Ülkemizde hızlı nüfus artışı ve kırdan kente göçlerin her geçen gün artması, çarpık kentleşme olgusunu ortaya çıkarmış, çarpık kentleşme de çevrede insanca yaşamaya olanak tanımayan ilkel yerleşimlerin kenti kuşatmasına, merkezde ise var olan dokunun zedelenmesine, tarihsel, kültürel ve doğal değerlerin yok olmasına ve bunların sonucu olarak, yaşam kalitesinin gittikçe azalmasına neden olmuştur (Marans,2003). Günümüzde yapılan son araştırmalar, özellikle de gelişmiş ülkelerde nüfusun büyük çoğunluğunun kentlerde yaşadığını ortaya koymuştur. Bu durum kentsel alanlardaki doğal kaynaklar üzerindeki baskıyı arttırmış, doğal çevrenin zarar görmesine sebep olmuştur. Bunların önüne geçmek ve kentlerde sağlıklı yaşam alanları oluşturmak için sürdürülebilir kentleşmenin sağlanması önem taşımaktadır.

Bu bağlamda, “sürdürülebilirlik” (sustainability), gelişmiş Batı ülkelerinin çoğunda ülke yönetiminin kent planlama sistemine yaklaşımını belirleyen anahtar kavram olarak, ekonomik, çevresel ve toplumsal gereksinmelerin, gelecek kuşakların yaşam koşullarına zarar vermeden karşılanmasını hedefleyen bir dünya görüşü olarak yerini almıştır. (Disart,2000) Sürdürülebilirlik, gelişmiş bir çevrenin hedeflerine ulaşmaya yönlenen, küresel politik alanda şekillenen bir kavram olup, gerçekleştirilmesi gereken bir koşuldur. Kentsel sürdürülebilirlik söz konusu olduğunda, kentin kaynak kullanımının ve katı atıklarının azalması, yaşanılabilirliğinin ise artması hedefine odaklanan bir yerleşim düşüncesi egemendir. Buna bağlı olarak sürdürülebilirlik, doğal kaynakları tüketmeden, gelecek kuşakların gereksinimlerini ellerinden almadan, ekonomi ve ekosistem arasındaki dengeyi koruyarak gelişmek olarak ifade edilebilir. Yani sürdürülebilirlik, doğayı korumayı hedef alır ve koruma-kullanma dengesinin kurulmasını zorunlu kılar.

Buradan hareketle, sürdürülebilir kentlerin oluşturulmasında koruma-kullanma dengesinin uygulanması önem taşımaktadır. Kentlerde bu dengeyi sağlayan en önemli unsur da yerel yönetimlerdir. Kentsel alanlardaki açık ve yeşil alanların peyzaj tasarımları, belediyeler tarafından yapılmaktadır. Bu nedenle belediyelerin açık ve yeşil alanlardaki uygulamaları sürdürülebilirlik açısından büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada İstanbul’un genç belediyelerinden biri olan Ataşehir Belediyesinin sürdürülebilir peyzaj tasarımlarını nasıl uyguladığı mercek altına alınmış ve bu uygulamaların örnek teşkil etmesi amaçlanmıştır

Kent İçi Sürdürülebilir Tasarımlar

Ataşehir Belediyesi, 2008 yılında ilçe statüsüne kavuşmuş olup, güneyinde Maltepe, batısında Kadıköy, kuzeybatısında Üsküdar, kuzeyinde Ümraniye, kuzeydoğusunda Çekmeköy ve doğusunda Sancaktepe bulunmaktadır. İlçe 25,84 kilometrekare, nüfusu 422.513 olup sınırları dahilinde toplam 17 mahalle vardır. Bu mahallelerde toplam 232 park ve bu parklardan oluşan 884.211,78 m2lik yeşil alan mevcuttur.

Ataşehir Belediyesinin park alanlarının peyzaj projeleri belediye personeli tarafından tasarlanmakta, tasarım aşamasında doğal yapıya zarar vermeyen, topoğrafik yapıya uygun ekolojik tasarımlar yapılmakta ve yapısal uygulamalarda doğal malzemeler, bitkisel uygulamalarda da doğal bitkiler kullanılmasına özen gösterilmektedir. Parklarda en önemli yapısal uygulamalar pergole ve havuzlar olup, genellikle doğayla uyumlu doğal havuzlar tercih edilmektedir. Bu havuzlar, alanın eğimine bağlı olarak genellikle kaskatlı ve malzeme olarak da doğal taşlar tercih edilmektedir (Şekil 1). Havuzların etrafı, hem çocukların havuza düşmelerini engellemek hem de estetik bir görünüm kazandırmak için doğal bitkiler ile bitkilendirilmiştir.

Şekil 1. Mimar Sinan Parkı havuzundan görünüm

Ataşehir belediyesi açık ve yeşil alanlarında genellikle bölgeye uygun doğal bitkiler tercih edilmektedir. Bitki seçiminde uygulama yapılacak bölgenin ve yörenin doğal bitkilerinin kullanılması son derece önemlidir. Bir peyzaj alanındaki bitkiler, sert geçen kış aylarını kış rüzgârlarından ve sıcak geçen yaz aylarında da yakıcı yaz güneşinden koruyabilir. Böylelikle binaların dış cephelerinde yalıtım görevi yaparak, biyokonfor için harcanan enerji miktarını azaltmaktadır. Alpay ve ark, (2013), bir alanda tamamen güneş ışınlarının etkisinde kalan beton yüzeyin sıcaklığının 42 oC, çim yüzeyin 36 oC olduğunu, aynı alanda gölgede yapılan ölçümlerde ise beton yüzeyin 38 oC, çim yüzeyin sıcaklığının ise 34 oC ye kadar düştüğünü tespit etmişlerdir. Doğal bitkiler, adaptasyonları kolay olmaları, sulama ihtiyaçlarının olmaması gibi sebeplerden dolayı avantaj sağlamaktadır. Böylelikle, hem çevreyi koruma hem de bakım ihtiyacının az olması nedeniyle maliyeti azalttıkları için tercih edilmelidirler. Bu şekilde kentlerdeki açık ve yeşil alanların sürdürülebilirliği de sağlanmış olmaktadır. Bu bağlamda Ataşehir Belediyesi de sürdürülebilir kentler oluşturmak adına kent içi açık ve yeşil alanlarda Şekil 2, Şekil 3 te de görüldüğü gibi çınar, çam, defne, zeytin gibi doğal bitkiler yaygın olarak kullanılmıştır.

Şekil 2. Parklarda kullanılan çam ve çınardan görünüm

Şekil 3. Açık ve yeşil alanlarda kullanılan doğal ağaçlardan görünüm.

Açık ve yeşil alanlarda çimin kullanımının zorunlu olduğu yerlerde çim kullanılmış olup, ancak sürdürülebilir peyzaj tasarımları için sulama, biçme gibi bakım ihtiyacı az olan çalı formundaki bitkiler de bir çok alanda yer örtücü olarak kullanılmıştır (Şekil 4, Şekil 5). 

Şekil 4. Parklarda kullanılan yerörtücülerden görünüm

Şekil 5. Yer ötücü bitki olarak kullanılan çalılar

Kent içi açık ve yeşil alanlarda kullanılan bitkilerin sulama ihtiyacının fazla olması, sürdürülebilir kentler için istenmeyen bir olaydır. Bu doğrultuda Ataşehir Belediyesi bir proje kapsamında yeşil alanlarda akıllı sulama sistemi geliştirmiş ve bütün yeşil alanlarına bunu uygulayacaktır. Bu kapsamda yeşil alanlara sensörlü sulama sistemi kurulacak olup, bitkilerin sulanmasında rüzgarın ve nem kaybının en az olacağı saatlerde sulama sistemi devreye girecek ve bitkinin ihtiyacı kadar sulama yapılınca da sistem otomatik olarak kendini kapatacaktır. Bu sulama sitemi ayrıca, sulama esnasında yağmurun yağmaya başlamasıyla kendini otomatik olarak devre dışı bırakacaktır.

Kent içindeki açık ve yeşil alanlarda donatı elemanı olarak genellikle ahşap gibi doğal malzemeler tercih edilmektedir. Bu tür malzeme seçimi son derece önemli olup, geri dönüşümü kolay, pestisit kullanımını azaltma, yağmur suyu kazanımı ve korunması, yaşam kaynaklı atık ve kirliliği önleme özellikleri olmalıdır (Şekil 6). Yapısal malzemelerin bu şekilde olması, kentsel alanlardaki açık ve yeşil alanların sürdürülebilirliğine katkı sağlamaktadır.

Şekil 6. Doğal malzemelerden yapılmış çöp kutusu

Ataşehir’deki yeşil alanlarda aydınlatma elemanı olarak yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olan güneş enerjisi kullanılarak sürdürülebilir tasarımlara örnek oluşturmaktadır. Şekil 7’de parkta kullanılan güneş panelli aydınlatma elemanı görülmektedir.

Şekil 7. Güneş panelli aydınlatma elemanı

Ataşehir Belediyesi, geri dönüşümü desteklediğinden dolayı açık ve yeşil alandaki birçok noktaya geri dönüşüm kutuları yerleştirmiştir. Atık pil, kullanılmayan elektronik eşya, kullanılmayan tekstil atık, cam, atık kağıt, atık yağ gibi geri dönüşümü mümkün olan pekçok malzemeyi toplayıp geri dönüşümünü sağlamaktadır (Şekil 8).  

Şekil 8. Parka yerleştirilen geri dönüşüm kutusu.

Sonuç

Günümüzün en önemli sorunların biri olan küresel ısınmanın bir sonucu olan iklim değişikliği, beraberinde çölleşme başta olmak üzere birçok çevre sorununa sebebiyet vermiştir. Bu nedenle özellikle kentsel alanlarda sürdürülebilir peyzaj tasarımları ancak doğal yapıya zarar vermeyen tasarımların oluşturulması, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılması, doğal malzemelerden oluşan donatı elemanları ve doğal bitki örtüsü elemanlarının kullanımı ile mümkün olmaktadır. Ataşehir Belediyesi de sürdürülebilirliği hedef almış ve açık ve yeşil alanların tasarımında koruma-kullanma dengesini göz önünde bulundurarak sürdürülebilir kentsel alan yaratılmasına katkı sağlamıştır.

KAYNAKLAR

Alpay, C. O., Kalaycı, A., & Birişçi, T. (2013). Ekolojik tasarım kriterlerine göre kent parkı iyileştirme modeli: İzmir kültürpark örneği.

Marans, R. W. (2003). Understanding environmental quality through quality of life studies: the 2001 DAS and its use of subjective and objective indicators. Landscape and Urban Planning65(1-2), 73-83.

Oktay, D. 2001b, “Kentsel Tasarımın Kuramsal Çerçevesine Güncel Bir Bakış: Kentlerimiz, Yaşam Kalitesi ve Sürdürülebilirlik”, Mimarlık, Sayı: 302, ss.45-49.

 

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz