Günümüzde sayıları çoğalan özel eğitim kurumları kent içinde dar alanlarda binalarını inşa etmektedirler. Farklı binalardan dönüştürülen ya da eğitim kurumuna adapte edilmeye çalışılan bu yapılar peyzajın dar alanlarda çözülmeye çalışıldığı zorlukları beraberinde getirmektedir. Eğitimin sadece sınıflarda olduğu anlayışının yıkılması ile veliler günümüzde çocukları için okul seçiminde yeşil çevre oranına da bakmaktadır. Veliler çocukları için yeterli bir kampüs hayal etmektedir. Kimi eğitim kurumları okul isimlerini çevreden alarak doğa, çevre, bahçe ve ekoloji gibi kavramları kullanmaktadır. Ancak uygulamalara bakıldığında birçok okulun kampüs peyzajı çalışmalarını ihmal ettikleri görülmektedir. Okullarda hedeflenen maksimum öğrenci sayısı ile yeşil alan miktarı Milli Eğitim bakanlığınca belirlenmiştir ancak mekânların işlevsel detayları ve fonksiyonları gelecek ihtiyaçlarına cevap verememektedir. Bunun sebebi ise okullarda kapalı mekân eğitimine yapılan yatırıma karşılık açık alan eğitiminin gerçekleşeceği yeşil alanlar için ayrılan bütçenin dar olmasıdır.

Sayılan bu olumsuzlukların aksine çocukların ihtiyacı olan açık alanların ve oyun gruplarının tesisi imkânı ile açık hava sınıflarının eğitim öğretime katkıları büyük olacaktır. Her konuda olduğu gibi bu konuda da başarının anahtarı şüphesiz mimari proje ile birlikte geliştirecek olan kampüs peyzaj projesi büyük önem taşımaktadır. Ancak proje tasarım halindeyken mimar, peyzaj mimarı ve kampüs müdürü ortak çalışmalıdır.

Öğrencinin okula çoğunlukla araçla ulaşması aşaması ile başlayan görev ve sorumluluklar yine öğrencinin ders bitiminde servise binmesi ve okuldan ayrılması arasında geçen zamanı kapsar. Okula gelen öğrencinin güvenli bir şekilde en kısa mesafede sınıfına varması, teneffüs aralarında yaş gruplarına göre oyun ve gezinti alanlarına en kısa ve doğru şekilde ulaşımı, tekrar aynı şartlarla sınıfa dönmesi genel trafik ağını oluşturmaktadır. Oyun alanları, spor alanları açık hava eğitim alanları ile ortak toplanma alanları ve bu alanların kampüs içinde trafiği büyük önem taşımaktadır. Yaş gruplarına göre aktivitelerin güvenli ve sistematik olarak korumacı bir mantıkla düzenlenmesi güvenli ve işlevsel kampüsün en önemli şartıdır. Birçok yaş grubunun aynı anda ortak alanda yaptığı aktiviteler kazalara ve sorunlara yol açmaktadır. Üst sınıflardan alt sınıflara kadar dengeli bir şekilde kampüs kullanımının sağlanamadığı okullarda okul yönetimi açık havaya en çok ihtiyaç duyan küçük yaş gruplarının güvenli olmadığı için oyun alanlarına çıkmasına müsaade etmediği görülmektedir. Farklı yaş gruplarının gelişimi içerisinde kontrol dışı koşuşturması, top oynaması gibi sebeplerden çekinen küçük yaş gruplarında ise merdivenden düşme, çarpma, ittirilme gibi istenmeyen durumlar çocukları sınıfta kalmaya daha güvenli olanı tercih etmeye mecbur kılmaktadır. Peki, teneffüste asıl amaç nedir?

Tabii ki okulların nitelik ve niceliğinin artması toplumun çocukların olmasını umduğu değerlere sahip insan özelliklerini yansıtmalıdır. Oyun alanlarını ve oyun süresini okul deneyiminin bir parçası yaparsak, çocukların hayata hazırlanan yetişkinler olmaları gerçeğini bilmelerini sağlarız.  Eğer bizler oyun alanlarını azaltır yukarıda bahsedilen denklemin bozulduğunu görürsek ne yapmalıyız?

