1991 yılında kazandığım Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü’nden 1995 yılında Ziraat mühendisi unvanı ile mezun oldum. Yüksek Lisans ve Doktora eğitimimi, yeşil alan buğdaygil çim bitkileri üzerine gerçekleştirdim. 2004-2013 yılları arasında Ege Üniversitesi Bayındır Meslek Yüksekokulu Peyzaj ve Süs Bitkileri Programında öğretim elemanı olarak görev aldığım andan itibaren, süs bitkilerini tanımaya ve bu konuda araştırmalar yaparak kendimi geliştirmeye başladım. Uzun yılların bilgi ve tecrübe birikimiyle gerek eğitim-öğretim alanında gerekse Bayındır İlçesi’nde faaliyet gösteren süs bitkileri üreticilerine katkı sağlamayı amaçladım. Meslek Yüksekokullarında öğretim elemanlarının birinci derecedeki görevi, eğitim-öğretim faaliyetlerini eksiksiz yerine getirmektir. Bununla birlikte, araştırma ve uygulama çalışmaları yanında bölgeye bilgi ve deneyimi ile de destek olmaktır.

Eğitim alt yapısı olmayan bir sektörün büyümesi ve gelişmesi düşünülemez. Burada önemli olan eğitim kalitesi ve mezun öğrencilerin eğitim süreci içerisinde edindikleri tecrübe ve kazanımlardır. Yüksek Öğretim Kurumu’nun 2019 yılında yayınlamış olduğu ön lisans ve lisans tercih kılavuzunda süs bitkilerini ilgilendiren programlarda, 23 adet Peyzaj ve Süs Bitkileri Programı, 5 adet Süs Bitkileri Yetiştiriciliği Programı, 28 adet Bahçe Tarımı Programı ve 39 adet Peyzaj Mimarlığı / Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı Programı yer almaktadır. Bu kadar çok program olmasına rağmen, sektörde hala sorunların konuşuluyor olması kendi içinde çelişki oluşturmaktadır.

Nitelik mi yoksa nicelik mi daha önemli sorusuna her zaman nitelik olarak cevap vermişimdir. Bugün süs bitkileri denildiğinde kuşkusuz ilk akla gelen ülke Hollanda’dır. Uzun yıllardır bu ülkedeki süs bitkileri tesislerine yaptığımız ziyaretlerde gördüklerimiz bizleri her zaman büyülemiştir. Teknolojik alt yapıları, üretim kaliteleri, kalifiye iş gücü varlığı ve dünya pazarı ile olan güçlü ilişkileri ülkeyi süs bitkileri sektöründe merkez konumuna getirmiştir.

Hollandalı paydaşlarımızın, bölgemizde ortak yürütmeyi planladığımız Ar-Ge ve üretim çalışmalarında nasıl bir alt yapıya sahip olmalıyız sorusuna verdikleri ilk cevap en önemli gereksinimin yetişmiş insan gücü varlığının olduğunu, sonrasında ise diğer gereksinimlerin karşılanması gerektiği şeklindedir. Bugün Hollanda’nın Wageningen Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun olan birinin işsiz kalması söz konusu olmadığı gibi sektöre yön verecek bilgi birikimi ve tecrübe ile mezun olduğunu ifade etmemiz yanlış olmayacaktır. Özellikle eğitim süreci içerisinde ilk 2 yıllık temel eğitimi alan öğrenciler geriye kalan iki yılda çok farklı alanlarda ve sektörde pratik çalışmalar yapmakta ve mezun olmadan önce piyasanın talep ettiği vasıfları kazanmış bulunmaktadırlar. Ülkemizde de eğitim verilen program ve bölümlerde teorik derslerin yanında uygulamalara ağırlık verilmesi ve özellikle sektör ile işbirliklerinin güçlendirilmesi, öğrencilerin mezuniyet öncesi iş hayatına hazırlanmasında büyük önem taşımaktadır.

Meslek yüksekokullarındaki programların, bulundukları bölgenin dokusuna uygun olarak açıldığı düşünüldüğünde sözünü ettiğimiz üniversite-sektör iş birliğini hayata geçirmek çok zor olmayacaktır. Bölgede bulunan sivil toplum örgütleri ile entegrasyon sağlanarak bu çalışmaların yürütülmesi hem eğitim gören öğrencilerin meslek hayatına daha güçlü hazırlanmasını sağlayacağı gibi sektörün gereksinimlerini karşılayacak iş gücünün ortaya konulması açısından da son derece önemlidir.

Görev yaptığım Bayındır Meslek Yüksekokulunda öğrencilerimize uygulama ağırlıklı eğitimi vermeye çalışırken aynı zamanda üniversite-sektör işbirliğine de büyük önem vererek öğrencilerin daha iyi eğitim alması yönünde çabalarımızı sürdürmekteyiz. Bölgemizde faaliyet gösteren üreticiler yerinde ziyaret edilerek veya üreticilerin okuldaki derslere katılımları ile bilgi ve tecrübelerinin paylaşılması sağlanmakta ayrıca eğitimde önemli yeri olduğunu düşündüğümüz süs bitkileri fuarları ziyaret edilerek yeniliklerin takip edilmesine önem verilmektedir.

Ülkemizde süs bitkileri sektörünün gelişmesinin önünde farklı sorunların olduğunu ifade edebiliriz. Eğitim-öğretim aşamasındaki aksaklıklar haricinde yerli üretime yeteri kadar önem verilmemiş olması, ithal ürünlerin getirilip iç pazarda satılması ve yerli Ar-Ge çalışmalarına önem verilmemiş olması sayabileceğimiz birkaç önemli sorundan bazılarını oluşturmaktadır. Özellikle tohumla üretilen süs bitkilerinde büyük oranda yurt dışına olan bağımlılık devam etmektedir. Nihayet son yıllarda devlet kaynaklı projelerde süs bitkileri ıslahına destek verilmeye başlanmış olup, yürütülen çalışmalar ise oldukça sınırlı sayılardadır. Islah çalışmaları yoluyla yeni bir çeşidin geliştirilmesi bitki tür ve çeşidine bağlı olarak oldukça uzun zaman gerektirmektedir. Süs bitkileri sektöründe faaliyet gösteren özellikle bütçesi güçlü olan firmaların Ar-Ge faaliyetlerine önem vermesi ve gelecekte kendilerine ait çeşitleri geliştirerek dünya piyasasında rekabet edebilir hale gelmesi son derece önemlidir. Bu çalışmaları uluslararası firmalarla ortak yürütebilecekleri gibi kendi imkânları ile gerçekleştirmeleri de oldukça önemlidir. Burada en önemli olan konu yürütülen araştırmaların, Ar-Ge çalışmalarının mutlaka elde edilen sonuçlarının piyasada bir yer bulmasıdır. Aksi halde ekonomiye katkı sağlamayacak ürünlerin elde edilmesi pek bir anlam ifade etmeyecektir.

Bayındır bölgesinde 2000 yılından bu yana faaliyet gösteren, üretim kalitesini ve çeşitliliğini her geçen gün arttıran Bayındır Çiçek Üreticileri Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (Bayçikoop), Hollanda merkezli ıslah firması ile 2017 yılında başlattığı ve Ar-Ge danışmanlığını yürüttüğüm çalışmanın ilk sonuçlarını 2019 yılı sonunda almaya başlamıştır. Kazan-kazan prensibine göre yürütülen çalışmanın üçüncü yılı sonunda ‘Sıcağa Dayanıklı Siklamen Islahı’ ilk olumlu sonuçlarını vermiştir. Kooperatifte yürütülen ciddi çalışmanın sonuçları gerek ülkemizde gerekse Hollanda firmaları tarafından duyulmuş ve gelişmeler kooperatife olan ilgiyi arttırmıştır. Bayçikoop ciddi yatırımlarla proje sayısını arttırmış, siklamen bitkisinin yanında saksı gerbera bitkisinde yerli çeşit geliştirme, hercai menekşe, çuha çiçeği, saksılı süs domatesi ve saksılı süs biberi tohum üretiminde de deneme üretim çalışmalarını Hollandalı firmalar ile başlatmıştır. Gelecek ile ilgili ciddi yatırımlarda bulunan Bayçikoop farklı süs bitkileri ile üretim ve ıslah çalışmalarına devam ederek süs bitkileri sektörüne katkı sağlamayı planlamaktadır.

Başarıya giden yolda önce sektörün tüm paydaşlarının öz eleştiri yapmasının önemli olduğuna inanıyor, ülke olarak çok daha fazla çalışmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz