ARAFTA BİR KENTSEL DEĞİŞİM DİNAMİĞİ : BEYOĞLU -TARLABAŞI ÖRNEĞİ

Yrd. Doç. Dr. Hande Sanem ÇINAR

13 Nisan 2018 Cuma

 

*Yrd. Doç. Dr. Nilüfer KART AKTAŞ

*Yrd. Doç. Dr. Sanem ÇINAR

 

 

*İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Peyzaj Planlama ve Tasarım Anabilim Dalı

 

 

Her canlı organizma zamanla yaşlanır, yıpranır ve yenilenmeye ihtiyaç duyar...

Hele ki bu canlı organizma, tarihi yasam mekanları ise...

Yenileme sürecinde kimlik bunalımını önlemek, mekanın yasam kalitesini arttıracaktır

 

Kentsel Alanlarda Değişim ve Dönüşüm

Kentsel alanlar oldukça karmaşık ve dinamik sistemlerdir. Bu alanlar, fiziksel, toplumsal, çevresel, ekonomik, siyasal ve ideolojik faktörlerin etkisinde değişim ve dönüşüme uğramıştır. Kentsel mekandaki değişim ve dönüşümler, kimi zaman mekan ve yaşam kalitesini arttırıcı yönde olurken; kimi zaman ise, mekanın ekonomik, toplumsal, çevresel ve fiziksel çökme ve bozulması olarak kendini gösterir (Çardak, 2011).

 

Literatürler, kentsel değişimin birbiri ile yarışan tanımlamaları ile doludur. Bunun nedeni, sürecin hedefleri, kapsamının zamanla ve ülkeler arasında değişen politik, ekonomik ve sosyal koşullar altında, farklılaşmış olmasıdır. Bu nedenle de kentsel değişim devingen bir kavramdır. Avrupa ve Amerika' da geliştirilen pek çok müdahale biçiminden farklı olarak Türkiye' de kentsel dönüşüm deyince akıllara gecekondu bölgelerinin dönüşümü gelmektedir. Kentsel dönüşümün doğasına aykırı olarak, kentlerin farklı problemlerine karşı genellikle tek ve aynı çözümler uygulanmaktadır (Şahin, 2009) .

 

Kentsel dönüşüm olgusu gelişmiş ülkelerde sanayi sonrası gelişme aşamasının sorunlarını ve sosyoekonomik ve mekansal çöküntüleri aşmaya yönelik bir yeniden yapılandırma yaklaşımı olarak ortaya çıkarken, gelişmekte olan ülkelerde, göçle oluşan yasadışı konut alanlarının dönüştürülmesi, deprem vb. gibi doğal afetler sonucu zarar gören kentsel alanların yeniden inşası, alt gelir gruplarına ait konut alanlarının sağlıklaştırılması ve son yıllarda tarihi nitelikli kent merkezlerinin yeniden işlevlendirilerek korunması ve canlandırılması şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Kentsel dönüşüm projeleri gerçekleştirilirken çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Bunlar; Kentsel Koruma (Urban Conservation), Kentsel İyileştirme-Rehabilitasyon (Urban Rehabilitation) korumacı yöntemler olarak, Kentsel Yenileme (Urban Renewal), Kentsel Yenileşme (Urban Renaissance), Kentsel Yeniden Canlanma-Canlandırma (Urban Revitalization), Kentsel Yeniden Geliştirme (Urban Redevelopment), Kentsel Yeniden Oluşum (Urban Regeneration), Soylulaştırma (Gentrification) müdahaleci yöntemler şeklinde sıralanabilir. Bu yöntemlerin hepsinin temelinde kentsel dönüşüm kavramı olsa da bir takım farklılıkları da içlerinde barındırmaktadırlar.

 

Dönüşüm projeleri dünyadaki yeni politik oluşumlar ve büyük ölçekli ekonomik değişimler karşısında planlamanın farklı yaklaşımlar geliştirme süreçleri içinde ortaya çıkan uygulama araçları olarak görülmektedir. 1980'lerden sonra değişen birikim, yatırım ve üretim biçimleri ve sanayisizleşme, kentlerde sosyal ve mekansal açıdan önemli değişimlere yol açmıştır. Bu yeni dünya düzeni içindeki planlamanın kavramsal yapısındaki değişimin yanı sıra operasyon alanları ve araçları da değişmek durumunda kalmıştır. Batıda planlamanın geçirdiği evrim ve yöntemleri Türkiye'ye kısmen yansımış olsa da planlama yaklaşımının niteliksel bir değişim geçirdiği söylenememektedir. Osmanlı'nın batılılaşma hareketlerinden itibaren kentlere imar adı altında müdahale edilmiş ve fiziksel mekanı biçimlendirmeyle sınırlı bir yaklaşım geliştirilmiştir. Planlamanın batı ve Türkiye deneyimleri karşılaştırıldığında Türkiye'nin planlamanın kavramsal gelişimi konusunda çok geride kaldığı görülmektedir (Özden, 2006).

 

 

İstanbul' da Değişim Dinamiği: Tarihi semtler

Türkiye'nin sosyal, kültürel ve ekonomik ve sürekli dinamik yapıda olan şehirlerinden İstanbul, 1950 yılı sonrası artan kentleşme faaliyetleri sonucunda ilgi odağı haline gelmiş ve sürekli göçlere maruz kalmıştır. TÜİK verilerine göre 1970 yılında 3 milyon nüfusu barındıran İstanbul, 2014 yılına gelindiğinde 11 milyondan 14 milyona ulaşmıştır. 1980 ve sonrasında onar yıllık dönemlerde kabaca İstanbul'un nüfusu üçer milyon artmıştır. (Çeker ve Belge, 2018). Özellikle 1950 yılından itibaren, en yüksek artış seviyelerine 1960, (% 32,71 artış oranı) 1970 (% 31,62 artış oranı) ve 1975 (% 29,32 artış oranı) yıllarında yakalayarak İstanbul'un nüfusu katlanarak artmış ve bugün 15 milyonun üstünde bir nüfusa erişmiştir.

 

1950'lerden bugüne metropoliten kentlerde kentsel dönüşümün üç farklı döneme göre farklılaştığı gözlemlenmektedir. İlk dönem ekonomik büyüme politikasının yaygınlaştırıldığı ve sanayileşmenin yaşandığı 1950 ve 1980 yılları arası dönemdir. Ekonomik büyüme ve göç büyük kentlerin hızla büyümesine ve gecekondulaşmasına neden olmuştur. Bu dönemde en önemli kentsel dönüşüm kent çeperindeki boş arazilerin gecekondu mahallelerine dönüşmesi ve daha sonra bu mahallelerin sağlıklaştırılması, apartmanlaşarak yeniden yapılandırılması veya temizlenerek farklı nüfus gruplarına yönelik yenilenmesi şeklinde olmuştur (Ataöv ve Osmay, 2007).

 

İstanbul'un büyük kentsel değişimi, Anadolu'dan İstanbul'a göç eden işçi nüfusun, erişilebilirlik bakımından merkezi iş alanlarına yakınlığı ve konut fiyatları bakımından uygunluğu nedeniyle öncelikle Zeytinburnu, Şişli, Mecidiyeköy, Beşiktaş, Kasımpaşa, Eyüp, Fatih (Karagümrük, Çarşamba, Şehremeni), Ayvansaray, Galata, Cihangir, Tarlabaşı gibi tarihi semtlere yerleşmesiyle başlamıştır. İstanbul'un en gözde ve cazibe merkezleri olan ve bünyesinde tarihi ve kültürel değerleri barındıran bu bölgeler bir nevi göçmenlerin yaşadığı mekânlar haline gelmiştir

 

Tarihsel-Kültürel miras; geçmişle gelecek arasında bağ kuran, kimlik sorununu çözebilen, tarihi bilinci yaratan, kuşaklar arası iletişimi sağlayabilen; sınırlı kaynak niteliği olan yerlerdir. Bu değerlerin yok olması, toplumlar arasındaki bağı, iletişimi ve dayanışmayı zayıflatmakta, giderek kimlik bunalımı ya da bir yere ait olmama duygusu gibi sorunlar ortaya çıkarmaktadır (Uslu ve Kiper, 2006). Yaşam mekânları, canlı bir organizmaya benzetilecek olursa, her canlı organizmanın zamanla yaşlandığı, yıprandığı ve yenilenmeye ihtiyaç duyduğu görülmektedir. Tarihi semtler de, sonrasında yaşanan ihmaller nedeniyle yıpranmış, çöküntü haline gelmiş ve kimlik bunalımı gibi sorunlara neden olmuştur.

 

 

Tarlabaşı ve Soylulaştırma Süreçleri

 

Duygusu çok, gölgesi az,

geçip giden kısa mutlu bir zaman.

Yakın geride Galatasaray ve Dolapdere arasında

eskitilmiş garip yorgun bir mekan... Bozikis Y., 2010

 

İstanbul'un merkezi Beyoğlu'na yakınlığı, tarihi, kültürel yapısı itibari önemli bir kent parçası olan Tarlabaşı, 1950'lerden beri önemli sosyal, ekonomik, kültürel ve mekânsal değişimler yaşamaktadır. Beyoğlu, İstanbul'un Avrupa yakasında, Tarihi Yarımada da karşısında yer alan tarihi bir ilçedir. İlçenin eski ismi olan Pera, Yunanca'da "karşı kıyı" anlamına kır manzarası anlamına gelmektedir, bu bölgeye isimin verilmesinin nedeni, Tarihi Yarımada da karşısında yer almasıdır (Sakızlıoğlu, 2007).

Şekil 1. 1950 tarihli Tarlabaşı sokağı .(Url 1).

 

Tarlabaşı, 1535'te Fransızlarla başlayan ülkelerarası elçilik bulundurma uygulaması sonucunda Beyoğlu'na yerleşen sefaretlerde çalışan üst düzey yöneticilerin, Beyoğlu'nda yaşayan Levantenlerin ve gayrimüslimlerin işyeri ve konutlarında çalışanların konut alanı olarak kuruldu (Url 2).

 

Tarlabaşı Caddesi üzerinde bulunan iki iş yeri dışında, bütün dükkânlar, evler, apartmanlar Ermeni ve Rumlara aittir ve semtte yabancılar ile azınlıklar oturmaktadır. Tarlabaşı, fiziksel yapılaşma olarak Pera'nın devamı niteliğindedir; fakat yan yana olmalarına rağmen, tarihsel olarak her dönemde farklı toplumsal yapılara ev sahipliği yapmışlardır. Bu oluşumda topoğrafyanın büyük etkisi bulunmaktadır. Üst sınıflar, caddenin üst kısmındaki, Boğaz'a bakan ve güneş gören güney yamaçlara yerleşmiş; alt sınıflar ise güneş görmeyen kuzey yamaçlara yerleşmişlerdir. Tarlabaşı'na yerleşen aileler, Pera'daki elçiliklerde ve evlerde çalışan işçi sınıfından oluşmaktadırlar. Tarlabaşı Caddesi her zaman, bu iki farklı toplumsal yapının mekânsal sınırı olmuştur (Çetin, 2008).

 

1870'li yıllara gelindiğinde Tarlabaşı Caddesi'nin iki yanı tamamen dolmaya başlamıştır. Tarlabaşı ve yakın çevresinin özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren çoğunlukla orta sınıf gayrimüslim ve Levantenlerin yerleştiği bir çevre olarak iki ve daha çok katlı kâgir konut ve apartmanlardan oluşan, oldukça sıkışık dokulu bir konut çevresi olarak geliştiği görülmektedir. Tarlabaşı çevresinde çoğunlukla 19. yüzyılın ikinci yarısında, İstanbul'da orta sınıf gayrimüslim burjuvazisinin yaşam düzeyi ve kültürü için olduğu kadar, İstanbul'daki 19. yüzyıl geç Osmanlı kentsel modernleşmesinin de kent ölçeğinde en iyi belgelendiği örneklerden biri olarak kabul edilir (Anonim 1).

 

Ermeni ve Rum vatandaşların daha çok tercih ettiği Tarlabaşı semti, Cumhuriyet'in kurulmasından sonra yaklaşık 1930'lu yıllarda Müslüman nüfusun ile bölgede kiraladıkları ya da satın aldıkları evlerde oturmaya başlamalarıyla tanışmıştır. Bu tanışmanın ardından 1940'lar da Tarlabaşı Caddesi ve çevresinde Müslüman nüfusta artış olmuştur. Aslında esas artış, 1943'ten itibaren azınlıklara uygulanan Varlık Vergisi'nin getirilmesi ile birçok firma el değiştirmiş, Tarlabaşı üzerinde bulunan iş yerleri ticaret ile ilgilenen Müslümanlar tarafından satın alınması ile gerçekleşmiştir.

 

1940'lı yıllarda yürürlüğe giren Varlık Vergisi, ardından 1955 yılında yaşanan 6-7 Eylül olayları ile insanların çoğu Beyoğlu gibi, Tarlabaşı'nı da bırakıp gittiler. Böylece Tarlabaşı'da kendi kişiliğini, dokusunu, kendi güzelliğini yitirmeye başladı. Konutlar boş kaldı, sokaklar eskidi, semtte yaşayan insanların sosyolojik profili değişti; bir zamanlar hepsi meslek erbabı olan semt sakinlerinin yerini buradaki kırık dökük evlere sığınanlar, işsizler, elden ayaktan düşmüş sinema oyuncuları, Anadolu'dan göçüp, bu büyük şehirde dikiş tutturmaya çalışan çaresiz insanlar aldı (Ümit, 2016).

 

Tarlabaşı, 1960'lara kadar Karadeniz ve Marmara bölgelerinden göç alırken, 1960'tan 1980'lere kadar Orta ve Doğu Anadolu'dan (Konya, Kayseri, Sivas, Erzincan) göç alarak alt gelir gruplarının yerleştiği ve bazılarının belli bir süre burada kalarak daha sonra başka bölgelere geçtiği bir geçiş bölgesi haline gelmiştir. Çöküntü alanlarıyla önemli benzerlikler gösteren bu yerleşme düzeni içinde Anadolu'dan göçle gelen dar gelirliler, işsizler vb. Tarlabaşı'nın bir kısmı terk edilmiş düşük standartlı konutlarına yerleşmeye başlarken, yörenin çoğunlukla gayrimüslim olan eski sakinleri de artan bir hızla çevreyi terk etmeye başlamışlardır (Anonim 1, 2008). Bakımsız kalan çevre ve genel bir fiziksel yıpranma ile birlikte bölgede yaşamaya başlayan, daha çok Beyoğlu'nun eğlence sektöründe istihdam edilen dar gelirli kişiler ile illegal yollarla geçinen işgalcilerle birlikte Tarlabaşı çevresi tam bir çöküntü alanına dönüşmüştür (Küçük, 2010).

 

1960 döneminde tüm ülkeyi saran göç dalgası, büyükşehirlerde kendini 2 farklı şekilde gösterdi. Bunlardan biri hazine arazilerine izinsizce gecekondu yapılması, bir diğeri ise kent merkezlerindeki tarihi konut alanlarının izinsiz kullanımıydı. Tarlabaşı, İstanbul içinde, bundan en büyük payı alan yerleşmelerden biri oldu.

 

1970'li yıllar Beyoğlu için hem mekânsal hem de toplumsal bir köhneleşme ve çöküş dönemidir. Beyoğlu genelinde terk edilen binaların sayıca çok olması ve mülkiyet sorunları nedeniyle bir zamanlar kentin modern yüzünü temsil eden bu binalar yasadışı işlevlerin adresi olmuş ya da bakımsızlığa terk edilmişlerdir. Beyoğlu'nun yaşadığı düşüşün izlerine kuşkusuz Tarlabaşı'nda da rastlanmaktadır. Tarihi miras alanlarının hiçbir bakım yapılmadan yoğun ve yanlış müdahalelerle kullanılması; konut işlevinin yerini imalat ve depolama alanlarının alması ve bölgenin giderek daha yoksul kesimlere ev sahipliği yapması bu düşüşün en somut göstergeleridir (Kasımoğlu, 2010).

 

80 Sonrası Neoliberal Politikalar ve Tarlabaşı'na Etkileri

 

1980'li yıllarda başlayan neoliberal politikaları ile sermayenin kentlere yönelen ilgisi yeni bir kentsel gelişme sürecinin de önünü açmıştır. Neoliberal projenin önemli bir boyutunu üretimin mekansal örgütlenmesindeki dönüşü oluşturmuştur (Aydın, 2014).

 

Bugün yaşanan süreçte Tarlabaşı'nın kaderini belirleyen en büyük imar çalışmaları dönemin belediye başkanı olan Bedrettin Dalan döneminde gerçekleştirilmiştir. 1980'li yılların ikinci yarısında yapılan Tarlabaşı Bulvarı, bölgenin sosyal ve mekansal olarak değişiminde önemli rol oynamıştır. Önceleri küçük bir cadde olan Tarlabaşı Caddesi'ndeki 350 tarihi nitelikli yapıyı yıkarak şu andaki Tarlabaşı Bulvarı'nı açması, bölgenin Taksim'den tamamen koparak içine kapalı bir alan haline gelmesine neden olmuştur (Ekinci, 1994).

 

Tarlabaşı Caddesi'nin genişletilmesi, Tarlabaşı ve İstiklal bölgeleri arasındaki farklılaşmayı derinleştirmiştir. Sosyal yapıda bozulmalar artmış ve adi suçlar, uyuşturucu satıcılığı, fuhuş gibi sorunlarıyla adından bahsedilir olmuştur. Artık toplum dışına düşmüşlerin; Romanlar, travestiler, başka yerde barınamayan hayat kadınları, şehre yeni gelenler, bekar odalarında yaşayan genç erkekler, uluslararası göçmenler - çoğunlukla Türkiye'de kalıcı sığınma ümit eden Iraklılarla Batı Afrikalılar ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan çatışmalar nedeniyle gelen Kürt göçmenlerin yaşam alanı haline gelmiştir (Aslan, 2008).

 

İstanbul'un coğrafi merkezinde yer alan Tarihi Yarımada, Beyoğlu, Nişantaşı ve Boğaz ekseninde büyük sermayenin de desteğini alan kentsel yenileme ve soylulaştırma süreçlerinin sanat, tasarım, turizm ve eğlence sektörleri çerçevesinde geliştiği görülmektedir (Çeker ve Belge 2018). Galata ve Cihangir'de yaşanan soylulaştırma süreçleri, bu bölgelerdeki sanat işletmelerinin gelişimi ile paralellik göstermektedir. Önceleri ağırlıklı olarak düşük gelir sahibi, göçmen ailelerin ikamet etmekte olduğu bu mahallelerdeki dönüşüm süreçleri, önce sanatçıların bir takım çağdaş sanat galerilerinin bu bölgelere yerleşmeleri ile başlamıştır. Bugün ise bu bölgeler büyük kurumların ilgi odağı haline gelmiştir. Türkiye'nin en büyük holdingleri bu bölgelere gidip, ilgi göstererek ciddi gayrimenkul yatırımları yapmakta; belediye de bu bölgelerdeki yenileme projelerini teşvik etmektedir. Neoliberal soylulaştırma süreçlerinin bir özelliği de süratle dönüştürülen bölgelerden çevreye doğru yayılmalarıdır. Cihangir yakınlarındaki Tarlabaşı bölgesinin dönüştürülmesi projesi, böyle bir yayılma eğiliminin sonucudur (Özkan, 2011).

 

Tarlabaşı Yenileme Projesi

 

Proje, Tarlabaşı'nda bulunan 9 yapı adasında, 20 bin metrekarelik alandaki 210'u tescilli 278 binanın, bu binaların arasındaki sokakların ve tüm altyapının yenilenmesini kapsamaktadır. Tarlabaşı Kentsel Dönüşüm Alanı 28 Mart 2006'da yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararıyla; "kentsel yenileme alanı olarak ilan edilmiştir. 2007 yılında ise projenin ihalesi yapılmıştır. Fakat ihale 2007 yılında yapılmasına rağmen mülk sahipleri ve Beyoğlu belediyesi arasındaki görüşmeler 2009 yılına kadar sürmüştür. Projenin amacı; Tarlabaşı insanların rahat rahat dolaşabileceği bir alan olmaktan çıkıp birçok suçların işlendiği hatta merkezi olduğu gerekçesiyle belirlenen bölgenin dönüşümüdür.

 

Şekil 2. Tarlabaşı Kentsel Yenileme Alanı 1.Etap Uygulama Alanı (Url 3) 

 

Şekil 3. Tarlabaşı Kentsel Yenileme Alanı 1.Etap Uygulama Alanı (Url 4)

 

Tarlabaşı Yenileme Projesi, mekânsal yenilemenin yanı sıra toplumsal ve ekonomik gelişmeyi hedefleyen ve yalnızca fiziksel değil tüm paydaşları kucaklayan topyekûn sosyo-ekonomik bir iyileştirme öngörülen bir proje olarak açıklanmıştır (Url 4). Ancak proje, yerel halk ve çeşitli sivil toplum örgütleri tarafından davalara konu olmuştur.

 

Şekil 4. Tarlabaşı Sokakları ve proje sonrası öngörülen Tarlabaşı (Url 6)

 

Şekil 5. Tarlabaşı Sokakları ve proje sonrası öngörülen Tarlabaşı (Url 6)

Şekil 6. Tarlabaşı (Url 6)

 

Şekil 7. Tarlabaşı Sokakları ve proje sonrası öngörülen Tarlabaşı (Url 6)

 

Sonuç

 

Kentlerin sağlıklı gelişmesi, kentlileşme, kentlilik bilinci, yaşanabilir kentler, kent güvenliği, kentsel afet yönetimi, kentsel yenilenme gibi hepimizi ve dahası gelecek nesilleri doğrudan etkileyen konuların gündeme gelmesi, elbette memnuniyet vericidir. Kentsel dönüşüm yasası ve süreci, topyekûn bir "kentsel rönesans"ı başarmak için bizlere iyi bir fırsat sunmaktadır (Es, 2012). Ancak dönüşümün doğru, sürdürülebilir ve herkes için olduğu düşünülürse yerinde bir karar olarak görülebilir. Dönüşüm ve değişim belirli bir çevreye hitap ettiğinde toplumun geri kalanını olanaklardan mahrum bıraktığı ve zor koşullara düşüreceği yadsınamaz.

 

Tarlabaşı yenileme projesi de birçok soru işaretleriyle başlamıştır. Bu proje gerçekten bir çöküntü bölgesinin fiziksel anlamda yenilemesi midir, bir soylulaştırma projesi midir yoksa bir rant hikayesi midir bu soruya gerçekten net bir cevap vermek oldukça zordur. Proje ile Tarlabaşı'nın arındırılması düşünülen suç teşkil eden olaylar ve suçluların Dolapdere, Aksaray, Laleli civarlarına taşınmış olmaları ile gelecekte yeni çöküntü bölgelerinin oluşacağı kuvvetle muhtemeldir. Ayrıca projenin gerçekleştirilmesi amacıyla yapılan yıkımlarla ciddi boyutlarda mimari tahribatın yapıldığı çok açıktır. Tarlabaşı'nda bölgenin tarihsel dokusuyla ters düşen uygulama çalışmaları alanın sadece sosyal veya ekonomik yapısını değil, fiziksel yapısını da değiştirmekte ve kendi yaşamına yabancılaşacak bir hal almaktadır.

 

İstanbul' un diğer semtlerinde de durum farksız değildir. Mahalle kültürleri, sosyal doku yok olmaktadır. Araziler- binalar değerinin çok altında bedellerle inşaat tekellerine hediye edilmiştir. Oysaki yerinde dönüşüm yapılabilir, yıllar içerisinde üreten insanlar dönüşümün olanaklarından da yararlandırılabilir.

 

 

Şekil 8. Tarlabaşı Yıkım Süreci (Url 7).

 

Ayrıca, Tarlabaşı yenileme projesi, yerel halkın bir hukuk mücadelesine de dönmüş ve birçok davalar açılmıştır. Ve bugün baktığımızda proje T.C. 3. İdare Mahkemesi tarafından 16.10.2017 tarihinde iptal edilmiş durumdadır. Süreç nasıl devam edecek bilinmiyor ama yerlerinden edilen halk, yok edilen mimari değerler ve elit (ancak kimliksiz) bir fiziksel çevre beklentisi günümüzün gerçekleri olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Tarlabaşı uygulama projesi, kentsel dönüşümden çok kentsel itelemeye dönüşmüştür. Dönüşümün doğasına aykırı olarak, kentlerin farklı sorunlarına karşı genellikle tek ve aynı çözümler uygulanması yanlıştır. Bu durum kentsel kimlik arayışında yok olmaya maruz arafta bir kentsel mekan olacaktır. Burada önemli olan tarihi kültürel, doğal, sosyal yapıyı koruyucu ve iyileştirici ve toplumun tüm kesimlerine fayda sağlayabilecek bir anlayışa sahip olması gerekliliğidir.

 

Sonuç olarak kentsel dönüşüm çalışmalarına neden olan sorunlar, fiziksel mekânın dönüşümüne indirgenmemeli, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlar da dikkate alınarak mekanlar tasarlanmalıdır. Doğru yönlendirmelerin yapılması disiplinler arası çalışma gerektirirken, esas amacın yaşam kalitesini arttırmak olduğu unutulmamalıdır.

 

Kaynaklar

 

Anonim 1, 2008. İBB, Beyoğlu İlçesi Kentsel Sit Alanı 1/5000 Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı Raporu, İstanbul.

Aslan, A.,S., 2008. Kentsel Dönüşüm Projelerinde Meşruiyet Sorunlarının Tarlabaşı Yenileme Projesi Üzerinden Değerlendirilmesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Aydın Göker, M. 2014. Tarlabaşı Bölgesinin Kamusal Mekan Açısından Değerlendirilmesi: Tarlabaşı Yenileme Projesi Öncesi ve Sonrası. Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Anabilim Dalı Mimari Tasarım Sorunları Programı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul.

Bozikis, Y, 2010. Tarlabaşı şiiri. Yunanistan. http://yt.antoloji.com/tarlabasi-4-siiri/

Çardak, F., 2011. Kentsel Dönüşüm Bağlamında Toki Konutlarının İncelenmesi: Yüreğir

Sinanpaşa Kentsel Dönüşüm Projesi ve Aksantaş Toki Örneği. Yüksek Lisans Tezi. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Adana.

Çeker, A.ve Belge, R, 2018. İstanbul'da kentsel dönüşüm kapsamında gerçekleşen bir olgu: Soylulaştırma Türk Coğrafya Dergisi 65 (2015) 77-8.

Çetin, D., 2008. Toplum ve Mekan İlişkisinin Kent Dinamikleri İçinde İncelenmesi ve Tarlabaşı Örneği, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Ekinci, O., 1994. İstanbul'u Sarsan On Yıl, Anahtar Kitaplar, İstanbul.

Es, M. 2012. Kentsel Dönüşüm. Büyüteç Dergisi: Yalova Üniversitesi İİBF Ankara Sanayi Odası Yayın Organı. Temmuz / Ağustos.

Kasımoğlu, U., 2010. Kentsel Yenileme Uygulamalarının Çeşitli Boyutları İle İrdelenmesi ve Tarlabaşı Kentsel Yenileme Projesi Örneği, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Küçük, A. A., 2010. Küreselleşme ve Tarihi Alanlarda Dönüşüm: İstanbul - Tarlabaşı Örneği, Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Özden, P. P., 2006. Türkiye'de Kentsel Dönüşümün Uygulanabilirliği Üzerine Düşünceler. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, No: 35, s.215-233.

Sakızlıoğlu N. B., 2007. Tarlabaşı Kentsel Yenileme Politikalarının etkileri: Durum-İstanbul Yüksek Lisans Tezi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

Şahin, E., 2010. Kentsel Projelerde Çevresel Değerlendirme Araçları ve Maltepe Dragos Projesinde Leed Değerlendirmesi, Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, İstanbul.

Şahin N., 2009. Dönüşümün Tarihi

(http://www.dijimecmua.com/bursa-defteri/93/index/56463-kentsel-donusum-necatisahin-kentsel-donusumun-tarihi, 2009).

Uslu, A. ve Kiper T., 2006. Turizmin Kültürel Miras Üzerine Etkileri: Beypazarı/Ankara Örneğinde Yerel Halkın Farkındalığı. Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi 3 (3), Tekirdağ.

Ümit, A., 2016. Beyoğlu Rapsodisi Everest Yayınları, Roman Dizisi. İstanbul.

Yörükan, A., Yörükan, T., 2005. İnsanca Yaşamak İçin Şehir ve Konut Le Corbusierin Katkılarıyla, 1. Baskı .,Ankara.

Url 1. https://cdn.yesilgazete.org/wp-content/uploads/2017/03/tarlabaşı.jpg

Url 2. http://www.beyoglubuyukdonusum.com/tarlabasi/detay/Tarihce/48/181/0

Url 3. http://www.beyoglubuyukdonusum.com/tarlabasi/detay/Haritalar/56/190/0#prettyPhoto

Url 4. http://www.beyoglubuyukdonusum.com/tarlabasi/detay/Genel-Bakis/30/35/0

Url 5. https://yandex.com.tr/gorsel/search?text=tarlabaşı%20yenilem&img_url=https%3A%2F%2Flilimontistanbulrealestate.files.wordpress.com%2F2012%2F06%2Ftarlabasi_aci10_final_email_b.jpg&pos=2&rpt=simage&stype=image&lr=11508&noreask=1&source=wiz

Url 6 https://yandex.com.tr/gorsel/search?img_url=http%3A%2F%2Fwww.evalalim.com%2FUpload%2FPost%2F2471%2Ftarlabasi_original.jpg&p=2&text=tarlabaşı%20yenilem&noreask=1&pos=65&rpt=simage&lr=11508

Url 7. https://yandex.com.tr/gorsel/search?img_url=http%3A%2F%2Fmulksuzlestirme.org%2Fprojeler%2Fimg%2FTarlabasiDonusum.jpg&p=2&text=tarlabaşı%20yenilem&noreask=1&pos=74&rpt=simage&lr=11508

 

 

Tarlabaşı implementation project has been transformed from urban transformation to urban repel project. Contrary to the nature of the transformation, it is often wrong to apply one and the same solutions to the different problems of the cities. This will be an urban space that will be exposed to extinction in search of urban identity. What is important here is the necessity of preserving and healing historical, cultural, natural, social building and having an understanding that can benefit all segments of the society.


 

Toplam 0 Yorum

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.

Yorum Yaz