Ziraat Yüksek Mühendisi Meral DOĞAN - Peyzaj Yüksek Mimarı İbrahim Halil HATİPOĞLU

Kentlerde gürültü, renkteki monotonluk ve estetikten yoksunluk insan psikolojisi üzerinde olumsuz etkiler yaratmakta, doğadan gitgide uzaklaşan insan, kentin yorucu ve stresli yaşamında bunalmakta, yenilenmek, huzur bulmak, dinlenmek için yeniden doğayı aramaktadır. Nüfus artışına paralel olarak çoğalan yapı alanları, ortam kirlenmesine kaynak olmaları yanında; kent ortamının sıcaklığını, toprak ve havasının nem ekonomisini ve hava hareketlerini, aynı zamanda pandemi koşulları 2020 yılı ile beraber hayatımızı, günlük rutinlerimizi değiştirmektedir.

Aslında kovid-19 pandemi süreci bizi ortak alanlarımızdan ‘engellemiş’, kısıtlı bir yaşantı sürmemize neden olmuştur ve aslında her bireyin bir engelli adayı olduğunu sorgulatmıştır. Ortak yaşam alanlarında engelli bireylerin katılımı ve erişilebilirliği genellikle göz ardı edilmiştir. Engel tiplerinin ve bu tiplere bağlı olarak bireyin bilişsel ve motor becerilerinin algılanabilmesinin tüm bireylerin eşit şekilde kullanabileceği alanların planlanmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Engelli bireylerin kendilerini daha rahat hissedebilmelerini, kentsel alanlarda toplum ile bütünleşmelerini ve dış mekânlarda daha fazla vakit geçirmelerini sağlamak ve iyileşmelerine katkı sağlamak amacıyla dış mekânların ve yeşil alanların engelli tiplerine uygun şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Peyzaj tasarımında kullanılan yapısal materyallerin tüm bireylerin kullanılabilirliğinin sağlanmasının yanında bitkilerin estetik, fonksiyonel, ekolojik ve eğitsel özellikleri göz önüne alınarak hortikültürel terapi kavramı irdelenmiştir.

Hortikültürel terapi, çocuk ya da yetişkin fiziksel veya zihinsel engelliler ile herhangi bir nedenle hastanede tedavi gören her yaş gurubu bireyin iyi olma halini destekleyen bitki, toprak ve doğa gibi elemanlara dayalı bir tedavi edici, eğitici, ve geliştirici aktiviteler bütünüdür.

Açık alanlar; insanların yaşantılarını sürdürdüğü, üzerinde yapı bulunan mekânların dışında kalan, ya doğal olarak bırakılmış, ya da rekreatif amaçları için ayrılmış kent parçalarıdır. Yeşil alanlar ise; kent ve kasabalarda insanların rekreatif faaliyetlerine ayrılan kent yönetimleri tarafından düzenlenen gezinti yolu, ağaçlı yol gibi ortak kullanım alanlarıdır (Yılmaz, 1998). Engellilerin ihtiyaç duyduğu kamusal alanların başında açık-yeşil alanlar gelmektedir fakat çoğu yerde olduğu gibi bu alanlarda da engelli bireyler göz ardı edilmiştir, planlamalar bu anlayışı kapsayarak yapılmamıştır.

Türkiye’de “engelli” kavramı 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 3. Maddesinin “C” fıkrasında tanımlanmıştır. Bu maddeye göre engelli; “doğuştan veya sonradan herhangi bir hastalık veya kaza sonucu bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle normal yaşamın gereklerine uymama durumunda olup; korunma, bakım, rehabilitasyon, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyacı olan kişi” olarak tanımlanmıştır (Artar ve Karabacakoğlu 2003).

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15‟i engellidir. Türkiye’de bu oran yüzde 12,29'dur. Ancak genelde, bu kesim toplumdan dışlanmakta ve ayrımcılığa uğramaktadır. Oysa ‘İnsan Hakları’, herkes için geçerlidir. BM, engellilerin, haklarını güvence altına alınmak üzere 2008’de “Engelli Hakları Sözleşmesi”ni kabul etmiştir. Sözleşme; engellilerin, yardıma gerek duymadan, insan onuruna uygun yaşamalarını, yaşamın tüm alanlarında “eşit şekilde” var olabilmelerini sağlama amacı taşır (Kaya, 1982).

Doğuştan ya da sonradan meydana gelen ve insanın yaşam kalitesini etkileyen problemlerin (ruhsal çöküntüler, hastalık ya da kaza nedeni ile oluşan sakatlıklar vb.) çözümü için tedavi edici etkisi nedeni ile bitki ve doğal elemanların kullanılması bilinen en eski tedavi araçlarından birisidir. Bazı araştırmacılar kentlerde yaşamanın insan doğasına aykırı olduğunu insanın doğası gereği, doğa ile iç içe olması gerektiğini, hastalıkların temel kaynağının da kentlerde yaşamdan kaynaklandığını savunur. Bitki ve insan arasındaki bu sıkı ilişki, tohumun besine dönüştürülmesi ile başlamıştır. Bitkilerin tıbbi amaçlı kullanılmasının kökeni ise eski çağlara kadar uzanır. Doğada bulunma ve doğada yapılan her türlü aktivite içinde pasif ya da aktif olarak yer almanın insan sağlığı üzerinde olumlu etkileri bitkilerin bireyler üzerinde sakinleştirici ve ağrı kesici etkisi bilimsel araştırmalarla ispatlanmıştır (Söderback et al., 2004).

Hortikültürel terapi, bitki ve doğa ile tedavi olma, iyi olma durumu olarak tanımlamak mümkündür. Canada Hortikültürel Terapi Birliğinin (Canadian Horticultural Therapy Association) tanımına göre ise bitkiler, hortikültürel aktiviteler ve tasarlanmış özel bahçelerdeki katılımcıların iyi olma hallerini destekleyen eylemlerin bütünü olarak tanımlar.

Amerikan Hortikültürel Terapi Birliği‟nin (American Horticultural Therapy Association) tanımına göre ise, hortikültürel terapi eğitimli bir terapist tarafından belirli tedavi amaçlarına ulaşmak için yapılan her türlü bahçe, doğa ve bitki (yetiştirme gibi) ilgili aktiviteleri içerir (Uslu ve Shakouri, 2012).

Doğanın ve bitkilerin insanlar üzerindeki bu olumlu etkileri göz ardı edilemeyip tedavi aracı olarak kullanılması gereklidir. Bahçe terapisi olarak da adlandırılan bu tedavi sistemi engelli bireylerin bitkilerden faydalanarak bahçe faaliyetleri ve doğayla temas kurarak el ve göz koordinasyonunda gelişim, kas ve eklemlerde güçlenme, koklama, dokunma, görme, tatma gibi duyuların uyarılması, bitki bakımı ve gelişiminin takibi sayesinde gözlem, araştırma, merak gibi duyguların gelişimi sağlanır, problem çözme, karar verme ve yaratıcılık hissi uyandırır, sürekli bir öğrenim süreci başlar, bu gözlemler engelli bireyde fiziksel ve zihinsel olarak iyileşmeye katkı sağlar.

Hortikültürel terapide fiziksel aktiviteler, kasların canlanmasına ve kas gruplarının (hafif ve sürekli taşıma ile) güçlenmesine yardımcı olur (Karaelmas, 1998). Felçli hastalar ve beyin kazası geçirmiş olan hastalar da el ve parmak hareketi koordinasyon ve kontrolündeki iyileşme, bitkilerin taşınması ve üretilmesi tekniği ile başarılmıştır. Bu tip hastaların duyularının iyileşmesi sağlanmakta, algılama yetenekleri güçlenmektedir. Engellilere yönelik hortikültürel terapi bireyin genel olarak iyi olma halini desteklemek amacı ile bahçe, toprak ve doğa içinde bulunması, ilgilenmesi ve aktivitelerde yer almasını kapsar (Söderback ve ark 2004; Yavaş ve ark., 2020).

Çevre bileşenlerinin yanı sıra bahçenin ihtiva ettiği birtakım özelliklerin de iyileştiricilik etkisinin artırabildiği, rekrasyonel imkana elverişli dış mekanlarda, söz konusu bireyler için uygun ortam sağlanmalıdır. Hortikültürel terapide bahçe, engelli bireylerin kendini yalnız hissetmeyeceği ve iyi olma halini yansıtabilecekleri bir alan olarak planlanmalıdır.

Bu bilgiler ışığında ortak kullanım alanlarının genel yapısının engelli dostu planlanması için çözüm önerileri getirilmesi, bu konuda örnek peyzaj tasarımı yapılması gerekliliği ortaya konulmuştur.

KAYNAKLAR

Artar, Y. Karabacakoğlu ,Ç, Aralık 2003, “Engellilerin Toplumsal Gelişimine Yönelik Proje Ortez Ve Tekerlekli Sandalyenin Üretimi, Standartları Ve Pazar Potansiyeli”, Milli Prodüktivite Merkezi, Ankara.

Karaelmas, O., 1998. Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Saray Rehabilitasyon Merkezi Dış Mekan Planlaması. Dalı Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, AÜ Fen Bilimleri Enstitüsü, Ankara.

Kaya, 1982. Engelli İnsanın hakları, s. 113. 52 RG, 18.10.1982, Sayı: 17842.

Söderback, I., and Söderström, M., and Schälande, E., 2004. Horticultural Therapy:THA Healing garden and Gardening in Rehabilitation Measures at Danderyd Hospital rehabilitation Clinic, Sweden. Pediatric Rehabilitation, Vol:7, No:4 245-260.

Uslu, A., Shakouri, N. 2012. Zihinsel ve Fiziksel Engelliler İçin Hortikültürel Terapi. Kastamonu Üni., Orman Fakültesi Dergisi, 2012, 12 (1): 134-143.

Yavaş, R., Aslan, E., Açıkça, F., Özer, M.,Çalışkan, A. B. & Çifçi Kuyumcu, F. (2020). Bakım merkezlerinde bir sosyalleşme aracı olarak hortikültürel terapi’nin kullanımı. Ufkun Ötesi Bilim Dergisi, 20 (1), 223-231.

Yılmaz B. 1998. Bartın Kenti Açık ve Yeşil alan Sisteminin Saptanması Üzerine Bir Araştırma, Peyzaj Yüksek Mimarlığı Tezi Z.K.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı, Bartın.

Bu Gönderiyi Sosyal Medyada Paylaş

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Karadayı24 Eylül 2021, Cuma - 21.15

Engelliler ile ilgili duyarlılığınızı takdir ediyorum