cezası uygulanır. ([15])

 

 

CUMHURİYET SAVCILIĞINA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMASI

 

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, defter ve belgelerini vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara ibraz etmeyen mükellefle hakkında, gizleme fiili nedeniyle hapis cezası uygulanması için Cumhuriyet Savcılığına, incelemeyi yapanlarca suç duyurusunda bulunulur.

 

 

KDV İNDİRİMLERİNİN REDDEDİLMESİ

 

Defter ve belgelerin inceleme elemanlarına ibraz edilememesinin en önemli yaptırımlarından birisi de katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi sonucunu doğuran Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 34. maddesinin 1. fıkrasıdır. Söz konusu hükme göre KDV indiriminin yapılabilmesi, "kanuni defterlere kaydedilmek" şartına bağlanmıştır. Defter ve belgelerin ibraz edilmemesi durumunda inceleme elemanınca bu husus tespit edilemeyeceğinden, KDV indirimleri reddedilecektir.

Kanunun bu hükmünü katı şekilde uygulamak, vergi incelemesinin esas amacına aykırı bir sonuç doğurabilir. Danıştay da muhtelif kararlarında, vergi inceleme elemanının VUK'un 134. Maddesi hükmünü göz önünde bulundurarak, mükelleften alınacak bilgi ve diğer belgelerin de değerlendirilmesi sonucunda KDV yönünden de bir takdir yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. ([16])

 

DİPNOTLAR:

 

1.      Sadık KIRBAŞ, Vergi Hukuku/Temel Kavramlar İlkeler ve Kurumlar, Siyasal Kitabevi, 2015, Ankara

2.      Sadık KIRBAŞ, a.g.e.

3.      [1] Erdoğan ÖNER, Vergi Hukuku, Seçkin Yayıncılık, 2015, Ankara

4.      [1] Hilmi ÜNSAL, Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi, Gazi Kitabevi, 2013, Ankara

5.      [1] Selim KANETİ, Vergi Hukuku ve Türk Vergi Sistemi, Filiz Kitabevi, 2. Baskı, 1989; Mualla ÖNCEL, Ahmet KUMRULU, Nami ÇAĞAN, Vergi Hukuku, Turhan Kitabevi, 18. Baskı, 2010, Ankara

6.      [1] 346 Sıra No'lu VUK. Genel Tebliği, 03.03.2005 tarih ve 25744 sayılı Resmi Gazete.

7.      [1] 268 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği, 29.07.2008 tarih ve 26951 sayılı Resmi Gazete

8.      [1] ÜNSAL, a.g.e., s. 27 vd.

9.      [1] ÜNSAL, a.g.e., s. 101

10.  [1] ÖNCEL, KUMRULU, ÇAĞAN, a.g.e., s. 210

11.  [1] Funda Başaran YAVAŞLAR, Vergi Usul Kanunu'nda Yer Alan Vergi Kabahat ve Yaptırımları, İdari Ceza Hukuku Sempozyumu, TC Kültür Üniversitesi, Ankara, Seçkin Yay., 2009, s. 286

12.  [1] Aziz TAŞDELEN, Vergi Usul Kanunu Yönünden Vergi Kabahatleri, Turhan Kitabevi, 2010, Ankara, s. 15-17

13.  [1] Vergi incelemesine yetkili olanlar, Vergi Usul Kanunu'nun 135. maddesinde sayılmıştır.

14.  [1] (Çevrimiçi) http://www.esmmmo.org.tr/docs/bilgi_bankasi/2000-08_yaklasim_defter_ve_belgelerin_inceleme_elemanina_ibraz_edilmemesinin_sonuclari.pdf, 19.06.2017

15.  [1] (Çevrimiçi) http://www.alomaliye.com/2005/02/01defter-ve-belgelerin-ibraz-zorunlulugu/, 20.06.2017

16.  [1] Danıştay 11. Dairesi'nin 7.11.1995 gün ve 1995/2876 E. 1995/2952 K. Sayılı ilamı  

 

 

Toplam 0 Yorum

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Yaz