Röportajlar

Sıfır Günü’ne Hazır mıyız?

PTM Proje Tasarım Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Engin Aktaş, peyzaj alanında yoğun çabalar gösteriyor ve duyarlılık oluşturuyorsunuz. En son Trabzon şehri özelinde basına verdiğiniz demeçte ‘Sıfır Günü’ kavramının incelenmesi gerektiğini söylemiştiniz. Peki nedir ‘Sıfır Günü’?

Biliyorsunuz ki dünyamızın yüzde 70 ‘i sularla kaplı. Ama bu demek değildir ki su kullanımı açısından zengin bir gezegende yaşıyoruz. Dünyanın yaşayan sakinleri olarak bizlerin kullandığı temiz su kaynakları bu oranın sadece yüzde 3’üne denk geliyor. Sürekli İklim Değişikliği kavramından bahsedip duruyoruz. İşte bu nedenledir ki gezegenimizin en önemli sorunlarından birisi olan iklim değişikliğine bağlı olarak artan sıcaklıklar nedeniyle temiz su kaynaklarımızın giderek tükenmesidir. Bu da her geçen gün su ihtiyacımızın ciddi bir sorun olacağını bize açıkça gösteriyor.

İşte dünya üzerinde tüm temiz su kaynaklarının tamamen tükeneceği gün anlamına gelen “Sıfır Günü” kavramı da bu önemli soruna dikkat çekmek için kullanılmıştır.
Dünyada ilk olarak bu kavram Güney Afrika Cumhuriyetinin başkenti Cape Town’da kullanıldı. Cape Town‘da su tüketimini azaltmaya yönelik tedbirler yetersiz kalınca, yapılan hesaplamalara göre suyun tükeneceği gün olarak 22 Nisan‘ı ‘’Sıfır Günü‘’ (Day Zero) ilan ettiler.

Dünya’da birçok ülkenin hazırlık yaptığını söylemiştiniz. Sizce Sıfır Günü için neler yapılmalı? Ülkemiz böyle bir duruma ne kadar hazırlıklı ve Dünya çapında ne gibi önlemler alınıyor?

Aslında Cape Town da bu farkındalık ortaya çıktıktan sonra dünyada birçok ülke farkında oldukları ama pek dikkate almadıkları bu sorunla yüzleşme vakti geldiğini anladı. Ve bu nedenledir ki Dünyada başta su fakiri ülkeleri olmak üzere tüm gelişmiş ülkeler su tüketimini azaltmak ve doğru kullanmak adına tedbirlerini almaya başladılar.

Mesela Cape Town’ı örnek verdik bu konunun başlangıcı olarak. Orada Sıfır Günü önlemi olarak ilk önce günlük su kullanımına kısıtlamalar getirildi. 85 litre olan kişi başı gülük su kullanımı ilk önce 50 litreye sonrasında 25 litreye düşürüldü.

Tabi Cape Town da alınan bu önlem bu işin en uç noktası. Gelişmiş ülkelerde henüz bu konu ile yüzleşmeden aldıkları önlemler ile biraz olsun kendi Sıfır Günlerini ötelemeyi amaçlamaktadırlar.

Örneğin yağmurlu havasıyla meşhur İngiltere de yağmur sularının depolanacağı rezerv alanlar yaratmak için yıllardır çalışmalar yapılmaktadır. Yine İngiltere’de ve birçok Avrupa ülkesinde evlerde kullanılan atık suları arıtmak, deniz suyunu arıtıp evlerde içme suyu dışında tüm su ile yapılan işlemlerde kullanmak gibi önlemler alındığını biliyoruz. Ve bu işlemler için Avrupa Birliği devletlerinin birçoğunun da ciddi yatırımlar yaptığını da görüyoruz.

Aslında alınacak önlemler çok basit. Bizim gibi ülkelerde büyük yatırımlar yaparak bu işin önüne geçmek yerine ilk önce halkı bilinçlendirerek bu işe başlamak en doğrusu gibi geliyor bana. Nasıl mı? Her yerde, ekranlarda , sosyal medyada, billboardlarda ve siyasetçileri sürekli gündeme getirmesi ile konuyu akıllarda yer etmesini sağlamak. İnsanların suyu  kullanırken bir kez daha, bir kez daha  düşünmelerini sağlamak

Bunun yanında temiz su ve şebeke suları ile yapılan bahçe sulama, araç yıkama,  apartman temizliği gibi bol su harcanan işlemler için kuyu sularının kullanılması gibi basit önlemlerin alınması gerekmektedir.

Yağmur sularının çatılardan toplanıp depolanması, evlerde kullanılan el yıkama gibi su giderlerinin tuvaletlerdeki sifon suyu olarak kullanılmasını sağlayacak  sistemlerin kurulması yine bireysel olarak alınacak önlemlerdendir.

Yapılması gereken hazırlıklar açısından özellikle ‘Sürdürülebilir Peyzaj’ anlayışını nasıl konumlandırabiliriz? Sürdürülebilir çalışmalar neden önemli?

Zaten bu işin temelinde sürdürülebilirlik kavramı var. Su da Sürdürebilirlik kavramının en önemli bileşenlerinden birisi.  Dünya üzerinde kullandığımız tüm kaynaklar hızla tükeniyor. Bu kaynakları korumak ve devamlılığını sağlamak için Sürdürülebilir Enerji, Sürdürülebilir Peyzaj Kavramlarını iyi anlamak gerekiyor.   Bizim mesleğimizi de direkt olarak ilgilendiren bu konuda, bu bağlamda üretilecek projelerde gerekli hassasiyetin gösterilmesi çok değerli olacaktır.

Biz Peyzaj Mimarları çok kritik bir noktada yer aldığını düşünüyorum. 
Kullandığımız bitkilerden, su sistemlerine, malzeme seçimlerine kadar hepsi Sürdürülebilir Peyzaj kavramı ile ilişkilidir.

Çevre sorunlarıyla ciddi biçimde karşı karşıya kaldığımız günümüz dünyasında ‘Peyzaj’ın önemi nedir sizce? Peyzaj tasarım ve uygulamalarında neler yapılmalı?

Bir önceki sorunuzda da söylediğim gibi Peyzaj Mimarlığı mesleği bu konu ile direkt iç içedir ve çözüm önerilerini sunacak meslek disiplinlerinden birisidir. 

Artık bizler projelerimizi hazırlarken, çevre sorunlarını görmezden gelemeyiz.  Özelliklede kullanılan kaynakların tüketimi konusunda dikkat etmemiz gereken birçok etmen var. Örneğin Sert Zemin uygulamalarında kullanılan malzemelerin su geçirimliliği yüksek, doğal hayatın sürdürülebilirliğine mümkün olduğunca katkı veren malzeme ve detay çözümleri üretmek, yapılması gerekenlerin başında gelmektedir.  

Yapacağımız bitkisel projelerimizde mümkün olduğu kadar az su tüketen, yörenin iklimine uygun, projenin yapıldığı bölgeye özgü bitki türlerinin tercih edilmesi bir diğer dikkat edeceğimiz kriter olmalıdır.

Yanlış sulama sadece bitkiye zarar vermiyor ve büyük bir israf oluşuyor. Peyzaj tasarımlarında su kullanımıyla ilgili neler söylersiniz? Bu konuda yapılan yanlışlar nelerdir? Su tüketimi açısından ne kadar bilinçliyiz? Bu duruma özellikle peyzaj mimarları ne kadar duyarlı?

Hepimiz biliyoruz ki Bitkilerin hayatta kalabilmesi için “Su ve Güneş” en önemli ihtiyaçtır. Sadece bitkiler için değil tabi, aslında tüm yaşam döngüsünün olmazsa olmazıdır bu iki kaynak. Ama bu demek değildir ki,  sürekli sulama yapmak, sadece su ihtiyacını karşılamak her bitki için doğru bir yöntemdir.

Bitkisel materyalin hayatta kalabilmesi için hangi bitkinin ne kadar su ihtiyacı olacağını bilmek, ona göre su israfını en aza indirecek sulama sistemini kurmak doğru bir uygulama yöntemi olacaktır. Bundan daha da önemlisi artık proje yapılan yörenin bitkilerini kullanmak, su ihtiyacı minimum olacak bitkileri tercih etmek, buna proje aşamasında karar vermek Peyzaj Mimarı için en doğru seçenek olacaktır. Çünkü su kaynakları gün geçtikçe azalırken su ihtiyacı çok olan bitki tercihi Sürdürülebilir Peyzaj konusu ile çelişecektir.

Yapacağımız projelerde açık yeşil alanlarda artık su ihtiyacı maksimum düzeyde olan çim kullanımını mümkün olduğu kadar aza indirim, yine yörenin yer örtücülerini tercih etmek su israfını büyük ölçüde azaltacaktır.  Ayrıca bildiğimiz spring sulama yöntemlerinden kaçınmak, bitkiler için damlama sulama yöntemlerini tercih etmek de doğru bir yöntem olacaktır. Peyzaj Mimarları son yıllarda bu konuya oldukça dikkat ediyorlar aslında. Biliyorsunuz ben hem dünyadaki hem de ülkemizdeki meslektaşlarımızı ve çalışmalarını yakından takip ederim. Bunu yapılan projelerde açıkça görüyorum. Kurakçıl Peyzaj dediğimiz, bitki türlerinde yukarda bahsettiğim gibi minimum su tüketen bitkiler tercih ederek duyarlılıklarını gösteriyorlar. Ama çim kullanımı konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu konu da daha hassas olup yöresel yer örtücü bitki türlerini kullanımına önem göstermek gerekiyor gibi geliyor bana.

Daha önceki açıklamalarınızda Trabzon’un susuzluk sorunuyla karşılaşabileceğini söylemiştiniz. Trabzon gibi bir şehir nasıl oldu da böyle bir sorunla karşı karşıya kalabiliyor?

Aslında bu konu bizimde şaşırdığımız bir konu demek isterdim, ama maalesef son yıllarda Trabzon kent olarak öyle herkesin bildiği gibi ne yeşil bir kent ne de suyu bol.

Herkes yeşil biliyor çünkü Trabzon un kent dışındaki alanları yeşil. Kent olarak da kişi başına düşen yeşil alan miktarı yüzde 8 ile olması gerekenin çok altında. Doğal olarak bu da su kaynaklarının kalitesine ve sürekliliğine yansıyor. İklim değişikliğine bağlı olarak yılın her mevsimi, her ayında yağış olan Trabzon da neredeyse Eylül ve Ekim ayları içinde bir ay süre ile hiç yağış olmadı. Ve her şeyden önemlisi son 10 yıldır dere yataklarında kurulan Hidroelektrik Santralleri ( HES ),   doğal su kaynaklarını bilinçsizce kullanılmasına neden oldu. Buna bir de birey olarak bizlerin hem evlerimizde hem tarımsal sulamada bilinçsiz kullanımlarımız eklenince karşı karşıya olduğumuz bu sorun kaçınılmaz hale geliyor.

Burada asıl dikkat çekmek istediğim konu aslında Trabzon bile bu sıkıntı ile karşı karşıya kalabiliyorsa diğer şehirlerimiz, hatta ülke olarak bu konuyu dikkate almamızın vakti gelmiş ve geçmektedir.  İşte sorun olarak saydığım bu birkaç maddeye dikkat ederek önlem almaya başlayabiliriz. Su enerjisi yerine Güneş ve Rüzgar enerjisini tercih ederek mesela. Ki bu iki enerji kaynağında da ülke olarak çok zenginiz.

PTM Proje Tasarım Merkezi olarak uluslararası anlamda birçok projeye imza attınız. Sizin projelerinizde ‘Sıfır Günü’ kavramı nasıl hayat buluyor tasarımlarınızda?

Biz aslında ofis olarak da ben bireysel olarak da dünyadaki güncel çalışmaları, benzer ofisleri sürekli takip ediyoruz. Bu yüzden birkaç yıl öncesinden bahsettiğim Kurakçıl Peyzaj örneklerini, su ihtiyacı en az olan bitki tercihleri, çim alanların mümkün olduğu kadar az olması PTM Proje olarak projelerimizde sürekli gündemde tuttuğumuz konular. Hatta Sulama projeleri için yaptığımız projelerde öncelikle yağmur sularını değerlendirmeye çalışıyoruz. Bu seçenek eğer ki rantabl olmazsa, şehir şebeke suyunu kullanmamaya dikkat ediyor, kuyu kazarak her projenin suyunu kendi bölgesinden kullanmaya dikkat ediyoruz.

Kullandığımız malzemelerin su geçirgenliği olmasına özen gösteriyoruz. Düşük tüketimli LED teknolojisi kullanan uzun ömürlü aydınlatma ürünleri tercih ediyoruz. Hatta mümkünse bunların güneş enerjisi ile çalışanlarını kullanıyoruz.

Takip ettiğim kadarı ile sizlerde derginizde sık sık bu konu ile ilgili yayınlar yapıyorsunuz. Böyle önemli bir konuda sizlerin de gösterdiği hassasiyetten dolayı bir Peyzaj Mimarı olarak sizlere ve ekibinize ayrıca teşekkür ediyorum.

 

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz