Zaman farklı uzmanlıkların hatta meslek gruplarının bir arada çalışarak bir bütünü oluşturmaya başladığı, sadece kendi disiplinlerinin bilgilerini kullandıkları değil,  gerçek bir yaklaşım sentezi kullanarak farklı disiplinlerden bilgi ve yöntemlerin entegre edildiği hatta disiplin perspektiflerinin ötesinde bir entelektüel çerçeve birliği yaratmanın, tekilliğin değil topluluk olmanın kıymetlendiği ve sonuç ürün kadar sürecinde anlamlandırıldığı bir zaman.

Mesleki ve kişisel egoların bir hayli hacim kapladığı tasarım dünyasında herkes için bu yol ve yöntemler hala heyecan vermese de dünya geneline bakıldığında adını sıklıkla duymaya başladığımız bu ortaklıklar ve işler artmakta.  ‘Yeni normallerin ‘ daha yüksek sesle konuşulduğu günümüz de ise bu durum ‘başka bir dünya mümkün ‘ mottosuna ve geleceğe dair ümit vaat ediyor.

Başka bir tasarım anlayışı, başka bir çalışma düzeni, başka bir yapılanma ve bilginin açık kaynak olarak paylaşılması konularına odaklanınca da tüm farklılıklarımızla bizler başka bir eğitim anlayışında bir anda tekrar birleşiveriyoruz.

Günümüzde tüm tasarım disiplinleri eğitimlerine bakıldığında sadece kendi disiplinini merkeze koyan diğer tüm disiplinlerin kendi etrafında bir sarmala dönmesini bekleyen bir bakış açısı artık çok gerilerde kaldı. Çift anadal yapmak, seçmeli derslerin çeşitliliği, üniversiteler ve bölümler arası işbirlikleri, endüstri ve üniversite ortak inovatif projeler,  atölyeler, farklı disiplinleri bir araya getiren yüksek lisans programları, dünyanın bir ucundan gelen konuk fikir liderleri, tasarım öncüleri. Hepsi büyük resmi oluşturan minik parçalar. Bu minik parçalar tek başlarına ne kadar tekil ve anlamsız görünüyorlarsa yan yana geldiklerinde o kadar güçlü ve bütünseller.

Bilgi Üniversitesi Mimarlık Bölümünde verdiğim ‘’Kentin Peyzaj Katmanları’’ dersi bu nedenlerle talep gören derslerden biri. Tüm mimarlık bölüm öğrencilerine açık olan bu derse mimarlık, iç mimarlık ve endüstri ürünleri tasarımı bölümünden öğrenciler katılıyor. Dersin müfredat ve tanıtım bölümüne odaklanmadan ismindeki peyzaj kısmından etkilenerek gelen öğrenciler ilk derse ‘’25 litre’’* belgeselini seyrederek başladığımızda içeriğin sadece projeye koyulacak yeşil alan lekeleri ya da kamusal alanların çevre yollarıyla bağlantıları nasıl sağladığından çok daha fazlası olduğunu anlıyorlar. Hatta konunun bununla hiç ilgisi olmadığını…

 Peki, mimarlık bölümdeki öğrenciler neden peyzajla ilgili bir derse ilgi duyar, dersin gerekliliği,  amacı ve dönem sonu beklentisi nedir? Eğitimde bu tür farklı bileşenlerin okul bitip iş hayatına geçince aklımızda kalan tortusu ne işe yarar?  Bu sorular aslında benim için kendi iş dünyamda ve akademik hayatımda mimarlar başta olmak üzere farklı mesleklerle çalıştığım projelerde hem kendimi anlatmak hem de karşımdakileri daha iyi kavramak adına yaşadığım deneyimlerle şekillenmişti. Öncelikle karşılıklı mesleki saygı, ortak dili kullanabilmek, sürecin başından sonuna aynı masa etrafında başlayıp bitirmek,  birlikte fikir ve eylem planı üretmek üniversite iken deneyimlenmezse gördük ki halkanın bir yerlerinde mutlaka bir kopmaya yol açmakta.  İş eninde sonunda bitmekte ama ortaya çıkan kimi ne kadar memnun eder günümüz için tartışmalı.

Sosyal sorumluluğun öncelikli olduğu ya da ticari kazanç düşünülmeden planlanan projelerde bu birliktelikler ve üretimler gerçekleştirilirken piyasa işlerine gözümüzü çevirdiğimizde hala eskinin o baskın tekil düşünme hali zamanın ihtiyacını karşılamaktan uzak.

Mimarlık, peyzaj mimarlığı, şehir-bölge planlama ve grafik tasarım gibi alan­larda öğrenci-mezun karışımı bir grup olarak bir araya gelen Plankton Project ekibi organik olarak büyümeye-küçülmeye imkân veren bir topluluk olarak yola başlamış iyi bir örnektir. Şu anda ekip bir arada olmasa da eleştirel olarak ortaya koyduğu ve bir arada bulunma motivasyonlarını oluşturan bu "artık işlemediğini düşündüğü mimarlık siste­matiği"ne karşı üst ölçekten ve bilindik hiyerarşik metodlarla düşünmeyi red­dederek tavır aldılar. Öğrenci olma durumunun ve mevcut piyasa dinamiklerinin limitlerini esnetmek için üretimlerinde temel kurgunun merkezine tamimiyle insan ölçeğini yerleştirdiler. Günümüz akademi eğitiminin teori odaklı söz üretme etkinliğinin dışın­da yaşantıya daha fazla müdahil olmak isteyen öğrenci-yeni mezun bu yapı; işbirliğini odak noktasına koyan bir anlayış içerisinde daha derin araştırmalar yapmayı hedeflediler. Hayatlarının bir rutini halinde ilerleyen klasik üretim süreci­ni anlamayı-anlamlandırmayı önemsediler-amaçladılar. **

Tarihi Yedikule Bostanları Koruma Girişimi, Herkes İçin Mimarlık, Düzce Umut Atölyesi ve Kuzguncuk Bostanı örnekleri akademi ve gerçek hayattaki kesişim kümesinde bulunan ilham verici ve çözüm üretici örnekler.

 

* 25 litre: 2040 yılına gönderme yapan bir kurgusal senaryo ile su konusunda tasarruf bilincinin yerleşmemesi halinde yaşanması muhtemel zorluklar hakkında izleyiciye bilgi veren belgesel.

**https://www.dayanismamimarligi.org/katilimci.php?p=7&k=plankton-project

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz