Güle gönül verenler için gül, “en çok sevilenden” yansımalar taşıdığı için güzeldir. Bu nedenle; gül dikeni bile hoş gösterendir.

Çiçeklerin sultanı “Gül”; sevgi ve aşkın ifadesi, güzellik ve zarafetin sembolü, sanatın ilham kaynağıdır. Tarihimizde ve kültürümüzde özel önemi ve yeri olan gül, sadece şehirlerimizi ve bahçelerimizi süsleyen bitkiler olmaktan ziyade, hayatın her anına damgasına vuran müstesna bir sembol olarak yerini almıştır.

Gülün tarihi çok eski zamanlara dayanmaktadır. Oligosen devri fosillerine göre, 35 milyon yıldan beri dünya üzerinde Rosa cinsi mevcuttur (Testu, 1984; Baytop, 2001). Çin, Batı Asya ve Kuzey Afrika medeniyetleri tarafından binlerce yıldır yetiştirildiğine dair kanıtlar olan gülün, ilk yetiştiriciliğinin 5 bin yıl önce Çin’de başladığı düşünülmektedir (Gudin, 2003; Leus, 2005).

Güller; süs bitkileri sektörü yanında parfümeri, kozmetik, gıda ve tıbbi amaçlarla da kullanılmaktadır. 2019 yılında güllerin (saksı gülleri hariç) dünya dış ticaret hacmi yaklaşık 7 milyar 207 milyon dolar olup bunun yüzde 96’sını (6 milyar 917,5 milyon dolar) kesme güller, yüzde 4’ünü (289,5 milyon dolar) ise peyzaj gülleri oluşturmuştur. Dünyada saksılı iç mekân güllerin ticareti de son yıllarda hızla gelmektedir, ancak saksılı güllerin ticaretine yönelik kayıtlı veriler sınırlıdır. Peyzaj gülleri dünyada hemen hemen bütün ılıman iklim ve subtropikal iklim bölgelerinde ticari olarak üretilmektedir. 2019 yılında dünyada yaklaşık 154 milyon dolar değerinde peyzaj gülü ihraç edilirken, aynı yılda 135,5 milyon dolar değerinde peyzaj gülü ithal edilmiştir. (Kazaz, 2018; Anonim, 2020).

Dünyada en önemli kokulu gül türlerinden biri yağ gülü (Rosa damascena Mill.) olup, bu türün uçucu yağından parfüm ve kozmetik endüstrisinde faydanılmaktadır. Çiçeklerinden gül yağı dışında el, yüz ve cilt bakım ürünleri (gülsuyu, krem, tonic, peeling, maske, losyon, vazelin, aseton vb.) ve gıda ürünleri (lokum, reçel, şurup vb.) başta olmak üzere çok sayıda ürün elde edilmektedir. Dünyada gül yağı ve konkreti (katı gül yağı) üretiminde lider ülkeler Türkiye ve Bulgaristan’dır.

Güller, Rosa (family Rosaceae, subfamily Rosidae) cinsine ait uzun ömürlü, odunsu bitkilerdir. Rosa cinsi doğal olarak kuzey yarım kürede yayılış gösteren 130-200 yabani türü kapsamaktadır (Zlesak, 2007). Türkiye’de yayılış gösteren gül türlerinin sayısına yönelik farklı sayılar rapor edilmiştir. Bu alandaki son çalışmalardan biri olan, Özçelik ve ark. (2013) tarafından yapılan çalışmada ise, Türkiye’de Rosa (Eurosa) alt cinsine ait 44 adet, Hesperhodos alt cinsine ait 1 adet olmak üzere toplam 45 adet gül taksonun olduğu bildirilmiştir.

Ekonomik öneme sahip bitkilerde; genetik ve sitogenetik esaslardan yararlanarak bitkilerin genetik yapısının, yetiştirici ve tüketicilerin istekleri doğrultusunda planlı bir şekilde değiştirilmesine “bitki ıslahı” denir. Bitki ıslahının tarihsel süreci incelendiğinde; insanoğlunun gıda gereksiniminden dolayı beslenmede kullanılan bitkilerin öne çıktığı görülmektedir. Güller bitki ıslahındaki yenilebilir olmayan ilk tür olarak kabul edilir. Batıda 18. yy’dan beri yoğun bir şekilde ıslah çalışmalarının yapıldığının bilinmesine rağmen doğuda bu melezlemelerin tarihinin çok daha eskiye dayandığına yönelik ortak bir kabul vardır. Gül ıslahının ilk olarak Çin‘de MS 960-1279 yıllarında R. chinensis kullanılarak yapıldığı bildirilmektedir (Gudin, 2001). Gülde melezleme amaçlı ilk kayıtlara gül bahçelerinin oldukça popüler olduğu 19. yy başlarında rastlanılmaktadır (Gudin, 2001; Leus, 2005).

Günümüzde gül ıslah çalışmaları, uyguladıkları programları, genetik bilgileri saklı tutan, oldukça rekabetçi özel şirketler tarafından gerçekleştirilmektedir (de Vries & Dubois, 1996; Leus, 2005). Bu şirketlerden bazılarının 100 yılı aşan geçmişi bulunmaktadır. Bu şirketleri; Meilland International (Fransa), Kordes Rosen (Almanya), Rosen Tantau (Almanya), Nirp International (Fransa), Interplant Roses (Hollanda), Pheno-Geno (Hollanda) şeklinde örneklendirebiliriz.

Gül ıslahı; ıslahın ilk adımı olan melezlemeden, çeşidin geliştirilmesine kadar geçen ortalama 8-10 yıllık bir süreyi kapsamaktadır. Gül ıslahçısı, yüksek seviyede heterozigotluk, ploidi seviyelerinin farklılığı, tozlanmadan tohum çimlenmesine kadar generatif üretimin sorunları gibi birçok zorluğun üstesinden gelmek zorundadır. Güllerde yapılan melezlemelerde; erken embriyo aborsiyonu, zayıf tohum çimlenmesi, ikiden fazla kotiledon, zayıf gelişme, kloroz, cücelik, biçimsiz yapraklar ve çiçek açmaları gibi olumsuz simptomlar ve birtakım uyuşmazlıklar görülebilmektedir (Zlesak, 2007). Ploidi seviyesindeki farklılıklardan dolayı gül türlerinin sadece yüzde 5-10'unun ıslah programlarında kullanıldığı tahmin edilmektedir (Spethmann ve Feuerhahn, 2003). Modern güllerin çoğunluğu tetraploid olup, birçok ıslahçı tetraploid seviyedeki çeşitler ile çalışmayı tercih etmektedir (Krussmann, 1981). Tür çeşitliliği ve tür içi melezlemeler Rosa cinsindeki genetik ilişkileri, özellikle çeşitler için karmaşık hale getirmektedir (Vukosavljev, 2014; Leus ve ark., 2018).

Bahçe gülü ıslahında seleksiyon; ilk iki yıl serada, çok sayıda melez bitki arasından seleksiyonu ve sonraki yıllarda açık alan koşullarında ıslah amaçlarını ve bitki performanslarını temel alan seleksiyonu kapsayan iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada melez bitkilerin sayısını yüzde 95-98 azaltan negatif seleksiyon uygulanırken, ikinci aşamada deneme alanlarında istenilen özellik ve çevresel koşullara uyuma bağlı olarak fenotipik değerlendirme yapılmaktadır. Çeşit seçimi için yapılan nihai seleksiyon ile birlikte melez bitkilerin yaklaşık yüzde 0.1’lik kısmı çeşit olarak piyasaya sunulmaktadır (Vukosavljev, 2014).

Güllerde ıslah amaçları gül tipleri ve kullanım alanına (kesme gül, bahçe gülü, saksı gülü, endüstriyel gül) göre farklılık göstermektedir. Islah amaçlarını genellikle üretici ve tüketicilerin talepleri belirlemektedir. Bitki özelliklerinin her biri ise gül üretici ve tüketicilerinin satın alma tercihlerine farklı oranlarda yansımaktadır. Bahçe güllerinde başlıca ıslah amaçları arasında; koku, çiçek rengi, çiçek şekli, çiçek büyüklüğü, çiçek tipi (yalınkat/katmerli), petal sayısı, tekrarlamalı çiçeklenme, yaprak rengi ve formu, çiçek sapı (boyun) yapısı, dikenlilik (sürgünde ve yaprak sapında) ve büyüme şekli yer almaktadır (Zlesak ve ark., 2013; Waliczek ve ark., 2015).

Son yıllarda güllerin özellikle şehir peyzajında kullanımındaki artışa paralel olarak ülkemizde dış mekân gül üretim alanları da hızlı bir şekilde artmıştır. Ülkemiz adına kayıtlı çeşitlerin olmaması, üreticilerin lisans ücreti (Royalty) ödeyerek yurt dışındaki firmalardan üretim haklarını satın almasına, üretim materyalini ithal etmesine ya da yasal olmayan (izinsiz çoğaltım) yollara başvurmasına neden olmaktadır. Dışa bağımlılığın aşılması için yeni çeşitlerin elde edilmesine yönelik ıslah çalışmalarına ihtiyaç vardır. Marka ve patent gibi fikri mülkiyet kavramlarıyla birlikte ıslahçı hakları gibi konuların yoğun şekilde gündemde olduğu günümüzde, ülkemiz süs bitkileri sektörüne çok acil olarak milli gül çeşitlerinin dahil olması gerekmektedir. Söz konusu yasalar ile birlikte pazarda oluşacak tescilli çeşit sıkıntısının problemsiz aşılması için yerli çeşit geliştirmeye yönelik çalışmalara öncelik verilmelidir.

Ülkemizde süs bitkileri sektörünün genel bir sorunu olan, üretim materyali kullanımı bakımından sektörün dışa bağımlı olması gül için de fazlasıyla geçerli bir problemdir. Bu bağımlılığı aşmak, İstanbul başta olmak üzere ülkemizin her bir köşesinde milli gül çeşitlerini görmek için “Yeni Gül Çeşitlerinin Geliştirilmesi” isimli entegre proje kapsamında, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından 2013 yılında “Melezleme Yoluyla Dış Mekân Yeni Gül Çeşitlerinin Geliştirilmesi” isimli proje hayata geçirilmiştir. Söz konusu proje Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından desteklenmiştir. Proje, ülkemizin en büyük gül üreticisi ve kullanıcısı olan İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş tarafından da desteklenmektedir.

Bu proje ile dünya ve ülkemiz süs bitkileri ticaretinde önemli bir paya sahip dış mekân gül yetiştiriciliğinde yetiştirici ve tüketici taleplerini karşılayabilecek, iç ve dış piyasada rekabet edilebilecek milli dış mekân gül çeşitlerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Geliştirilecek yeni çeşitler ile dışa bağımlılığın azaltılmasına, hatta bu çeşitlerin ihraç edilerek süs bitkileri ihracatına, dolayısıyla ülke ekonomisine katkı sağlanması hedeflenmektedir.

Proje kapsamında şu ana kadar, yaklaşık 10 bin çiçekte melezleme yapılmış ve 100 bin melez tohum elde edilmiştir.  Yaklaşık 20 bin F1 gül bitkisi içerisinden negatif seleksiyon yoluyla bunların büyük bir kısmı elenmiş ve yaklaşık 1800 genotip seçilerek bir sonraki seleksiyon aşamasına alınmıştır. İkinci aşamada; seçilen genotipler “R. corymbifera 'Laxa‘ anacı üzerine aşılanarak çoğaltılmış ve deneme alanlarında bazı genotipler üzerinde; istenilen özellik (ıslah amaçları) ve çevresel koşullara uyuma bağlı olarak fenotipik değerlendirmeler devam etmektedir.

Gül ıslahı çalışmaları; iyi derecede genetik ve yetiştiricilik bilgisi, aynı zamanda yoğun emek ve işgücü gerektiren, 8-10 yılı bulabilen uzun bir süreçtir. 2013 yılında başlattığımız çalışmaların neticeleri yeni yeni alınmaya başlanıldı. Geliştirdiğimiz ilk çeşitlerden, şehir peyzajında kullanıma uygun “GÜLBAĞ 1071”, 2020 yılı sonu itibariyle tescil edilerek, ülkemizin ilk yerli ve milli gül çeşidi olmuştur. 2020 yılında GÜLBAĞ 1071’ in yanısıra; “Güneş 1919”, “Kurtuluş 77” ve “Gonca 1961” isimleriyle 3 gül çeşidi için daha tescil başvurusu yapılmış ve 2021 yılında tescil edilmesi beklenilmektedir. Tescil işlemleri tamamlanan GÜLBAĞ 1071; çalı büyüme tipinde, yarı dik gelişen, orta büyüklükte yeşil ve parlak yapraklara sahip, yan dallarında çok sayıda ve uzun süre çiçeklenme özelliğine sahip, katmerli ve pembe çiçek rengiyle kent peyzajında ve ev bahçelerinde kullanımına uygun bir gül çeşididir.

Türkiye’nin “İlk Yerli ve Milli Gül Çeşidi GÜLBAĞ 1071” in üretim ve pazarlama hakkı ihalesi Nisan ayı içerisinde yapılmış ve 10 yıl süresince çeşidin üretim ve pazarlama hakkı İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş’ ye devredilmiştir. Enstitümüzde kamu özel sektör iş birliği ile yürütülen proje kapsamında, milli gül çeşitlerimizin süs bitkileri sektörü vasıtasıyla ekonomiye kazandırılması için çalışmalara devam edilmektedir. Proje kapsamında seçilen çeşit adaylarının, morfolojik tanımlamalarının yanı sıra DNA parmak izleri çıkarılarak, çeşit adayları moleküler düzeyde de tanımlanacaktır. Böylece çeşit patent haklarının elde edilmesi ve ıslahçı haklarının korunması sağlanacaktır.

Ülkemizde süs bitkileri ıslahı alanındaki başarılı proje örneklerinin sayısı; özel sektör, üniversite ve kamu araştırma kurumlarının ortak ve eş güdümlü çalışmaları, ıslah ve çeşit geliştirmede önceliklerin ve stratejilerin birlikte belirlenmesi ile mümkün olabilir. İş birliği halinde yürütülen çalışmalar ile yakın zamanda yurdun dört bir yanında yerli ve milli gül çeşitlerini göreceğimizi ve bu çeşitler ile kentlerimizin daha da renkleneceğini ve güzelleşeceğini ümit ediyorum.

"Çalışmada emeği geçen kurumlara, kurumların yönetici ve çalışanlarına, özveriyle çalışan proje ekibine teşekkür ederim."

 

KAYNAKLAR
Anonim (2020). International Trade Center. Trade statistics for international business development. https://www.trademap.org.
Baytop T (2001). Türkiye’de Eski Bahçe Gülleri. T.C. Kültur ve Turizm Bakanlığı Geleneksel El Sanatları, ISBN-13: 978-9751727121, 149s.
de Vries DP, Dubois LAM (1996). Rose breeding: past, present, prospects. Acta Horticulturae, 424: 241-248.
Gudin S (2001). Rose breeding technologies. Acta Horticulturae. 547: 23-33.
Gudin S (2003). Breeding / Overwiew. In: Encyclopedia of rose science. Roberts A.V., Debener T. & Gudin S. (Eds.) Elsevier, Academic Press, Oxford.
Kazaz S (2018). Çiçeklerin Kraliçesi: Güller. Plant Peyzaj ve Süs Bitkiciliği Dergisi, Yıl: 8, Sayı: 28-29, Haziran-Kasım 2018, s: 30-40.
Krussmann G (1981). The Complete Book of Roses, Timber Press, Portland, Oregon.
Leus L (2005). Resistance breeding for powdery mildew (Podosphaera pannosa) and black spot (Diplocarpon rosae) in roses. PhD. Thesis, Faculty of Bioscience Engineering, Ghent University.
Spethmann W, Feuerhahn B (2003). Species Crosses.  In: AV Roberts, T Debener, S Gudin, eds. Encyclopedia of Rose Science, Volume 1. Elsevier pp 299-312. Svejda F. (1979). Inheritance of winterhardiness in roses. Euphytica, 28:309–314
Testu C (1984). Les roses anciennes, Paris.
Vukosavljev M (2014). Towards marker assisted breeding in garden roses: from marker development to QTL detection. PhD Dissertation, Wageningen University
Zlesak DC (2007).  Rosa x hybrida N.O. Anderson (ed.), Flower Breeding and Genetics, 695–740. 2007 Springer.
Zlesak DC, Harp D,  Zuzek K, Sloan J, Owings A, George S (2013). Earth-Kind® Rose Trialing: and international model for the identification of regionallyadapted landscape roses. Acta Horticulturae, 1064, 123-129, ISHS. (abstract).
Waliczek, TM, Byrne DH, Holeman D (2015). Growers and consumers knowledge, attitudes and opinions regarding roses available for purchase. Acta Horticulturae. DOI: 10.17660/ActaHortic.2015.1064.26.

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Sexavet Rzayev24 Eylül 2021, Cuma - 00.10

Salam aleykum ben Azerbaycan Baku den yaziyorum sizinle nasil calismaq olar benim.bakude 2 tane cicekci dukanim var