Bir çocuğun en büyük isteği kırlarda koşmak zıplamak güvenle oynamak ve çiçek toplamaktır. Mutluluk acaba nedir? Yapmış olduğu resimlerle arzuladığı sınırlar içerisinde doğayı anlatır. Resimlerinde güneş, yıldızlar kadar ağaç ve çiçekler, göl kuşağı yağmur gibi doğal öğelerle kaydırakla gök kuşağından yıldızları geçip yeryüzüne süzülerek ulaşmayı, salıncakla göğe yükselerek yıldızlara ve bulutlara tutunmayı düşler. Gökyüzünün tonlarını yeryüzünün tonlarını gökkuşağında arar ve hayal kurar. Renkler ve tonlar çocukların her şeyidir. Doğa ve sanatın birleştiği çocuklarımızın zihni günde 8 saatlerini geçirdikleri, saatlerce yollarda ulaşabilme kaygısı yaşadıkları okullar hayalleri ile kesişebilecek mi?

Hayvanları kitaplarda ve çizgi filmlerde gören çocuk, oyuncakları ile de bağ kurduğu bu canlıları eğitim kurumu içerisinde doğa parkurunda görerek şaşırır, gerçeği görerek kavrar. Bir tavşanın kulaklarını, rengini, burnunu, kuyruğunu tüylerini ve hareketlerini izleyerek renk, ölçek, simetri, denge ve değer gibi sanat prensiplerini gözlem yolu ile algılar. Sınıfta anlatılan, kitaplarda resmedilen çizgi filmlerde oynayan sevimli hayvanlar gerçek boyutları ile yaşam ortamında çocuğun gözlem yapmasına hayal ile gerçek arasında bir denge kurmasına imkân sağlar. Gözlem ve deneyin öğrenmeye olan katkısı şüphesiz birçok bilim insanı tarafından da ortaya konulmuştur. Doğayı anlamak ekolojik döngüyü anlamaya çalışmak bir doğa ile yapılan diyalogdur. [1] Tasarımın en önemli bölümünü oluşturan gözlem çocuklukta ortaya çıkan değerlerden biridir. Bütünü görmek parçalara ayırmak tasarımın temelidir.[2]

Çocuk için “doğa” anne kadar yakındır; bizi ısıtan aydınlatan güneş, masmavi bulutlar kuşlar, kelebekler, çiçekler yemyeşil otlar işte mutluluk için her şey. Çocuklar yaptıkları resimlerde hayvanları da ihmal etmezler; tavşanlar, kediler, köpekler, kuşlar, kelebekler ve arılar hep bir ağacın yanında çeşitli çiçeklerin içerisinde tüm yabani otları ayırmadan şefkatle dokunur inceler daha sonra resimlerini çizerler.

Tavşan ailesini yakından gören çocuk bütün dikkati ile onu izler teneffüslerde tekrar bakmaya gelir. Onu izlemek resmetmek en büyük sevincidir. Yuvada ilk işi anne, baba ve yavruları arar ve havuçla beslemek ister, sularının olup olmadıklarını ya da üşüyüp üşümediklerini sorar. Yağmurlu günlerde onları merak eder, evlerinin ıslanıp ıslamadığını sorar. Daha sonra tavşanlara isim vermek ister, onları çağırır, onlara seslenir, ayrılırken vedalaşır. Daha sonra onlara kitap yazmaya karar verir.

ediler bir çocuk için çevresinde en sık görebileceği evcil hayvanlardandır, can dosttur. Onların tüyleri, kuyrukları, miyavlamaları dikkatle izlenir. Su ve mama verme isteği, isim koyna, evde bakmak isterler. Bazı hareketleri taklit edilerek kucaklama ve sevme isteği okul dönüşü eve gelişlerde karşılanma isteği oluşturur.

Tahsis edilen tavşan kümeslerinde çocuklar gerçek tavşanları görme ve besleme imkânı bulurlar. Onların hareketleri başlangıçta saklanmaları daha sonra alışmaları ve oyunlarını çocuklar zevkle seyrederler.

Özellikle öğrencilerin güvenli bir köşede bahçede sınıfça oturabildikleri, öğretmenlerini rahatlıkla dinleyebildiği alanlardır küçük bir amfi olarak düşünülen ahşap oturma köşesi günümüz olmazsa olmazlarından sınıf selfisi için de ideal ortamdır.   

Yıllarını Eğitime harcayan Kirk Meyer 'e göre de açık alanda eğitim, açık alan sınıfları olmazsa olmazlardandır. 2010 yılında Amerika'da yapılan bir araştırmada öğretmenlerin yüzde 80’i çocuklara açık hava sınıflarını tavsiye ederek konsantrasyon ve problem çözme gibi yeteneklerin olumlu olarak geliştiğini belirtmiştir.[3]

Açık Alan Sınıfları: Eğitim odağını ikincilden birincil kaynaklara kaydırır. Geleneksel sınıf öğretimi ders kitapları, dersler, video ve interneti öğretim araçları olarak kullanır. Açık Sınıf, öğrencileri doğa alanlarına ve hava istasyonları, su akış sistemleri ve yenilenebilir enerji sistemleriyle doğrudan deneyimle sunar ve doğayı yaşatır. Açık Sınıf, gerçek dünya ortamında aktif, uygulamalı, sorgulamaya dayalı öğrenmeyi teşvik eder. Grup olarak problem çözme aktiviteleri sayesinde öğrenciler öğrenme sürecini benimser ve ortak sonuç belirlemeyi öğrenirler. Öğrenmeyi çok duyusal bir deneyim haline getirir. Dokunma, koku, işitme, tat alma ve görme duyularıyla meşgul olan öğrenciler, uzun süreli ve sinerjik aktivitelerin samimi bir fiziksel belleğini edinirler.

Sistem düşüncesinin kullanımını teşvik eder. Mini ekosistem olarak “Açık Sınıf”, her şeyin birbirine bağlı olduğunu vurgular. Karmaşık yaşam ağına maruz kalmakla, öğrenciler karmaşık doğal ve toplumsal sistemlerin genellikle doğrusal çözümlerden ziyade bütünsel çözümler gerektirdiğini öğrenirler.

Disiplinler arası çalışmalara katkıda bulunur. Açık hava sınıfının bütünsel bir anlayış ile disiplininler arası çalışmayla ortaya çıkarılması gerekir. Bir ekim yastığı yerleştirmek matematik becerileri gerektirir. Yerli olanı yerli olmayan bitkilerden ayırt etmek sosyal çalışmalar için bir fırsat sağlar. Korkuluk yaratmak bir sanat projesidir. Bir bahçe günlüğü yazma ve çizim becerilerini geliştirecektir.

Farklı öğrenme stillerini tanır ve kullanır. Howard Gardner’in Çoklu Zeka Teorisi'nde popüler olan insanlar, çeşitli yeteneklere ve öğrenme yollarına sahiptir. Bazı öğrenciler metin tabanlı bir ortamda gelişse de, diğerleri daha deneyimsel bir yaklaşımdan faydalanacaktır.  

Okulu mahalleye ve tüm dünyaya bağlar. Öğrenme ve gözetim faaliyetleri sayesinde öğrenciler okul bahçelerinin mikro kozmosunun küresel çevre konularını yansıttığını anlarlar. Çevredeki mahalleye yakınlık genellikle sosyal katılımı ve sorumluluğu vurgulayan hizmet öğrenme projelerine yol açar. Açık Sınıfa erişilebilirlik, okul dışı zaman programlaması için fırsatlar sağlar. Yüksek görünürlük ve ilgi yerel gönüllülüğü teşvik eder.

Halk eğitimi hakkında olumlu bir mesaj yansıtır. Okul bahçeleri bozulmuş, güvensiz ya da canlı, dinamik açık alanlar olabilir. Her iki durumda da, çocuklarımıza ve mahalleye çocuklarımızın eğitimine ne kadar değer verdiğimiz konusunda bir mesaj gönderiyoruz. Açık Sınıf, yeniliğin canlı ve halk eğitiminde iyi olduğunu hatırlatır. 

Açık alandaki sınıflar büyük bütçeler gerektirmez. Bir Açık Sınıfı kurmak ve sürdürmek için maliyet/fayda oranı açısında tercih edilmelidir ve her okul bahçesinde bir Açık Sınıf hedefine ulaşılmalıdır. Halka eğitimi hakkında olumlu bir mesaj yansıtır.

Akademik öğrenme ve yaratıcı oyun arasındaki sınırları bulanıklaştırır. Çocuklar Açık Sınıfı sevdiklerini bilinen bir gerçektir. Bir öğretmen kimin dışarı çıkmak istediğini sorduğunda her öğrenci isteklidir. Devamsızlık Açık Sınıf günlerinde azalır. Çocuğun doğuştan gelen merak duygusunu koruyarak, aktif şekilde, yaşam boyu öğrencileri teşvik etmeliyiz. Evet, öğrenme “EĞLENCE” olabilir!

Çocukların en temel istekleri rahatça oynayabilecekleri oyun alanlarıdır. Ancak, ‘pasif oyun grupları’ okullarda daha çok tercih edilmektedir. Bunun sebebi olarak yaşanan yaralanmalar gösterilebilir.

Çocuk çevresinde gördüklerini yine o çevre içinde hayal etmeyi tercih eder. Böylece renkleri daha iyi görebilir objelerin büyüklükleri, oranları ölçü ve dengeyi daha iyi kavrayabilir. ‘Dışarıda olma duygusu’ mutluluk anı olarak resmedilen resimlerin başında gelmektedir. Kalemler, boyalar zevkle kullanılır çocuk kendi gölgesini güneşin ısıtan enerjisini rüzgârın sesini ve kuşların ötüşlerini yerinde hisseder. Karıncaların, böceklerin arı ve sineklerin varlığını kabul eder. Hâlbuki bir arıdan korkan,  bir sinekten rahatsız olan çocuk onlarla birlikte yaşadığını bir birey olduğunu açık mekânda kabul eder ve öğrenir.

SONUÇ VE ÖNERİLER

Bir tasarımcı baba olarak kendi ve aile tecrübemi ortaya koyduğum bu makalede hiç bir kaynakta referans veremeyeceğimiz birçok tecrübe yaşadım. Tasarımcının kaçınılmaz yanı bilgisi ve tecrübesi yanında tasarımın çocuklar için olması ve çocukların geniş dünyaları, hayalleri konunun çok çok detaylı olması gerektiği sonucuna ulaştım. Bizler her zaman bir katalogla ya da bitki listesi ile hareket edemeyiz. Çünkü konunun hassas olması durumunda süreci ailecek yaşarız. Peki, bu süreci stres değil de olumlu detaycı ve çok sesli hale nasıl getiririz. Bu tek çözümü elbette ekolojik yaklaşım şeklinde gelişerek Mc Harg'ın belirttiği gibi doğayı yaşamak yada Garett Eckbo'nun inandığı gibi yeşil alanı yaşam alanımız olarak kabul etmeliyiz. Yurtdışı eğitimim sırasında 1994-1998 yılları arasında LSU' da rahmetli hocam Prof. Robert Reich’ın asistanı olarak 50 den fazla ilkokulda Boys & Girls Club Baton Rouge 'da birçok öğrenciyle çalışarak peyzaj ve doğa sevgisini uygulamalı olarak paylaştım. Nasıl çevre düzeni olması gerektiği konulu seminerlerde öğretmenlerle, yöneticilerle velilerle de ortak katkı sağladım. Bu doğrultuda oluşan birikimle ayrı bir metodoloji kullanarak “çocuk kalbi” ile hareket ettim ancak imkanlar ve sistemler bir çok kez yenik düşmeme sebep oldu. Bu yüzden olmazsa olmazlar söylenmeli gerçekleşene kadar takip edilmelidir.

Okulların çok katlı ve dar alanlarda yapılması peyzajın ülkemizde hala anlaşılamaması en büyük sorun olmuştur. Çevre güzelleştirmenin peyzajın asıl amacının olmadığının anlaşılması uzun zaman alacağa benzemektedir. Bir tasarımcı ve bir baba olarak 7 yaşındaki kızımın, arkadaşlarının, birçok velinin, öğretmenler ve okul yöneticileri ile işletmecilerinin farklı bakış açılarını, korkularını, endişelerini ve hayallerini tasarımın kuralları doğrultusunda anlamak kavramak ve çözüm oluşturmak oldukça önemliydi.

Öğrenciler için bir tane ağacı fazladan ekleme isteği, mimari ile çatışan beton alanları azaltma çabası, alt yapının imkân vermediği alanlarda konteynırlarda saksılarda peyzajı hayata geçirme çabası farklı disiplinlerde ne yazık ki farklı algılanabilmektedir. Mimari yapının devasa camlarının ya da simsiyah mat bir mimarı kütlenin peyzaj mimarı tarafından da aynı olumlu etkiyi görmesi beklenemez. Ekoloji ve doğa düşünüldüğünde kendine ait olmayan, bir başka değişle bileşenlerinde aynı yoğunlukta olmayan siyah devasa camlarla kaplı bir binayı incelememiz gerekirse: yoğun güneş ışınlarını çeken siyah renk altında ve yakınında bitkilerin etkin güneş ışığına maruz kalacağı, su isteğinin fazla olacağı ve gövdelerde ve yapraklarda güneş yanıkları olabileceğini görüyoruz. Bu nedenle bu alandaki tasarımda hassas davranır saksıların drenajlarının doğru yapılıp yapılmadığını, saksılara köpük ve benzeri dolgu malzemelerin kullanılmaması gerektiğini kullanılmışsa bir süre sonra çökerek bitki köklerinin zarar göreceği ve bitkinin bir tarafa doğru çökmesinin muhtemel olduğu defalarca belirtilir. Tasarımcının her şeyi düşünmesi bir noktadan sonra uygulamayı yapan kişilerin de işlerini doğru yapmaları ile ilişkilidir. Bu nedenle sahada öğrencilerin koşuşturduğu alanlarda bahçe duvarları ve toprak zeminlerde demir kazık boru gibi sonradan iptal edilen ya da bina filizlerinin ihmal edilmesi ilerde yaralanmalara neden olabilir.1996 yılında bu yüzden yaralanarak tetanos olduğum günleri hala hatırlarım. Bu nedenle yapılan çalışmalar sırasında gözlem ve sahanın kazılması sırasında çıkan hafriyatın inşaat atık ve artıklarına karşı tedbirli olunmalıdır. Öğrencilerin camla temasının engellenmesi gerektiği çarpma ve yaralanma gibi kazaların olmaması için her dem yeşil bitkileri devrilmeyen, kimyasal işlem görmemiş ahşap saksılarla gizlemeye etmeye çalışırız. Hiç şüphesiz getireceğimiz bitkiler de yöresel bitkiler olmalıdır. Zakkum gibi Taxus baccata ve benzeri zehirli bitkileri kampüse sokmamalıyız. Mümkün olduğu ölçüde gölge yaratmalı ve dört mevsime hitap eden bitkileri kullanmalıyız. Sebze bahçesinin komposu unutmamalı meyve ağaçlarından da yararlanmalıyız. En önemlisi ise "bahçe kulübünü" kurmalı gönüllü veli ve öğretmenlere teslim etmeliyiz. Her ay bir sayfa gazete çıkartarak bahçe kulübünden haberler vermeliyiz. Rahmetli hocam Prof. Robert Reich'ın sık sık söylediği gibi “tasarım bir oyundur, acele etme hemen bitmesin” evet bu uğurda acele etmeden geleceğimiz çocuklarımız için sabırla ilerlemeliyiz.

KAYNAKLAR

1-Doğa İle Ekolojik Diyalog: Davraz Dağı Örneği ECSAC 2018 EUROPEAN CONFERENCE ON SCIENCE, ART & CULTURE Antalya – Turkey, April 19-22, 2018 Proceeding page 261

2- Ekolojik Peyzaj Tasarımında Uygulamaya Dönük Bir  Yaklaşım "Soyutlama Tekniği" ECSAC 2018 EUROPEAN CONFERENCE ON SCIENCE, ART & CULTURE Antalya – Turkey, April 19-22, 2018 Proceeding page ;256-257.

3-https://greenschoolyardnetwork.org/2011/09/25/top-ten-reasons-to-have-an-outdoor-classroom/

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz