Röportajlar

PEYZAJ MİMARLIĞI TUTKUYLA YAPILAN BİR MESLEK

ABT TASARIM KURUCUSU

Ayşenur Bölükbaşı Turgut

PEYZAJ MİMARLIĞI TUTKUYLA YAPILAN BİR MESLEK

Peyzaj Mimarı Ayşenur Bölükbaşı Turgut ile tasarım ve projelendirme ile ilgili sohbet ettik. Ayşenur Hanım, peyzaj mimarlarının yaptığı işin kapsamından bahsetti. Çalıştıkları Millet Bahçesi projesini anlattı.

Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Atatürk Üniversitesinden 2002 yılında mezun oldum.2003-2006 yıllarında özel sektörde çalıştım. 2006 yılından beri kurucusu olduğum ABT tasarımda faaliyetlerime devam ediyorum. Kamu ve özel sektöre proje hazırlıyorum. Mesleğini çok seven peyzaj mimarlarından olduğumu söyleyebilirim. İki çocuk annesiyim en azından biri peyzaj mimarı olsun çok isterim. Umarım onlar büyüdüğünde Peyzaj Mimarlığı da tam tanımına kavuşmuş olur.

Nedir bu tam tanım dediğiniz?

Aslında literatürde geçen bir tanım var ama ben özet olarak peyzaj mimarlarının doğayı şehre entegre eden ve yapısal donatılarla onu kullanılabilir hale getiren bir meslek gurubu olarak tanımlıyorum. Tabi ki keşke şehirleri doğaya entegre edebilseydik; ama artık bunu konuşmak için çok geç. Yani peyzaj mimarlığı iki ayak üzerine kurulu; bitkisel peyzaj ve yapısal peyzaj. İkisi birbirine denk önemde ve beraber düşünüldüğünde, tasarlandığında anlamlı işler ortaya çıkabilir. Farklı mimarlar tarafından tasarlanmış katları üst üste getirerek bir bina oluşturabilir misiniz, teknik olarak oluştursanız bile nasıl bir cephe çıkar düşünün. İşte yapısal ve bitkisel de öyle ayrılmaz ikili. Bizim mesleğimiz açık alanlarda gördüğünüz her şeyi, yapısal her işi tasarlar; aydınlatmaları, gölgelikleri, sert zeminleri, bilgilendirme tabelalarını, durakları, kioskları, saat kulelerini, merdivenleri, amfileri, kent mobilyalarını...

Günümüzdeki peyzaj mimarlığı algısı bu tanıma kavuşmadı mı?

Yavaş yavaş yaklaşıyor, ama halen plantasyon yapan bir meslek gurubu olduğumuzu düşünen çok... Üniversitelerin bu konuda öğrencilerin donanımını arttırması gerekir ki peyzaj mimarları mesleklerine daha iyi sahip çıkıp, yön verebilsinler. Tabii bir de kamuda olan sıkıntılar var. Mesela İmar planlamalarında peyzaj mimarının olmaması gerçekten büyük bir boşluk. Yaşanabilir kent ve mutlu bir toplum için bizim o masada yerimiz olmalı. Yaşam kalitesiyle direkt etkileşimdeyiz, etkileri insan psikolojisinden ekonomiye kadar uzanıyor. Ama dediğim gibi zamanla mutlaka düzelecektir.

Siz projelendirme yapıyorsunuz, Peyzaj mimarlığının projelendirmede geldiği nokta nasıl ?

Bir kere şunu söyleyebilirim, peyzaj mimarları tasarım yapan meslek gurupları arasında en şanslısı.. Proje tasarlamakta, hayal edip kâğıda dökmekte diğer tasarımcılara göre çok daha özgürüz. Sanata çok daha yakın bizim işimiz. Ama aynı zamanda teknik olarak da donanımlı olmak gerek. Yani Peyzaj mimarlığı sanat ve mimarlığın birbirine en yakın olduğu yer. Ülkemizde olumsuz yönleri de var, projelerin ekonomik değeri olması gereken gibi değil. Bunda biraz da meslektaşlarımızın da hatası oluyor. Yaptığımız işin değerini, fiyatımız belirler. Çok uygun fiyatlar söyleyip iş alabilirsiniz ama, o değerde de saygı görürsünüz. Bu durum tasarımcıyı kötü etkiliyor tabii ama çoğunluğu bu işi tutkuyla yapığı için zamanla taşların yerine oturacağına inanıyorum. Her geçen gün daha iyiye gidiyor. Özellikle millet bahçelerinin bu gelişime hız kattığını düşünüyorum.

Millet bahçeleri ilgili ne söylemek istersiniz?

PMO İstanbul Şubesi olarak bu konuyu ele alıp, seminer düzenledik. Bir ortak akıl oluşmasını istedik. Bence açık yeşil alanlar adına kazanılmış her metrekare Türkiye için bir kazançtır. Aynı zaman da mesleğimiz açısından da önemli bir gelişim olduğunu, hatta peyzaj mimarlarının Millet Bahçesi kavramını oluştururken kendilerini de yenilediğini düşünüyorum. Çünkü ekolojiyi ve mikro klimayı etkileyecek kadar büyük alanların bahçelere dönüşmesi, bu sorumluluğu alan tasarımcıları iyi planlama ve maksimum sürdürülebilirliği hesaplamaya yönlendirdi. Her şekilde biz kazançlıyız. Firmamız da bir Millet Bahçesi tasarımı hazırladı. Projeye, aynı sorumluluk duygusuyla yaklaştık.

Acıbadem Millet Bahçesi (Teknik Analiz)

Üsküdar ilçesinde bulunan 298 bin m2 alanı kaplayan Acıbadem Millet Bahçesi Türk Milletinin bahçe anlayışına ve maksimum ekolojik fayda sağlamasına özen göstererek tasarlandı. Üç gösterişli ana girişten sonra mütevazi malzemeler ziyaretçilere ait hissi yaşatır.

Minimum su kaybı sağlamak için eğimli arazi teraslayarak yağmur suyunun toprağa geçmesi sağlandı. Alanın tamamında çim kullanılmamış onun yerine su ihtiyacı minimum fitoremediasyon (ağırmetal ayrıştırıcı) etkili yer örtücüler tercih edildi. Alt kotlardaki iki adet Yağmur Bahçesi yine yağmur suyunun kolay filtre olması için mevcuttur.

Alanda Yeşil Amfi, Biyolojik Gölet ve 3 km Yürüyüş Yolu formları ile topografya ile uyum içerisindedir.140 adet 30 m2’lik Hobi Bahçeleri vatandaşların kendi sebzelerini yetiştirmesi için hizmetine sunuldu. Türk bahçe kültürünün vazgeçilmezi Gül Bahçesi 4 mevsim gül verecek şekilde tasarlanmış, oturma alanı ile cennet bahçesi ismine yakışır nitelikte. Yine kültür mirasımız Şifalı Ot Bahçesi 39 çeşit şifalı ot adasıyla ziyaretçileri bilgilendirecek. 900 m2 alan da 70 adet Meyve Ağacı Bostanı yıllık ortalama 2.400 kilo meyve sağlayacak ve insanların, dalından toplayarak edinebilecekleri organik meyve ağaçlarıyla doğal yaşamı destekleyecek. Amorf formlu 640 m2 serada ziyaretçiler Kelebek Bahçesiyle tanışacak. Hem iç mekan bitkilerin sergileneceği hem de kelebek türlerinin tanıtılacağı bu mekan yapısal olarak da millet bahçesini zenginleştirecek ve fark oluşturacak. Ağaç Taçı Yolu vadi formunda olan topografik bölümlerden geçişi sağlarken, yükselen yol, ağaç taçlarıyla insanları buluşturacak. Piknik Alanı Adası, Macera Parkı ile her kesimden kullanıcıya cazip hale gelen Millet bahçesinde gezmek, doğada geçirilen bir günden farksız olacak.

 

 

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz