Doç. Dr. Sima Pouya, Yüksek Lisans Öğrencisi Özdegül Açıkgöz

 

Bahçelerin iyileştirici etkisinin Asya, Yunan ve Roma kültürlerine dayandığı döneme ait el yazmaları ile kanıtlanmaktadır. Tarih boyunca insanoğlunun doğayla hep iç içe olduğu görülmektedir. Tanrılarının hastalara yardım etmesi için Çinlilerin iyileştirici tapınaklar inşa ettikleri, daha sonra da insanların ibadet etmek, misafir olarak kalmak, canlanmak ve iyileşmek için bu tapınaklara gittikleri bilinmektedir. Hristiyan, Musevi ve İslam dinlerinde cennetin bahçe olarak tanımlanması, Buda inancında ağaçlara duyulan derin saygı ya da ateistlerin doğanın gücüne olan saygıları, insanların doğa ile iletişim kurmalarının inancını göstermektedir. Geçmişten bu yana bahçelerin, insanlık tarihindeki rolü ve işlevi farklılık göstermiştir. Kültür, o bölgenin değerlerini kurarken değerler de döneminin mimari formunu yaratmıştır. Tarihte tıbbi aromatik bitkilerle desteklenen Ortaçağ’daki manastır bahçeleri, Avrupa’da iyileştirme bahçelerinin ilk örnekleri olarak gösterilmektedir. Eski Türklerin, bir avlu etrafında bulunan odalar, açık avlularda bitkilerle yapılan rehabilitasyon ve müzik terapileri ile tedavi biçimi eskilere dayandığı literatürden elde edilmiştir.

18. yüzyılda inşa edilen hastaneler hem Avrupa’da hem de Amerika’da ‘blok’ tip olarak bilinen tekli yoğun yapılardı. Bu tarihlerde doktorlar sağlık bilimini hastane yapısına taşımak için bir girişimde bulunmuşlardır ve iç avlulu, kare planlı ve blok hastaneyi eleştirmiş ve bu formun havalandırmaya engel olduğunu bildirmişlerdir.

Foto:1 17-18 yy.: Büyük kurum hastanelerin dönemi

Karşılıklı havalandırma, temiz hava, doğal ışık ve hastane binalarının güneş ve rüzgara göre yapılmasının gerektiğini ortaya koymuşlardır. 19. yüzyılın ikinci yarısında doktorlar, ‘pavyon’ planını ve bu plan tipine ait tasarım ilkelerini ortaya koymuşlardır. Bu plan tipinde hastane binası, dış koridorlarla bağlanan, birçok bağımsız bölüme ayrılan çoklu ünitelere dönüşmüştür.

20. yüzyılın başlarında, hastaların temiz hava ve gün ışığı alabilmeleri için çatılara ve verandalara ihtiyacı olduğu anlaşılmış. Ancak 20. yüzyılın sonlarına doğru pavyon hastanelerin yerlerine acil tedavi hastaneleri olarak bilinen kompleks, modern, çok katlı binalara ağırlık verilmeye başlanmıştır.

Foto: 1-2   19- 20. yüzyılın başlarında, Florence Nightingale, kamu sağlığına yönelik Temiz hava, güneş ışığı ve doğa manzarası sunan Pavyon tipli Hastanesi.

Bitkisel terapi alanının öncülerinden olan F.C. Menninger hastaların tedavisinde bahçe programlarının ve doğal özelliklerin kullanılması gerektiğini vurgulamıştır. 1950’lerde II. Dünya Savaşı’ndan sonra rehabilitasyon talebi artmış, tıbbi rehabilitasyon biçimi gündeme gelmeye başlamıştır. Bu tarihlerde rehabilitasyon merkezlerinde terapi amacı olarak doğal elemanlar kullanılmaya başlanmıştır. 1957’de rehabilitasyon planlarında bahçenin terapik değeri anlaşılmaya başlanmış ve bu alanlar tanımlanmaya çalışılmıştır.

Foto: 4 20. yüzyıl, Uluslararası üslubun lehine ortaya çıkan Neo-klasik üslubu, verimliliğe önem veren yüksek binalar yapılmış ve açık alanlar arabalara ve otoparklara yer vermiştir (Nebraska Metodist Hastanesi, Omaha, Nebraska, ABD).

Sonra bu bahçeler zamanla hobi bahçesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin İngiltere’deki Mary Marlborough Lodge’deki terapi bahçesi başlangıçta 5-12 yaş tekerlekli sandalye kullanan çocukların rahatlamaları amacıyla kullanılırken zamanla çocukların hobi alanı olma özelliği göstermiştir.

1980’lerde bitkisel terapi tıp biliminde yaygınlaşmış ve doğayla ilgili bütün aktiviteler ve tedavide bahçeyi de kullanma fikri bu tarihlerde görülmeye başlanmıştır. İnsanların doğal alanlarda zaman geçirmelerinin onların ruh hallerine olumlu yönde katkı sağladığı gerçeğini birçok bilim adamı çalışmalarıyla ortaya koymuştur. Lady Allen, Londra civarında oturan ve 2. Dünya Savaşı’ndaki bombalar ve patlamalar yüzünden travma geçiren aileler için benzer hizmetler sunmak amacıyla böyle bir program hazırlamıştır. 1970’lerin başında Londra’da özel ihtiyaçları olan çocukların sağlığını desteklemek için oyun profesyonellerinin çalışmasıyla ve HAPA olarak bilinen Engelli Macera Oyun Yeri Derneği’nin kurulmasıyla bu hareket devam etmiştir. Benzer bir durum at biniciliği aktivitesini içerin çiftlikleri etkilemiş ve böylece, çiftliklerin çoğu terapi hizmeti vermeye başlamıştır.

Lindheim’in 1972 yılında sağlıklı hizmet tasarımı üzerine yaptığı yazılı araştırmasında, tıbbi alanda çocuklar için iyileştirme bahçelerinin çok önemli bir gelişme aracı olduğunu göstermiştir. 1987 yılında Olds ve Daniel, çocuk hastaneleri için tasarım kılavuzu hazırlayarak çocuklar için oyunlarının, dışarıdaki çevrenin ve doğa deneyimlerinin önemine vurgu yapmıştır. On yıl sonra, çocuklar ve aileler için sağlık hizmetlerini kapsamlı olarak ele aldığı yazısında Shepley (1998), çocukların dışarıdaki oyun sahasının sağlıklı hizmet etmediğini belirtmiş ve “iyileştirme faaliyeti” olarak adlandırdığı oyunun önemini vurgulamıştır.

Doğal çevrenin önemi, Roger Ulrich’in yaptığı araştırmalarda; 1979’da “Visual Landscapes and Psychological Well Being”, 1981’de “Natural Versus Urban Scenes”, 1984’te “View through a Window May Influence Recovery from Surgery” vb. yayınları ile anlaşılabilmektedir. Ulrich, ek olarak 1991, 1992, 1999, 2002 yıllarında yaptığı çalışmalarla önemli katkılar sağlamıştır. Urich’e göre doğayı izlemek veya içinde olmak fizyolojik ve psikolojik açısından olumlu değişikliklere neden oluyor, beden/zihin, denge durumunu iyileştirip ve sağlık durumuna katkıda bulunur. Bu çalışmaları Kaplan ve Kaplan’ın 1989’da “The Experience of Nature. A Psychological Perspective”, 2001’de “The Nature of The View from Home Psychological Benefits”, 1998’de “With People in Mind” vb. yayınları desteklemiştir.

Marcus ve Barnes’in 1995’te yayınladığı “Gardens in Healthcare Facilities: Uses, Therapeutic Benefits and Design Recommendations” ile 1999’da yayınladığı “Healing Gardens: Therapeutic Benefits and Design Recommendations” kitaplarıyla bu alanda yapılacak olan çalışmaların temelini oluşturmuştur. Yazarlar yayınlarında iyileştirme bahçelerini farklı yaklaşımlarla ele alarak farklı bakış açıları kazandırmışlardır. Bu yıllarda hastane personeli, kullanılabilir açık alanlar için çalışmaya başladılar, peyzaj mimarı ile bahçecilik terapisti, beraber çalışarak, hastanedeki donuk, işe yaramaz alanı fizik tedavi, konuşma ve bahçecilik terapisi için canlı bahçeye dönüştürdüler. Marcus ve Barnes (1999) hastane bahçelerinin tedavi etme sürecini desteklediğini, stresi azaltmaktan, ölümle yaşam arasındaki perspektifi kavramaya kadar birçok fonksiyonu üstlendiğini ileri sürmüşlerdir. Ancak, hastane binalarının çevresinde bulunan bahçelerin açık alan terapi üniteleri şeklinde düzenlenmesi ve kullanılması gerektiğini aksi taktirde kullanıcılar üzerinde terapi açısından katkı sağlamayacağını ortaya koymuşlardır.

Clare Cooper Marcus’un (2007) bu yıllarda yaptığı bir araştırma sonucunda araştırmaya katılımcıların her ne kadar yaşları, yerleşim yerleri ve hastalıkları farklılık gösterse de sağlık kuruluşlarının içinde ve dışında yapılan tasarımlarda doğayla iç içe olmak istedikleri kanıtlamıştır. Aynı çalışmada doğayla ve doğal elemanlarla birlikte olmanın sağladığı en kuvvetli hissin rahatlama ve sakinleşme hissini belgelenmiştir.

1994 yılında ABD'de hastane dış mekânının ilk kullanım sonrası değerlendirme çalışması ve San Francisco Körfezi'ndeki 4 hastane bahçesinin görsel analizi, davranış haritalaması ve görüşmeleri yapıldı. Marcus’un yaptığı bu araştırmada ilk sistematik kullanım sonrası değerlendirme yönteminin olduğunu ve daha sonraki çalışmalara da temel oluşturduğu söylemektedir. Böylelikle, hastane bahçelerinin stres ve endişenin azalmasını sağladığını ve vücuttaki bağışıklık sisteminin kuvvetlendirdiği gerçeği ortaya çıkmıştır.

 

Foto: 6-7 Hasta merkezli sağlık kurumları (Scripps Mercy Hospital, San Diego, California)

Foto: 12-15 1990 yılında- hasta merkezi düşüncesi sonucu hastane bahçelerinde değişikler ortaya çıktı.(Good samaritan hastanesi, Portland Oregon)

Foto: 5-  1990 yılından sonra hastanın ihtiyaçları için daha fazla endişe duymak ve hasta merkezli hastaneler çoğalmaya başladı (Monterey Community Hospital, Monterey, California, San Diego Çocuk Hastanesi, San Diego, California)

 

Foto :8 Kullanım sonrası değerlendirmesi yapılan ilk hastanelerden (Çatı bahçesi, Alta Bates Hastanesi, Berkeley, California- Kaiser Permanente hastanesi Walnut Creek, California).

Alternatif ve bütünleyici tedaviye olan ilginin artması, hastanelerin fiziksel olarak fonksiyonel ve hasta merkezli ve psikolojik olarak ise destekleyici olması gerekliliğinin fark edilmesi; gürültü, sıcaklık, ışık vb. çevresel faktörlerin hastanın sağlık sonuçlarına olan etkisinin kanıtlanması gibi etkenler iyileştirme bahçelerine olan önemi arttırmıştır. 2000’li yıllara doğru ev ve hastanelerde iyileştirme alanları yaratmak adına dış mekân tasarımlarına ilişkin kitaplar yayınlanmaya başlamış, ASLA (American Society of Landscape Architects) yıllık konferanslarında iyileştirme bahçelerine ilişkin oturumlar düzenlemiştir. 1999 yılında Minnesota Üniversitesi’nin ilk defa alternatif iyileşme yöntemleri derslerini vermeye başladığı ve 2005’li yıllarda da çoğu Amerikan tıp okullarının bu dersleri kapsadıkları bilinmektedir. 2003 yılında Chicago Botanik Bahçesi Okulu bu kapsamda Amerika’da ilk dersini vermeye başlayarak iyileştirme bahçelerinin tasarımı konusunda ilerlemek isteyen peyzaj mimarlarını yetiştirmeye başlamış (Marcus, 2007) ve hatta 2006 yılında engellilere yönelik tasarımlarıyla ödül almıştır (Uslu ve Shakouri, 2012). Böylelikle sağlık kurumlarında iyileştirme bahçelerinin tasarlanmasının ne kadar önemli ve gerekli olduğu ortaya çıkmıştır.

Foto: 9-14 Hastane bahçelerinin tasarım yönergesi 1999 yılında yayınlandı

 

Kaynakça

Marcus, C. C. (2007). Healing Gardens In Hospitals. Interdisciplinary Design and Research e-Journal1(1), 1-27.

Pouya, S., Bayramoğlu, E., Demirel, Ö. (2015). Şifa bahçesi tasarım yöntemlerinin araştırılması. Kastamonu Üni., Orman Fakültesi Dergisi15(1), 15-25.

Pouya, S., Demir, S. (2016). Doğal Alanların Rehabilitasyon ve İyileştirme Etkisinin Değerlendirilmesi: Eymir Gölü, Ankara Örneği. Uluslararası Bilimsel Araştırmalar Dergisi (IBAD)3(2), 664-674.

Pouya, S., Demirel, Ö., (2015). What Is A Healing Garden. Mediterranean Agricultural Sciences28(1), 5-10.

Pouya, S., Bayramoğlu, E., Demirel, Ö. (2016). Restorative Garden As An Useful Way To Relieve Stress In Megacities, A Case Study In Istanbul. İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi6(13).

Pouya, S., Bayramoğlu, E., Demirel, Ö. (2016). Doğa ile Uyumlu Fiziksel Engelli Çocuk Oyun Alanları. Mimarlık Bilimleri ve Uygulamaları Dergisi (MBUD)1(1), 51-60.

Pouya, S., Demirel, Ö. (2017). Hospital Rooftop Garden. Anadolu Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi7(1), 150-167.

Pouya, S., Bayramoğlu, E., & Demirel, Ö. (2017). The Importance Of School Garden For Students Wıth Orthopedıc Dısabılıtıes. Journal of International Social Research10(53).

Pouya, S. (2018). The İmportance Of Horticulture Therapy And Gardening For Older Adults İn Nursing Home. Sanat ve Tasarım Dergisi8(2), 146-166.

Pouya, S., Demir, S. (2017). Peyzaj Mimarlığında Tıbbi ve Aromatik Bitkilerin Kullanımı. Journal of International Social Research10(54).

Pouya, S. (2017). Mega Kentlerde iyileştirme bahçeleri, Tahran Örneği. Kent Akademisi10(30), 139-156.

Pouya, S., Demirel, Ö. (2018). Positive Health Effects of The Natural Environment On Children With Disability. Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tarım ve Doğa Dergisi21(5), 786-799.

Pouya, S., Demirel, Ö., Pouya, S. (2018). Evaluating the playground: Focus group interviews with families of disabled children. A| Z ITU Journal of the Faculty of Architecture15(2), 137-146.

Pouya, S., Demirel, O. (2019). Ortopedik engelli çocukların iyileştirilmelerine yönelik planlama yaklaşımı: ODTU Eymir Gölü örneği (Ankara). Forestist69(1), 11-22.

 

 

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz