Bu yazıda, bahçe ve bitkilere karşı, Kovid-19 salgını ile birlikte artan ilgiyi ve bunun olumlu sonuçlarının, gelecek yıllara nasıl yansıtılabileceğini tartışacağız. Geçtiğimiz yılın baharında, yani sektörel açıdan sezonun başı dediğimiz noktada başlayan salgın, büyük bir şaşkınlıkla karşılandı. Özellikle çiçekçilerin bir süre kapalı kalması ve bu durumun ne kadar süreceğinin bilinmiyor olması üreticileri oldukça endişelendirdi. Basında da yer alan bu şaşkınlık, sektör liderlerinin olumsuz sonuçlara yönelik erken açıklamaları ile daha da hissedilir duruma geldi.

2020 yılı Mayıs ayında anneler günü ile birlikte başlayan hareketlilik, inanılmaz bir şekilde sektör paydaşlarını yine şaşırttı. Bu kez talebi karşılayacak miktarda saksılı-çiçekli bitkiler, hobi amaçlı fideler ve iç mekân bitki türleri bulunamaz hale geldi. Yine aynı dönemde birçok tedarikçide, çok sayıda bitki türü yok sattı.

O günlerden bu günlere çoğu zaman yükselen, nadiren düşen oranlardaki bitki talebi, iç piyasada karşılanmaya çalışıldı. Tabii bu durum fiyatlara da yansıdı. Fakat talep, fiyat artışlarından etkilenmedi, fiyatlar düşmedi. Devam eden süreçte kur farkının artışı ile fiyatlar yine yükseldi ancak talep yine doğrusal olarak azalmadı. Nitekim arzı artırmak için işletmeler ve tedarikçiler, ithalatı “artırarak” ve üretim modelini değiştirerek piyasayı dengelemeye gayret ettiler. Görüldüğü gibi gerçekten düzensiz, kaotik ve planlanması çok zor bir dönemden geçti peyzaj ve süs bitkileri sektörü.

Bu piyasa buna benzer dalgalanmaları yıllar içerisinde çok kez yaşamıştır. Bu noktada yakın geçmişte hatırlayacağımız “kaktüs ve sukkulent" trendinden bahsedebiliriz. Konuyla ilgisi ne düzeyde olursa olsun, toplumun çok büyük bir kısmı, “bilgisayar önüne konulan kaktüsün radyasyonu azalttığı” ile ilgili haberleri unutmamıştır. O dönemde yazılı basından, akşam haberlerinden ve gündüz programlarından neredeyse herkese bu haber ulaşmıştı. Haberin içeriği, kaktüsün radyasyonu absorbe ettiği yönündeydi. Kaynağı ise 2009 yılında Tübitak’a bir proje veren lise öğrencisinin çalışmaları ve öncesinde Japonya’da yaşanan felaketlerde ortaya çıkan sonuçlar ile bu sonuçların Amerika’da ve Avrupa da akademik çalışmalara konu olmasıydı.

İlerleyen yıllarda kaktüslerin sanıldığı kadar radyasyondan korumadığı, ancak belli düzeylerde ışını emdiği ile ilgili haberler ve çalışmalar yayınlansa da söylenti, çoktan trend başlatmıştı. Yeterli miktarda üretimi gerçekleştirilmeyen bu küçük bitkiler inanılmaz sayılardaki talebe cevap verememiş ve tırlarca kaktüs Avrupa’dan ithal edilmişti. Üretim süreçleri birçok bitkiye oranla daha kolay olan bu bitkiler birkaç yıl boyunca üretim maliyetinin kat kat üzerindeki fiyatlarla ithal edilerek iç piyasaya sunulmuştu. Trendin en yüksek noktasında ürün ithalatıyla bu dönem atlatılmıştı. Bu zaman dilimi, yine bir şaşkınlık dönemi idi ve sonrasında birkaç firma bu bitkilere yöneldi.

Dikkatle bakıldığında bir trendin, bir sektörü nasıl etkilediği ve bu etkinin on yılı aşkın süre ile piyasayı nasıl yönlendirdiği görülmektedir. Bugüne geldiğimizde talep azalmış olmakla beraber trendin etkileri devam etmektedir ve piyasa dengelenmiş durumdadır.

Bu durumun bir benzeri de “havayı temizleyen bitkiler” trendi ile yaşanmıştı. O tarihlerde de benzer şekilde yapılan haberler; toplumun her katmanında yayılmış ve konu ile ilgili on bitki türü evlerde daha fazla yer alır duruma gelmişti.  

Peki, tüm bunlar düzensiz ve şaşırtıcı bir biçimde yaşanırken, bir sonraki trendin ne olacağını bilmek ve bir sonraki trende dair bir planlama yapmak mümkün müdür? Peki bir trend kurgulamak mümkün müdür? Bu soruyu aslında sektörün tüm paydaşları; sonraki yıllar için kendi pazarlama departmanlarında irdelemelidirler. Kendi alanlarında trendleri ne düzeyde takip edebilir ve özgün trendleri nasıl kurgulayabilirler?

Bu sorular ile aslında Amerika’da yıllardır dizayn edilen diğer bir alandan bahsetmek gerekir. Önümüzdeki yıl için, hangi diyet kitabının “Bestseller” listesinde olacağı; bu diyet yönteminde hangi ürünlerin ön plana çıkacağı ve hangi ürünlerin televizyon reklamları ile piyasaya sürüleceği bu günlerden belirlenmektedir. Aslında burada iyi bir senaryo, yıl bazında hedefli bir biçimde kurgulanmaktadır.

Süs bitkileri piyasası da orijinalinde peri bahçesi olan ve devamında minyatür bahçelere, ardından da teraryuma dönüşen trendler gibi kurgulanabilir onlarca alana sahiptir. Bu oluşumun da temelinde yine birkaç pazarlama plancısı vardı. Bazı haberler yapılmış ve devamında bu haberlerden etkilenen satışlar, bu alanda yapılan onlarca atölye çalışması gözlenmişti. Televizyon fidancılığı da yine Yalova’da bir peyzaj mimarının pazarlama kurgusuydu. Ancak zaman içinde trendler “on adet ceviz fidanı doksandokuz lira” noktasına gelir, niteliğini ve niceliğini kaybeder.

O halde trend olarak başlatılan bu yolculukların kültüre dönüşebilmesi için de yine ayrı bir çalışma yapılması gereklidir. Çünkü kültürün trende göre üstünlüğü zamandır. Eğer bir trend kültüre dönüştürülebilirse birkaç yıllık kıymet birkaç ömürlük değere evrilir.

Burada “Kültür” tanımlanması gereken bir kavramdır. Kültür için çok sayıda tanım yapılır. Çünkü neredeyse her konuda kültür kelimesi kullanılır. En yalın tanımı ile kültür, insanın doğaya kattığı her şeydir. Peyzaj ve süs bitkileri sektörü için de kültür, her çalışma alanında farklı tanımlanabilir. Ancak ortak payda zamandır. Trendler gelir geçer, kültür ise kalır. Kalıcı nitelikteki kültürü Avrupa bahçelerinden, Japon bahçelerinden ve bu kültürden gelen insanlardan okumak, gözlemlemek ve anlamak mümkündür. Türkiye’de neler yapılabileceği konusunda ise birkaç fikir, yazının son kısmında sunulmuştur.

Bu yazıda bu iki kavramın, ‘trend’in ve ‘kültür’ün; peyzaj ve süs bitkiciliği sektör alanında irdelenmesi amaçlanmış ve trend oluşturmaya; kurgulanan bu trendlerin nasıl etkiler gösterdiği, tüm paydaşların dikkatine sunulmuştur. Trendlerin kültüre dönüşebilmesi hedefi ise sektör için oldukça önemlidir.

Salgın döneminde herkesin gördüğü “bahçe ve bitkiler” konusundaki trendin, planlanmamış olmasına rağmen bir kültüre dönüştürülebilmesi hususunda bir yöntemin geliştirilebileceği düşünülmektedir. Gerek basılı gerekse görsel medyada; mümkünse sürekliliğini sağlanarak, “bir bahçeye sahip olmak”, “bitkiler yetiştirmek”, “bitkilerden ürün elde etmek”, “bitkilere dayalı hobilerin insana kattıkları” gibi konularla ihtiyacımız olan “kültür”ün oluşturulması ve geliştirilmesi her bir sektör mensubunun faydasına olacaktır.

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz